Yılan balıkları ve efsanevi üreme göçleri

    Görüş yazın
    843
    görüntüleme

    Yılan balıkları, muhteşem vücut tasarımları gereğince suyun altına indiğimizde genel olarak ilgimizi çeken balıkların başında gelir. Bizim karada görmeye alıştığımız ve ilginç şekilde neredeyse herkesin ilgisini ve saygısını hatta korkusunu kazanmayı başarabilmiş yılanlara olan benzerlikleri ile suyun içinde kolayca fark edilebilen bu balıklar henüz bilinmeyen bir çok şey var.

    Yılan balıkları, sistematik olarak Anguilliformes adı verilmiş vücut tipine sahip. Anguilliformes terimini Türkçe’ye gövde biçimi olarak ‘yılansı’ olarak kolaylıkla çevirebiliriz.  Aynı zamanda, taksonomik dağılım içinde de benzer ismi alır yılan balıkları: Anguillidae. Biz bu vücut formunu daha önce Müren balığında da görmüş ve tanımıştık.

    Genel dağılımlarına baktığımızda, 19 türü ve 6 alt türü ile genel olarak tatlı su yılan balıkları olarak adlandırılırlar. Yetişkin aşamada katadrom balıklar olarak tarif edilirler; yani tuzlu sudan tatlı sulara geçiş yaparak adapte olabilen canlılardır.

    Deniz biyolojisi ve ticari yada araştırma odaklı su ürünleri yetiştiriciliğinde ele alınan kültürün yaşam evresine ve dair tüm detaylar bilinir ve bu bilgilerin ışığında türün gereksinimleri karşılanarak en yüksek oranda verim hedeflenir. İşte yılan balıklarındaki çok önemli bir süreçten henüz tam olarak emin değiliz: üreme gereksinimi için neden Sargasso Körfezi’ne efsanevi bir yolculuk yaptıkları.


    Sargasso Denizi, Amerika kıtasının doğu yakasında, kıtanın tam ortasında ve Atlas Okyanusu’nun Amerika kıtasına doğru yükselişe geçmeye başladığı bir noktada yer alıyor. Yani Bermuda Şeytan Üçgeni’nin tam ortalarında bir yerde.

    Yılan balıklarının erkek olan bireyleri genellikle 50-60cm , dişi olanları da 120-130cm aralığındaki uzunluklara ulaşırlar. Türden türe farklılıklar göstermekle birlikte çoğunukla yandan zeytin yeşili, üstten koyu kahverengi yada siyaha yakın ve alttan da açık renkli bir renk kombinasyonuna sahip olurlar. Türkiye için konuşmak gerekirse eğer, Ege, Akdeniz ve Karadeniz’e dökülen büyük deltalarda sıklıkla bulunurlar. Örneğin Silifke’deki Göksu Deltası, Yunanistan sınırındaki Meriç Nehri deltası yada Ege’ye dökülen Gediz Deltası’nda yılın belli zamanlarında bol miktarda avcılığı yapılır.

    Sargasso Körfezi’nde yumurtadan çıkan larvalar, okyanuslardaki akıntıları efektif kullanarak anne ve babalarının yaşadıkları akarsulara geri dönme eğilimi gösterirler. İlk aşamada yalnızca şeffaf birer kurtçuktan (cam / sarı yılan balığı) hallice olan bu balıkların ana vatan kabul ettikleri sulara dönmeleri 2 seneden fazla sürebilir.

    Balıkların anne ve babalarının yaşadıkları sulara gelen yeni bireyler, akarsuların denize döküldükleri yerlerde bir süre avlanma ve beslenme ile zaman harcar. Yolculuk boyunca ortalama olarak 7-9cm aralığındaki bir uzunluğa erişen yılan balıkları, bu sularda yaşarlarken renklenme oluşumlarını da tamamlarlar. Pigmentasyonunu tamamlayan yılan balıkları artık Elver olarak adlandırılır. Yavruların bir kısmı akarsuların içlerine girerek tatlı sularda yaşamaya başlarken bir kısmı da denizlerde kalır ve tuzluluğu az olan kıyı şeritlerinde yaşamlarını sürdürürler. Bu aşamada yavruların yaşayabilecekleri en büyük tehlike, başka etobur balıklara yem olmaktır.

    Yılan balıkları, bu aşamada etobur balıklardan daha büyük riskler ile karşı karşıyadır: avcılık. Küçük göz açıklığına sahip olan fileler ve ağlarla akarsulardan süzülen yavrular, henüz büyümeye fırsat bulamadan avlanır ve tüketilir. Avrupa’da kendisine bol ve yüksek getirili bir pazar bulan bu aşamadaki yılan balıkları, aynı zamanda kültüre de alınarak yüksek besin değerli protein kaynağı olarak kullanılır.

    İç akarsularımızda ve çevre denizlerimizde yaşayan yılan balıkları, ortalama 8-15 sene içinde yumurtlamak için tekrar Sargasso Körfezine doğru yola koyulur. Beslenme alışkanlıklarından tamamen vazgeçen balıklar, uzun ve yorucu üreme yolculukları boyunca yalnızca vücutlarında depoladıkları yağlardan ve protein rezervlerinden beslenirler. Yolculuğun başlamasını tetikleyen en önemli etmenin sıcaklık olduğu düşünülmektedir. Balıkların, içinde yaşadıkları suyun sıcaklığının düşmesiyle (Eylül ile Ocak ayları arasında) göçe başladıkları konusunda fikirler vardır.  Özellikle baraj gölleri ve iç sulardaki kapalı sistemlerde yaşayan yılan balıklarının geceleri ve özellikle yağmurlu havalarda karada da ilerleyerek denizlere yada akarsulara geçtikleri görülmüştür ki bu durum, yılan balıklarının kısa süreli de olsa nemli havalarda suyun dışında da kalabildiklerini doğrular niteliktedir.

    Uzun süren göç yolu, Karadeniz, Ege ve Akdeniz’den gelen balıkların Cebelitarık Boğazı’nı geçmelerinin ardından Atlas Okyanusu’ndaki zorlu şartlarda yüzmeleri ve Bermuda Şeytan Üçgeni’nindeki Sargasso Denizine varmaları ile son bulur. Ortalama 1000 metre derinlikte milyonlarla ifade edilebilecek kadar çok yumurta döken dişi bireyin, bu fonksiyonunu yerine getirmesinin ardından öldüğü düşünülmektedir. Benzer şekilde yumurtalar için dölleme materyali olan spermlerini bırakan erkek birey de yaşamını yitirir. Bu döngü, yavruların anne ve babalarının yaşadıkları sulara dönme siklusu ile devam eder.

    Fotoğraf kaynağı: https://goo.gl/IyYwsz

    Son derece yağlı olan yetişkin yılan balıklarının etleri, besleyici ve faydalıdır. Tüketim biçimleri genel olarak ızgara, tava ve tütsüleme şeklindedir. Yılan balıklarının ormurgalarından başka herhangi bir iç ışınsal destek sistemine (kılçık vb…) sahip olmamaları onların tüketim esnasında kolayca temizlenmelerini ve rahatça tüketilmelerini sağlar.

    Yakın zamanda, Japonya’da yılan balıklarının yapay ortamlarda yumurta vermeleri sağlanmış fakat yumurtadan çıkan larvalar uzun süre yaşamamıştır. Bilim insanları için hala araştırılmayı bekleyen önemli bilinmezlerden birisi olan yılan balığı göçünün temel şemaları arasında Sargasso Körfezi’nin morfolojik, fizyolojik, karakteristik ve manyetik özelliklerinin yer aldığı tahmin ediliyor. Özellikle tüm dünya tarafından bilinen ve hala büyük bir gizem olan Bermuda Şeytan Üçgeni’ne olan yakınlığı, bölgenin bu enteresan canlının hassas fizyolojisi üzerindeki etkisini araştırmak gerektiğini hatırlatıyor…

    Ana fotoğraf: http://goo.gl/xISAVK