Ana içeriğe atla

Yılan balıkları ve efsanevi üreme göçleri


Yılan balıkları, muhteşem vücut tasarımları gereğince suyun altına indiğimizde genel olarak ilgimizi çeken balıkların başında gelir. Bizim karada görmeye alıştığımız ve ilginç şekilde neredeyse herkesin ilgisini ve saygısını hatta korkusunu kazanmayı başarabilmiş yılanlara olan benzerlikleri ile suyun içinde kolayca fark edilebilen bu balıklar henüz bilinmeyen bir çok şey var.


Yılan balıkları, sistematik olarak Anguilliformes adı verilmiş vücut tipine sahip. Anguilliformes terimini Türkçe'ye gövde biçimi olarak ‘yılansı’ olarak kolaylıkla çevirebiliriz.  Aynı zamanda, taksonomik dağılım içinde de benzer ismi alır yılan balıkları: Anguillidae. Biz bu vücut formunu daha önce Müren balığında da görmüş ve tanımıştık.

Genel dağılımlarına baktığımızda, 19 türü ve 6 alt türü ile genel olarak tatlı su yılan balıkları olarak adlandırılırlar. Yetişkin aşamada katadrom balıklar olarak tarif edilirler; yani tuzlu sudan tatlı sulara geçiş yaparak adapte olabilen canlılardır.

Deniz biyolojisi ve ticari yada araştırma odaklı su ürünleri yetiştiriciliğinde ele alınan kültürün yaşam evresine ve dair tüm detaylar bilinir ve bu bilgilerin ışığında türün gereksinimleri karşılanarak en yüksek oranda verim hedeflenir. İşte yılan balıklarındaki çok önemli bir süreçten henüz tam olarak emin değiliz: üreme gereksinimi için neden Sargasso Körfezi'ne efsanevi bir yolculuk yaptıkları.


Sargasso Denizi, Amerika kıtasının doğu yakasında, kıtanın tam ortasında ve Atlas Okyanusu'nun Amerika kıtasına doğru yükselişe geçmeye başladığı bir noktada yer alıyor. Yani Bermuda Şeytan Üçgeni'nin tam ortalarında bir yerde.

Yılan balıklarının erkek olan bireyleri genellikle 50-60cm , dişi olanları da 120-130cm aralığındaki uzunluklara ulaşırlar. Türden türe farklılıklar göstermekle birlikte çoğunukla yandan zeytin yeşili, üstten koyu kahverengi yada siyaha yakın ve alttan da açık renkli bir renk kombinasyonuna sahip olurlar. Türkiye için konuşmak gerekirse eğer, Ege, Akdeniz ve Karadeniz'e dökülen büyük deltalarda sıklıkla bulunurlar. Örneğin Silifke'deki Göksu Deltası, Yunanistan sınırındaki Meriç Nehri deltası yada Ege'ye dökülen Gediz Deltası'nda yılın belli zamanlarında bol miktarda avcılığı yapılır.

Sargasso Körfezi'nde yumurtadan çıkan larvalar, okyanuslardaki akıntıları efektif kullanarak anne ve babalarının yaşadıkları akarsulara geri dönme eğilimi gösterirler. İlk aşamada yalnızca şeffaf birer kurtçuktan (cam / sarı yılan balığı) hallice olan bu balıkların ana vatan kabul ettikleri sulara dönmeleri 2 seneden fazla sürebilir.

Balıkların anne ve babalarının yaşadıkları sulara gelen yeni bireyler, akarsuların denize döküldükleri yerlerde bir süre avlanma ve beslenme ile zaman harcar. Yolculuk boyunca ortalama olarak 7-9cm aralığındaki bir uzunluğa erişen yılan balıkları, bu sularda yaşarlarken renklenme oluşumlarını da tamamlarlar. Pigmentasyonunu tamamlayan yılan balıkları artık Elver olarak adlandırılır. Yavruların bir kısmı akarsuların içlerine girerek tatlı sularda yaşamaya başlarken bir kısmı da denizlerde kalır ve tuzluluğu az olan kıyı şeritlerinde yaşamlarını sürdürürler. Bu aşamada yavruların yaşayabilecekleri en büyük tehlike, başka etobur balıklara yem olmaktır.

Yılan balıkları, bu aşamada etobur balıklardan daha büyük riskler ile karşı karşıyadır: avcılık. Küçük göz açıklığına sahip olan fileler ve ağlarla akarsulardan süzülen yavrular, henüz büyümeye fırsat bulamadan avlanır ve tüketilir. Avrupa'da kendisine bol ve yüksek getirili bir pazar bulan bu aşamadaki yılan balıkları, aynı zamanda kültüre de alınarak yüksek besin değerli protein kaynağı olarak kullanılır.

İç akarsularımızda ve çevre denizlerimizde yaşayan yılan balıkları, ortalama 8-15 sene içinde yumurtlamak için tekrar Sargasso Körfezine doğru yola koyulur. Beslenme alışkanlıklarından tamamen vazgeçen balıklar, uzun ve yorucu üreme yolculukları boyunca yalnızca vücutlarında depoladıkları yağlardan ve protein rezervlerinden beslenirler. Yolculuğun başlamasını tetikleyen en önemli etmenin sıcaklık olduğu düşünülmektedir. Balıkların, içinde yaşadıkları suyun sıcaklığının düşmesiyle (Eylül ile Ocak ayları arasında) göçe başladıkları konusunda fikirler vardır.  Özellikle baraj gölleri ve iç sulardaki kapalı sistemlerde yaşayan yılan balıklarının geceleri ve özellikle yağmurlu havalarda karada da ilerleyerek denizlere yada akarsulara geçtikleri görülmüştür ki bu durum, yılan balıklarının kısa süreli de olsa nemli havalarda suyun dışında da kalabildiklerini doğrular niteliktedir.

Uzun süren göç yolu, Karadeniz, Ege ve Akdeniz'den gelen balıkların Cebelitarık Boğazı'nı geçmelerinin ardından Atlas Okyanusu'ndaki zorlu şartlarda yüzmeleri ve Bermuda Şeytan Üçgeni'nindeki Sargasso Denizine varmaları ile son bulur. Ortalama 1000 metre derinlikte milyonlarla ifade edilebilecek kadar çok yumurta döken dişi bireyin, bu fonksiyonunu yerine getirmesinin ardından öldüğü düşünülmektedir. Benzer şekilde yumurtalar için dölleme materyali olan spermlerini bırakan erkek birey de yaşamını yitirir. Bu döngü, yavruların anne ve babalarının yaşadıkları sulara dönme siklusu ile devam eder.

Fotoğraf kaynağı: https://goo.gl/IyYwsz

Son derece yağlı olan yetişkin yılan balıklarının etleri, besleyici ve faydalıdır. Tüketim biçimleri genel olarak ızgara, tava ve tütsüleme şeklindedir. Yılan balıklarının ormurgalarından başka herhangi bir iç ışınsal destek sistemine (kılçık vb…) sahip olmamaları onların tüketim esnasında kolayca temizlenmelerini ve rahatça tüketilmelerini sağlar.

Yakın zamanda, Japonya'da yılan balıklarının yapay ortamlarda yumurta vermeleri sağlanmış fakat yumurtadan çıkan larvalar uzun süre yaşamamıştır. Bilim insanları için hala araştırılmayı bekleyen önemli bilinmezlerden birisi olan yılan balığı göçünün temel şemaları arasında Sargasso Körfezi'nin morfolojik, fizyolojik, karakteristik ve manyetik özelliklerinin yer aldığı tahmin ediliyor. Özellikle tüm dünya tarafından bilinen ve hala büyük bir gizem olan Bermuda Şeytan Üçgeni'ne olan yakınlığı, bölgenin bu enteresan canlının hassas fizyolojisi üzerindeki etkisini araştırmak gerektiğini hatırlatıyor…

Ana fotoğraf: http://goo.gl/xISAVK

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Mavi yengeç: sürdürülebilir bir su ürünleri yetiştiriciliği alternatifi olabilir mi?

Mavi yengeç, Callinectes sapidus, Amerika kıtasındaki önemli nehirlerden birisi olan Mississippi'nin tarihi ve ekonomisi üzerinde uzun yıllardır çok önemli bir rol oynadı. Tüketiciler mavi yengeçten yapılmış olan atıştırmalıkların keyfini iştahla sürerken doğadaki mavi yengecin baş etmesi gereken önemli bir sorun var: popülasyondaki azalma. Bu, yereldeki balıkçıları da zora sokan önemli bir sorun. 2000'li yılların başında kurulan Mississippi Üniversitesi Mavi Yengeç Kuluçkahanesi, mavi yengeç yetiştiriciliğini gerçekçi hale getirmek üzerine çalışıyor. Çabalarının, balıkçılar için kültür yoluyla elde edilmiş mavi yengece bağlı bir ekonomi oluşturmasına ve balıkçıların ekonomilerine katkı sağlayacağını umuyorlar. Thad Cochran Ocean Springs Deniz Ürünleri Yetiştiriciliği Merkezi'nden Dr. Kelly Lucas, "Chesapeake Körfezi'nden mavi yengeç hasadı gerçekten çok düşük olduğunda bu fikir ortaya çıktı" diyor. "Maryland Üniversitesi, körfezdeki yabani hayata destek

Kaspersky ile dünyanın 2050 vizyonunda denize dair neler var?

Yaygın haliyle bilgisayar ve cep telefonları için antivirüs yazılımı olarak bildiğimiz Kaspersky, günümüzde oldukça revaçta olan futurizm ve futurist kurguların temel bileşenini oluşturduğu bir web sitesini yayına aldı. 2050 yılındaki dünyada olacağı öngörülen şeylerin kullanıcılar tarafından bir dünya haritası üzerine eklendiği sistemde teknolojik öngörülerin yanısıra uzay ve özellikle de tarıma yönelik fikirler de yer alıyor. Tarıma dair bazı öngörülerin içinde elbette ki denizle ilgili bazı fikirler var. İşte bunlardan bazıları... 2050 - Dubai - Dikey okanus tarımı Konumunun özellikleri ve tatlı su eksikliği şehri tarıma elverişsiz hale getiriyor. Bu yüzden gıda ithalatı şehir için bu kadar önemli bir masraf. Bölgedeki doğal kaynak eksikliğini telafi etmek için, Studiomobile'den İtalyan mimarlar, ekolojik olarak temiz ürünler yetiştirmek için bölgede ne kadar az kaynak bulunduğunu kullanan Deniz Suyu Dikey Çiftliği projesini geliştirdiler. Dünyadaki tüm tatlı suyun% 70'i tar

Hamsinin 11 faydası: Karadeniz'in mücevheri hakkında bilmeniz gerekenler

  Hamsi, Karadeniz ve bir iç denizimiz olan Marmara Denizi'nin bize sunduğu çok önemli ve faydalı bir değer. Kolay ve bol miktarda yapılan avcılığıyla hamsi, başta insan tüketimi olmak üzere, yem sanayisinin yanı sıra omega 3 yağ asitlerinin üretilmesinde de önemli rol oynayan bir balık. Hamsinin insanlar faydaları arasında kalp sağlığını, hücre ve doku onarımını, kemik sağlığını ve göz sağlığını desteklemeye, cildi ve sindirim sistemini iyileştirmeye,  kilo vermeyi teşvik etmeye, toksisiteyi önlemeye yardımcı olmak var ve hamsi, iyi bir b3 vitamini kaynağı olmasıyla ve demir eksikliğini gidermeye destek olmakla, insanlar için çok değerli bir deniz ürünü. Hamsi, dünya çapında kırmızı et yerine iyi bir alternatif olarak yenen ünlü ve vejeteryan olmayan bir lezzet haline gelen minik balıklardır. Bu özel balık türü, cildinizi beslemekten görme yeteneğinizi korumaya kadar birçok sağlık yararı sağlar. Çoğunlukla salatalarla birlikte tüketilen hamsi, kemiklerinizi güçlendiren fosfor v

Deniz ürünleri, bağışıklık sistemi ve D vitamini arasında bir ilişki var mı?

2020 Beslenme Yönergeleri Danışma Komitesi kısa süre önce, bebeklerde beyin ve göz gelişimini desteklemekten kalp ve beyin işlevini desteklemeye ve yetişkinler için sağlıklı kiloya kadar deniz ürünleri yemenin köklü, ömür boyu süren faydalarını yeniden onaylayan bir Bilimsel Rapor yayınladı. Peki ya D vitamini gıdalar hakkında neler biliyoruz? Çoğu insan deniz ürünlerinin kendileri için iyi olduğunu biliyor - her ne kadar haftalık olarak önerilen 200 - 300 gr veya 2-3 porsiyonu yemeseler bile, ancak, deniz ürünlerine dair dikkatin çoğu anlaşılır bir şekilde balıklarda bulunan güçlü omega-3 yağlarına odaklanyor. Omega 3 yağ asitleri, özellikle hamile anneler ve çocukları için çok önemlidir. Deniz ürünleri, nadir bir D vitamini kaynağıdır. Daha az öne çıkarılsa da, deniz ürünleri, yiyecekler arasında nadir bir D vitamini kaynağıdır. 2020 Beslenme Yönergeleri Danışma Kurulu'nun Bilimsel Raporu, D vitaminini “halk sağlığını ilgilendiren bir besin” olarak tanımlıyor çünkü sadece Amerik

Balıkların solungaçları nasıl çalışır?

 Dünyada yaşayan tüm hayvanlar, yaşamlarını devam ettirmek için nefes alıp verirler. Bazılarının vücutlarının içinde akciğerleri vardır, bazıları derileri vasıtasıyla havayı kullanır, bazıları ise daima açılıp kapanan solungaçlarını kullanarak yaşamları için gerekli olan oksijeni tedarik ederler. Yani kısaca, amaçları ortak olmakla birlikte bu amacı gerçekleştirmek için kullandıkları araçları farklıdır. Şu anda okuyabiliyorsanız muhtemelen insansınız. Bu, oksijeni ağzınız ve burnunuz vasıtasıyla vücudunuzun içine aldığınız ve atık olarak da aynı yollarla karbondioksiti vücut fonksiyonlarınızı yerine getirmek için dışarı verdiğiniz anlamına gelir. Solunum organlarınızı kullanarak aldığınız nefesiniz akciğerlerinizi doldurur ve havadaki oksijen buradan vücudunuzun geri kalanına dağılır. Nefes almamız için oksijene ihtiyacımız var. peki ya suyun altında yaşayan hayvanlar oksijeni nasıl alıyor? Tıpkı biz suyun üzerinde yaşamını sürdüren hayvanlarda olduğu gibi, suyun altındakiler

Somon, sardalya, uskumru ve ringa: Yemek için en sağlıklı 10 balık hangisi?

Dünya denizlerinde 32.000'den fazla balık türü var ve bunların neredeyse her birinin kendine ait karakteristik özellikleri var. Kendi çevremizden ve marketlerden tanıdığımız ürünler arasında olan konserve ton balığı ya da çeşitli formlardaki somon balıkları tüketebileceğimiz tek seçenek elbette ki değil.  Özellikle İspanya kıyılarından uskumrugillerden bir balık olan Bonito, mezgit, ringa ve tilapya gibi diğer balıkların da düzenli ve dengeli beslenme üzerinde önemli yerleri var. Yemek için en sağlıklı balık hangisi? İşi insanların beslenmesi üzerine olan uzmanlar her hafta en az iki porsiyon balık yenmesi gerektiğini üzerine basarak belirtiyorlar. Düzenli balık tüketiminin daha sağlıklı beyinle bağlantısı da var ve dahası, kardiyovasküler sağlığı da güçlendirirken aynı zamanda kilo kaybını da destekliyor. Balık tüketimi ile ilişkilendirilen bir diğer konu başlığı da, balığın bünyesindeki omega 3 yağ asitleri sayesinde kandaki lipidleri güçlendirip kalp rahatsızlıklarına karşı bi

Nasıl spirulina yetiştirirsiniz?

Spirulinaya genel haliyle bir kez daha bakacak olursak eğer, karşımızda, bünyesinde  yüksek protein barındıran bir alg (su yosunu) buluruz. Mikroskop altında bakıldığında sprialsi bir görüntüye sahip olan ve mavi-yeşil alglerin içinde yer alan siyanobakterlerden olan Spriulinayı kuruttuğunuzda elde ettiğiniz kütlenin büyük bir kısmının (60% ile 70% arasında) protein olduğunu görürsünüz. Bu oran, su ürünlerinden elde edilebilecek protein miktarları tablosu içindeki en iyi rakamlardan birine tekabul eder. Bu protein oranın yanında, düşük yağ ve birim kütle başına düşen yüksek mineral ve vitamin oranıyla bu alg, insanların ve diğer canlıların beslenmesi üzerine çalışan profesyoneller için üzerinde durulması ve çalışılması gereken önemli bir türdür. Spirulina’nın içinde neler var? Sucul bir canlı olan spirulinanın bünyesinde yer alan bazı maddeler aşağıdaki gibi: + Vitaminler: Beta Karoten, B1 Thiamine, B2 Riboflavin, B3 Niyasin, B5 Pantotenik asit, B6 Piridoksin, B9 Folate, B12 Colobalimi

Daha yakından tanıyın: Türkiye kıyılarından karidesler

  Çoğu insanın severek tükettiği ve pazarda taze, ayıklanmış, marine edilmiş ve ayıklanarak dondurulmuş formları bulunan karideslerin dünya denizlerinde onlarca farklı türü var ve karides yetiştiriciliği önemli bir su ürünü yetiştiriciliği alanı. Su ürünleri yetiştiriciliğinin ortaya çıktığı yer olan Çin ile yakın coğrafya Hindistan ve tabii ki A.B.D. karides yetiştiriciliği konusunda önemli çalışmalar yapan ülkelerin başında geliyor. Türkiye kıyılarından yakalanan hangi karidesler yenebilir nitelikte? Her ne kadar "Denizden babam çıksa onu bile yerim" mottosuyla hareket etsek de, özellikle kendi kıyılarımızda yer alan ve diğerlerine göre daha fazla tüketilebilir olan karidesleri tanımakla işe başlayalım. Palaemon longirostris, Metapenaeus monoceros, Penaeus japonicus, Penaeus japonicus, Penaeus semisulcatus, Penaeus kerathrurus bizim denizlerden en fazla çıkan karides çeşitlerimiz. P. longirostris genel anlamda en fazla yayılım göstermiş olan karides türümüz. Marmara deniz

Avokadolu karides salatası - Karidesle yapılabilecek yemekler - 2

    Sağlıklı bir şekilde beslenmeye gayret eden insanların öğünlerine güvenle alabilecekleri karides, salata olarak tükettiğimiz yeşilliklerle de kolaylıkla uyum sağlar. Avokado ise özellikle son yıllarda öğünlerimize giren ve bizim için göreceli olarak yeni bir gıda. İçindeki faydalı yağlarla beslenme uzmanları tarafından tavsiye edilen bir yiyecek. Malzemeler: 1 tane avokado 10 tane karides 1 tane göbek marul 3 - 4 dal maydonoz 1 çorba kaşığı zeytinyağı (veya pişirme kağıdı) İsteğe bağlı baharatlar Hazırlanışı: Temizlenmiş karideslerinizi bir kaşık zeytinyağıyla tavada pembeleşene kadar çevirin. Avokadonuzu küp küp doğrayarak derin bir servis tabağına alın. Göbek marullarınızı elinizle parçalayın, içinde avokadonuzun olduğu tabağın üzerine koyun. Bu tabağın içine tavada çevirdiğiniz karideslerinizi de koyun. Maydonozlarınızı da salatanızın üzerine ekleyin. Öneriler: Pazardan ya da marketten avokado alırken rengi koyu yeşil - siyah olanları tercih etmenizde fayda vardır. Bu koyu renk

Keyfinizin kâbusu balık kılçığı ve bunlardan kurtulma yolları

Hangi pişirme yöntemiyle yapıyor olursanız olun, balık kılçığı onu ikram ettiğiniz en az bir kişi için daima sorundur. Ağız sulandırıcı bir parça balık etini ağzınıza attığınızda dilinize yada ağzınızın içine batarak sizi rahatsız eden ve aldığınız tüm keyfi kaybettiren kılçıklarla neler yapabileceğinize bakacağımız kısa bir yolculuğa çıkıyoruz. Bu arada, kılçık yada etlerin içindeki kemik parçaları dünya üzerinde istenmeden, kazayla en fazla yutulan yabancı cisimler olarak kabul ediliyor. Yanlışlıkla yutulan kılçıkların etkilediği yerler arasında ağız içi, dil, yutak, yemek borusu, mide ve bağırsaklar var. Çoğu, genellikle herhangi fiziksel bir zarara neden olmadan sindirim kanalından geçip giderken bazen istenmeyen yaralanmalara da neden olabilmekte. Kılçıklardan kurtulmak içinse kusursuz bir gastronomi eğitimi almış olmanıza gerek yok, evde balık pişirirken de alacağınız bir kaç önlem sayesinde balık etindeki kılçıklardan kolaylıkla kurtulabilirsiniz. Bütün kılçıklar tehlikeli değil