Pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Pazarlama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Su ürünleri tüketicileri için nitelikli içerik bir ihtiyaçtır.

Su ürünlerinin insan sağlığına fayda açısından dünyadaki en doğru protein, yağ, vitamin ve mineral kaynağı olduğu artık tüm dünyada kabul edilmiş bir gerçek. Besin kompozisyonunun yanında elde edilebilirlik maliyeti ve işlenmemiş hallerinin kısa süre içinde tüketilme gereksinimi, su ürünlerini nitelikli besin kaynaklarının başında bir yerlere konumlandırıyor.

Avrupa, Amerika su ürünleri tüketimi konusunda önemli pazarlar. Ülke devletlerinin ilgili merciileri kendiliğinden yada firmalar bulabildikleri her mecrada işlerini ve kendilerini halka tanıtarak su ürünleri tüketimini arttırmaya yönelik çalışmalarını iyi bir yol haritasının içine konumlandırdığı doğru materyallerle ve mecralarla yapıyor.

Türkiye için duruma göz attığımızda ise bu durum göze çarpan haliyle üzerinde ürünlerin reklamlarının yer aldığı broşürler, TV reklamları yada sosyal medya mesajlarından ibaret gibi görünüyor. Türkiye gibi önemli bir su ürünleri tüketimi potansiyeline sahip olan bir topluluğun bence eksik kalan yegane yanı, aslında su ürünlerini daha yakından ve çok yönlü olarak tanıyabilmek.



Bir üreticinin ürettiği su ürünlerini pazara sunması için artık yalnızca besin içeriği yönünden güçlü bir materyale sahip olması yetmiyor. Artık tüketici bu ürünün hikayesini de merak ediyor ve araştırıyor. Tüketicinin bu talebini fırsata çevirmek ise yine su ürünleri üreticisine düşüyor: nitelikli içerikler.

Su ürünlerini tüketenler için üretilebilecek içeriklerin arasında pek çok başlık var. Kültür yoluyla elde edilen su ürünlerinin getirdiği avantajların yer aldığı küçük bir broşür yada tezgahtaki taze balığın nasıl seçileceğini anlatan iki sayfalık mini bir kılavuz; hatta üreticinin sattığı su ürünlerini nasıl kolay, hızlı ve lezzetli bir şekilde pişirebileceğini öğrenebileceği bir kitapçık bile markanın tüketiciye verdiği değeri gösteren küçük ama önemli birer materyal olacaktır.

Türkiye’deki su ürünleri pazarında kendine yer açmak niyetinde olan her su ürünleri üreticisinin Türk insanı ile öyle yada böyle bir şekilde iletişim kurması gerekiyor. İşe başlanması gereken yer ise bir üretilen içeriklerin konacağı bir web sitesi ve içeriklerin paylaşılarak bilinirliğin arttırılacağı bir kaç sosyal medya hesabı. Her şey içeriğin kalitesine bağlı; bilgilendirici, ilgi çekici ve nitelikli metin, ses, video ve animasyon içerikleri markanızı önce bilinir yapacak daha sonra tercih edilir kılacak.

Su ürünleri sektörü için nitelikli içerik üretimi sektör içi iletişim ve bilişim altyapısında yeni bir istihdam alanının da önünü açacak. Su ürünleri yetiştiriciliği sektörünü tanıyan ve aynı zamanda müşteriler ve potansiyel müşteriler ile doğru bir şekilde iletişim kurmayı başarabilen kişiler, üreticilerin ürünlerini doğru bir şekilde anlatmalarına aracılık eden önemli bir konumda yer alacak. Su ürünleri tüketicisine ulaşmak isteyen her üreticinin, üretici birliğinin, kooperatifin çevresi ile doğru bir şekilde iletişim kurabilmesi ve etkileşimlerini yönetebilmesi için bugün sektörü tanıyan ve iletişim alanında doğru işler yapabilecek birileriyle çalışmaya başlaması gerekiyor. Yol uzun, üretimin tüketilmesi gerekiyor ve Türkiye, onlarla doğru iletişim kurmanızı bekliyor.

Tüketime sunulan her 5 su ürününün 1 tanesinin etiketi yanlış bilgi veriyor

Karadeniz somonunuzu nasıl alırdınız?

Özellikle Akdeniz'deki su ürünü olarak ticari değeri olan türlerin soylarının devamını sağlamak ve doğru boydaki balıkların pazara çıkması için girişimlerde bulunan Oceana tarafından yayınlanan yeni bir araştırma, su ürünleri pazarında var olan menülerde yada etiketlerdeki bilgilerin 1/5'inin yanlış olduğunu ortaya koydu. Araştırmaya konu olan bilgiler, dünya çapında 25.000 su ürününün incelenmesiyle elde edildi.

Bu yanlış bilgilendirme ve etiketlemeler yüzünden dünyadaki bir çok insanın göreceli olarak daha az değerli olan su ürünlerini daha değerli olan türler sanarak yemiş oldukları düşünülüyor. Bu davranış bir "sahtekarlık" olarak düşünüldüğünde, sahtekarlığın en fazla fileto formunda sosla birlikte sunulan Asya yayınbalığında yapıldı. Bu balık göreceli olarak daha pahalı ticari değere sahip olan levrek, morina ve orfozun da yer aldığı 18 türün yerine geçti.



Ocena'nın yayınladığı rapor 55 ülkedeki 200'ün üzerindeki araştırmanın bir meta-analizini sunuyor. Yalnızca İtalya'daki örneklenen ve araştırmacılar tarafından levrek, orfoz ve kılıç olarak örneklenen balıkların %82'sinin farklı tür olduğu görüldü. Bünyesindeki civa miktarı son derece fazla olan ve tüketiminde dikkat edilmesi gereken kral uskumrunun Güney Afrika'da barakuda ve görsel olarak barakudaya benzeyen wahoo olarak satıldığı gözlendi. Hong Kong'daki 29 deniz tarağı örneklemesinin ise yalnızca 1 tanesinin gerçekten deniz tarağı olduğu ortaya çıktı.



Araştırmayı interaktif hale getirmeyi amaçlayan araştırmacılar, ellerindeki verileri bir harita üzerinde sundular. Hakemli kağıtlar, DNA analizleri, gazete araştırmalarına barındıran veriler arasında da Oceana'nın kendi araştırma verilerinin de bir kısmı yer alıyor. Raporun genelinde perakende, toptancı ve ithalatçıların her kademesinde yalnış etiketlemelerin var olduğuna dikkat çekiliyor.

Su ürünlerinin etiketlenmesinde yapılan sahtekarlıklar, harita üzerinde pembe ve koyu kırmızı arasında derecelendirilmiş. Fransa, İtalya ve Türkiye hattındaki Güney Avrupa bölgesine baktığımızda su ürünleri etiketlerinin güvenilirliği konusunda genellikle koyu kırmızı derecelendirme yapılmış. Türkiye'deki tek örnekleme ise Ankara'dan.

Ocena'nın yeni araştırmasına buradan göz atabilirsiniz. Raporu indirmek için buraya tıklayın.

nytimes.com kaynağındaki makaleden yola çıkılarak Türkçe'ye adapte edilmiştir.