Full width home advertisement

Post Page Advertisement [Top]


Küresel ölçekte pek çok etki yaratmış olan COVID-19'un insanlar ve hatta ekonomiler üzerinde yarattığı şoklar, deniz ürünleri sektörü için çok önemli bir fırsat penceresi açabilir.

Yeni yayınlanan bir Worldfish araştırma makalesi, küresel deniz ürünleri sektörünün koronavirüs krizinin ilk aylarına verdiği tepkileri analiz etti. Gıda sistemlerinin öngörülemeyen zorluklar karşısında nasıl direnç oluşturabileceğine odaklanan araştırma, düşük ve yüksek gelirli ülkelerdeki deniz ürünleri endüstrisinin koronavirüs tepkilerini karşılaştırıyor.

Rapor, mevcut ekonomik yapıların deniz ürünleri tedarik zincirlerini COVID-19 gibi şok olaylarına karşı savunmasız bıraktığını ortaya koyuyor. Ayrıca, sürekli koronavirüs enfeksiyonları dalgalarının deniz ürünleri sektörünü kritik bir şekilde zayıflatabileceği ve düşük gelirli ülkeleri uzun süreli beslenme krizleri riskiyle karşı karşıya bırakabileceği konusunda uyarıyorlar. Bununla birlikte, politika yapıcılar ve endüstri oyuncuları pandeminin derslerine uyum sağlayabilir ve bunlardan öğrenebilirse, küresel deniz ürünleri sistemi daha dayanıklı hale gelebilir ve herkes için kritik olan gıda güvenliği sağlayabilir.

Karantinanın mikro ve makro düzeyde etkileri

Araştırmacılar, deniz ürünleri sektörünün Covid-19'a tepkilerini haritalandırarak halk sağlığı müdahalelerini ve deniz ürünleri tedarik zincirlerinde daha sonra yaşanan aksaklıkları belirlediler. En bariz halk sağlığı müdahaleleri, kilitlenme ve resmi “evde kalma” emirleri şeklinde geldi. Bunu başlangıç noktası olarak alan araştırmacılar, deniz ürünleri tedarik zincirini talebe, dağıtıma, işgücüne ve üretime dayalı olarak analiz ettiler.

Deniz ürünlerine olan talepteki değişimler

Veriler, Çin'de Covid-19 salgınlarının ortaya çıkmasıyla deniz ürünlerine olan talebin önemli bir darbe aldığını gösteriyor. Ocak ve Şubat 2020'deki erken kilitlenmeler, restoran ve yemek hizmetleri sektörünü kapatarak yüksek değerli deniz türlerini olumsuz etkiledi. Çin, dünyanın en büyük deniz ürünleri üreticisi, tüketicisi ve ihracatçısı olduğu için, tedarik zincirinin diğer unsurlarına çevrilen tüketici talebinin azalması hissedildi. En dikkat çekici etki, Mayıs ayında toparlanan Şubat ayında ithalat hacimlerindeki düşüştü. AB'de sadece Şubat ve Mart aylarında başlayan benzer talep eğilimleri görüldü. AB'deki restoran kapanışları, ithal edilen canlı balıklarda yüzde 30'luk bir düşüşe karşılık geldi.

Düşük gelirli ve gıda açığı olan ülkeler için, kilitlenmeler hane gelirlerini düşürdü ve balık gibi besleyicilik yoğun gıdaların daha az satın alınmasına yol açtı.

COVID-19'un deniz ürünleri dağıtımına olan etkileri

Dağıtım cephesinde, tecritler ve karantina önlemleri, deniz ürünleri ticaret akışlarında önemli aksaklıklar anlamına geliyordu. Ocak ve Mayıs 2020 arasında, talep, arz ve liman kapanmalarındaki değişikliklere yanıt olarak deniz ürünleri sevkiyatları yeniden yönlendirildi veya tamamen durduruldu. Balık ve kabuklu deniz ürünleri dağıtımı, Çin'in Ocak 2020'de canlı hayvan ithalatını yasaklama kararından da etkilendi. Hava taşımacılığının kısıtlanması da bir faktördü.

İptal edilen deniz ürünleri sevkiyatları, üreticileri ve distribütörleri malları için bir pazar bırakmadı. Sürekli kilitlenmeler aynı zamanda soğuk hava depolarının yerlerinin tükenmesi anlamına geliyordu. Daha zengin ülkeler için araştırmacılar, bazı distribütörlerin malları diğer pazarlara kaydırabildiğini belirtti. Ekvador, karides ihracatını Çin'den ABD ve Avrupa'ya yönlendirebildi ve Norveç, somonunu Çin yerine Brezilya'ya gönderebildi. Bununla birlikte, orta ve düşük gelirli ülkeler, aksaklıktan ikincil etkiler yaşadı. Normal deniz ürünleri ticaret akışı değiştiğinde, birçok gelişmekte olan pazar, ihracatta yüzde 50'ye varan bir düşüş gördü. Yerel piyasalar durgunluğun bir kısmını toplasa da, birçok düşük ve orta gelirli ülke deniz ürünleri açığına sahipti ve kilitlenmeye başladıkça değişken emtia fiyatları ile mücadele ediyorlardı.

İstihdam yönünden COVID-19 ve karantinanın etkileri

Karantinalar, deniz ürünleri tedarik zinciri genelinde istihdamda büyük kesintilere neden oldu. Bireysel düzeyde hızla artan işsizlik rakamları rapor edilmiş olsa da, kısıtlı işgücü arzının etkisi iş sektöründe de keskin bir şekilde hissedildi. İşgücü kıtlığının endüstri üzerinde ikincil etkileri oldu - kuluçkahanelerin, yem fabrikalarının ve işleme tesislerinin faaliyetlerini engelliyor.

Düşük gelirli ülkeler için, tecritlerin deniz ürünleri sektöründeki işçiler üzerinde feci etkileri oldu. Düşük gelirli ülkelerdeki deniz ürünleri işçileri geçici ya da serbest meslek sahibi olma eğiliminde olduklarından, hareket kısıtlamaları çoğu kez çalışamayacakları anlamına geliyordu ve bu da işsizlik istatistiklerinde ani artışlara yol açıyordu. Sürekli işsizlik, hane halkı gelirinde düşüşe neden olarak satın alma gücünü daha da kısıtladı.

COVID-19'un artışı ile üretim arasında ters büyüme ilişkisi var

Ekonomik veriler, deniz ürünleri üretiminin de Covid-19 vakaları ile birlikte azaldığını gösteriyor. Üreticiler balıklara yönelik tüketici talebini ölçmek için mücadele ettiklerinden dolayı, kesintiler su ürünleri üretimini düşürdü. Bazı üreticiler ekonomik belirsizliği beklemek umuduyla uzun büyüme dönemlerine sahip türler yetiştirdiklerini bildiriyorlar, ancak bu sadece kısa vadede işe yarayabilir.

Deniz ürünleri sektörünün üretim sonu, tedarik zincirindeki diğer bağlantılardan ikinci derece etkiler yaşıyor. İthalat kısıtlamaları, bazı balık çiftçilerinin anaçlara erişemediği, dağıtım ve talep sorunlarının satışları ve kar marjlarını olumsuz etkilediği ve kilitlenmelerin işgücü sıkıntısına dönüştüğü anlamına geliyordu. 

sciencedirect.com'daki yazıdan Türkçe'ye çevrilmiş ve adapte edilmiştir.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Bottom Ad [Post Page]