Full width home advertisement

Post Page Advertisement [Top]

 

İnsan yaşamı için oldukça tehlikeli bir ağır metal olan ve normal şartlar altında, oda sıcaklığında sıvı halde bulunan beş elementten birisi olan civanın, Basel Üniversitesi tarafından yürütülen bir araştırma neticesinde, denize nasıl karıştığı daha da netlik kazandı.

Özellikle insan tüketimi söz konusu olduğunda, doğrudan denize ve oradan da deniz ürünü olarak tükettiğimiz mahsüllerin bünyesine girerek orada biriken, bu ürünleri tüketmemizin ardından da bizim vücudumuza girerek önemli sağlık sorunlarına neden olan bazı maddeler, deniz ürünlerinin insan tüketimi için güvenliğini sorgulamamıza da neden olurken başa çıkmamız gereken ve sağlığımızı doğrudan etkileyen bazı hastalıkların oluşmasına ve sonradan gelişmesine de neden oluyor.

Kısa bir süre önce Türkçeye çevirisi yapılan ve ilk olarak da  Amerikan Çevre Ajansı tarafından yayınlanan Hamilelikte Deniz Ürünleri Tüketimi Rehberi isimli rehberde de belirtildiği gibi civa, özellikle hamilelik esnasında anneden bebeğe geçerek bebeğin beyin ve sinir sistemi gelişimini fazlasıyla olumsuz şekilde etkileyen bir madde. Bu nedenle güvenilir deniz ürünleri tüketiminin sağlanması tüm anneler ve anne adayları için dikkat edilmesi gereken bir konu.

Civanın deniz suyuna karışımı, geleneksel olarak endüstriyel tesislerin kontrolsüz şekilde ve herhangi bir filtreden geçirilmeden havaya saldıkları dumanların içinden yoğunlaşarak yağışlarla tekrar suya geçmesi şeklinde tarif ediliyordu fakat, artık gaz değişimlerinin de deniz suyunun civayla kirlenmesi üzerinde etkisi olduğuna dikkat çekiliyor.

Madencilik aktiviteleri ve kömür yakan termik santraller vasıtasıyla her yıl doğaya 2000 ton civanın karışıyor ve ardından bu civa, toprak su ve hava arasında karmaşık bir döngü içine girerek çeşitli kimyasal formlar arasında dönüşerek dolaşım halinde kalıyor. Örneğin deniz ürünlerinde sıkça rastlanan formu metil civa. Çocuklarda ve henüz doğmamış bebeklerde beyin gelişimi ile sinir sistemini etkilerden yetişkinlerde kardiyovasküler hastalıkların gelişmesinde rol oynuyor.

Basel Üniversitesi Çevre Bilimleri Bölümü'nden biyojeokimyacı Martin Jiskra, "İnsan faaliyetlerinin sanayileşmenin başlangıcından bu yana yüzey okyanuslarındaki cıva miktarını üç katına çıkardığı tahmin ediliyor" diyor. Daha önce uzmanlar, cıvanın okyanusa öncelikle yağış yoluyla girdiğini varsayıyordu. "Ancak bunlar sadece varsayımlar, çünkü deniz üzerinde yağış için toplayıcı istasyonlar yok."

Kimyasal parmak izi, civanın denize nereden girdiğini anlamaya yarıyor

Jiskra, Nature dergisinde yayınlanan bir çalışmada bildirdiği gibi, şimdi bu bilgi boşluğunu Aix-Marseille Üniversitesi, Paul Sabatier Üniversitesi Toulouse ve Fransız Ulusal Bilimsel Araştırma Merkezi'nden (CNRS) meslektaşları ile işbirliği içinde kapattı.

Bunu, araştırmacıların cıvanın yağıştan mı kaynaklandığını yoksa gaz değişimi yoluyla denize mi girdiğini ayırt etmelerini sağlayan yeni bir yöntem kullanarak deniz suyu örneklerini analiz ederek yaptı. "Parmak izi" olarak bilinen bu teknik, izotop olarak bilinen, doğal olarak oluşan cıva atomları arasındaki küçük ağırlık farklarının ölçülmesine dayanıyor.

Örnekleri toplamak için Jiskra, Akdeniz'de birkaç tekne gezisine çıktı ve burada Marsilya kıyılarından 1.400 metreye kadar değişen derinliklerde 20 litrelik bir dizi su örneği topladı. Kuzey Atlantik'teki araştırma gemileri tarafından toplanan örneklerden ek veriler elde edildi.

Civa döngüsünü daha iyi anlamak

Analizler, önceki varsayımların aksine, denizdeki cıvanın sadece yarısının yağıştan kaynaklandığını, diğer yarısının ise gaz halindeki cıva alımı nedeniyle okyanuslara girdiğini ortaya koydu. Jiskra, "Şu anda yağıştan kaynaklanan katkı muhtemelen fazla tahmin ediliyor" diyor. Bunun yerine, bitkiler tarafından cıva alımının, toprakta güvenli bir şekilde tutulduğu ve insanlar için daha az risk oluşturduğu karada birikecek ağır metalin daha fazlasını yönlendirdiğinden şüpheleniyor.

Jiskra, yeni bulguların, 133 ülkenin cıva emisyonlarını azaltmayı taahhüt ettiği 2013 Minamata Sözleşmesi'nin uygulanması için de önemli olduğunu ekliyor: "Yağmur yoluyla denize daha az cıva girerse, emisyonlardaki bir azalma, deniz suyundaki cıva seviyelerinin beklenenden daha hızlı düşmesine neden olabilir."

sciencedaily.com'daki yazıdan Türkçe'ye çevrilmiştir. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bottom Ad [Post Page]