Yerli balık, gürültü kirliliği ve sürdürülebilir balıkçılık

ÇevreKirlilikSu ürünleriSürdürülebilirlikYetiştiricilik

Yazar:

Su ürünleri yetiştiriciliği anlam olarak bakıldığında gerçekten geniş bir kavram. Genel olarak suda yaşayan bitkilerin ve hayvanların büyütülmesi, büyük hacimlerde kelp yetiştirmek yada evdeki küçük akvaryumlarda balık yetiştirmek aklımıza gelen ilk şeyler olabilir.

Geniş terminolojiye baktığımızda ise işin yalnızca akvaryum balığını tankın içinde tutmaktan çok daha fazlası olduğunu söyleyebiliriz. Biz şu anda bir arka bahçede yada binlerce dönümlük arazide yapılan ve herhangi bir ölçekte yapılan su ürünleri yetiştiriciliğine odaklanacağız.

Üzerinden defalarca geçildiği üzere, neredeyse yüzlerce yıl boyunca okyanusların ve denizlerin içindeki ürünler öylesine bol görünüyordu ki yürütülen herhangi bir insan faaliyetinin su ürünlerinin geleceğini etkileyebileceği düşünülmüyordu bile. Özellikle son yirmi yıl içinde böyle düşünmenin ne kadar yanlış olduğu uygulamalı bir şekilde görüldü. Bugün neredeyse Fransa’nın karasal yüz ölçümü kadar bir alan kaplayan plastik atıklar okyanusları işgal etmiş halde. İklim değişikliği deniz suyunu ısıtarak asiditesini etkiliyor. Aşırı avlanma pek çok türün soyunun sonunu getirdi ve deniz kirliliği yeniden kayda değer derece kritik seviyeye yükseldi. Bütün bunlara rağmen denizlerden elde edilen ürünleri besin kaynağı olarak kullanan insanlar halen okyanuslardan çok şey bekliyor. Bilim insanları ise bu beklentiyi karşılamak üzere çeşitli yollar araştırıyor.

2050 yılında denizlerde balıktan ağır plastik olacak

Yerel türler ve sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliği

Sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliği kısa ve net olarak denizleri, denizlerin gelişmesine izin verecek şekilde kullanma davranışı olarak tanımlanabilir. Fakat suda çalışırken daha kuru ortamlarda çalışanların uğraşması gerekmeyen bazı engeller var.

Kirlilik, su ortamında karada olduğundan daha farklı çalışıyor. Karada kirliliğin yeraltı sularına sızmasının nasıl engelleneceği yada havaya karışmasının önüne geçileceği konusunda endişelenmek gerekirken kirlilik unsuru suda bir kez bulunduğunda artık oradadır. Balık çiftlikleri kurgusal olarak suyun herhangi bir derinliğine kurulabilir bu da teknik olarak suyun herhangi bir derinliğine kirlilik bulaşabilir demek.

Temelinde balık çiftliklerinden kaynaklanan iki tür kirlilik gözlemlenir; çiftliklerde yaşayan balıklara verilen yemlerden kaynaklanan atıklar ve dışkılar. Bu şeylerin etkileri şiddetli olabilir, özellikle su ürünleri yetiştiriciliği yerli olmayan türlerle yapılıyorsa. Pek çok balık küçük bir alandadır ve ortaya çıkan atıklar daha konsantredir. Normal şartlar altında balıkların atıkları çevre için faydalı olsa da balık çiftliklerinden kaynaklanan atıkların etkileri son derece zararlı olabilir.

Atıklardan kaynaklanan olumsuz koşullar hastalıkların oluşmasına ve parazitlerin yayılmasına uygun ortamları sağlayabildikleri için çiftliğin kurulu olduğu alanlardaki yabani popülasyonu da olumsuz yönde etkilerler. Hem yetiştiriciliği yapılan su ürünlerinin sağlığını korumak için çeşitli yöntemlerle tedaviler uygulanırlar ve yalnızca belirli bir türe uygun metodlar uygulandığı için yabani hayata beklenmedik etkileri söz konusu olabilir.

Balık çiftlikleriyle su temizliği yaparken daha fazla ürün elde etmek mümkün mü?

Su ürünleri yetiştiriciliği yaparken meydana çıkan unsurları bertaraf etmek tamamen mümkün değil fakat suyun kendini onarmasını sağlamak mümkün. Suda bulunan ve suyun içinde olması beklenmeyen molekülleri tüketmeleri ve suyun içini nötralize etmeleri için biyoremidasyon yapan organizmalar kullanılabilir. Bu temizlik ve bakım herhangi bir sürdürülebilirlik programının temelinde yer almakla birlikte konu su ürünleri yetiştiriciliği olduğunda sürecin vazgeçilmez bir parçası haline gelmektedir. Kirlenmiş her bir akıntı dahil olduğu ekosistemin kontamine olmasına katkıda bulunabilir.

Yerli türler ve balıkçılık

Yetiştiriciliği yapılan balık türlerinde de bazen sorunlar gözlenebilir. Kazanç odaklı bakıldığında balık çiftliklerinde genellikle ticari değeri yüksek olan türlerin yetiştiriciliğine öncelik ve ağırlık verildiği görülür ve bu türler çiftliğin kurulduğu bölgeye göre yerli türler olmayabilir. Özellikle açık sularda yapılan yetiştiricilik işlerinde çiftliklerden balıkların kaçması her zaman olasıdır ve bu durum bölgede yeni olan türün kendine bir popülasyon oluşturarak yerel türleri gölgeleyerek baskılamasına neden olabilir. Bunun en iyi örneği ise 2018 yılının başında, Amerika’nın Pasifik okyanusu kıyılarında Atlantik somonu yetiştiriciliği yapan bir şirketten kaçan Atlantik somonları. Balıklar için her ne kadar ekolojik etkileri olmayacak dense de kıta Amerika’sının batı kıyılarındaki Atlantik somonu etkileri yeni yeni ortaya çıkmakta. Kanada’nın batı kıyılarındaki nehirlerde dahi şu anda Atlantik somonu görülmekte.

Pasifik su ürünleri yetiştiriciliğinde yeni oyuncu: Asya levreği

Pasifik Okyanusu’na kaçan somon balıkları ve etkileri

Yetiştiriciler elbette kendilerini yerel türleri yetiştirmek yönünde kısıtlayabilir fakat bunlardan elde edilecek olan kâr miktarı sabit olmayabilir. Bu etrafta yerli olmayan türleri yetiştirmeye gayret eden yetiştiriciler olduğu sürece daima var olacak bir sorun. Karşılaşılan bu sorunun çözümü ise yerli olmayan türlerin kara tabanlı işletmelerde tutulması olabilir.

Ses kirliliği

Su ürünleri yetiştiriciliği yaparken karşılacağınız ve en az kaçınabileceğiniz sorunların başında ürünlerinizi koyacağınız yer geliyor. Karasal yetiştiricilikte bu durum genellikle ormanların ağaçsızlaştırılması yada büyükçe fabrikaların kurulmasıyla çözülür. Aslında durum su altındaki yetiştiricilik için de benzerdir. Sonuç olarak yeni bir bölgedeki yerel popülasyonun göç etmesine ve başka yerlere yerleşmesine neden olur.  Fakat bu süreçle ilgili başka bir sorun daha var: ses kirliliği.

İstiridyeler suyun altındaki ses kirliliğinden ciddi şekilde muzdarip.

Ses suyun altında karada olduğundan daha fazla yayılır. Karada nasıl ki şu anda ışık kirliliğinden muzdaripsek su altında da ciddi bir ses kirliliği ile karşı karşıyayız. Son araştırmalar neticesinde özellikle yılan balıkları ve istiridyelerin dahi ses kirliliğinden etkilendiğini gösterirken durum iletişim kurmak için ses çıkarma kapasitelerine güvenen yunus ve balina gibi memeliler için daha vahim durumda. Daha şimdiden balinalar dünya üzerindeki çok küçük ekolojik çevrelerde yaşamaya mahkum bırakıldılar bile.

Su altı ses kirliliği, yılan balıklarını avcılarına karşı savunmasız bırakıyor

Su ürünleri yetiştiriciliğinin diğer çeşitleri

Su ürünleri yetiştiriciliği içindeki balık işi sektördeki en popüler iş olsa da tek çalışma alanı değil. Günden güne artan su sıcaklığı ve düşen asidite neticesinde tahritaba uğrayan mercan kayalıklarını onarmak için yapılan mercan yetişticiriciliği ve kelp tarlaları ekolojik çevreyi sürdürülebilir şekilde onarmaya çalışmanın yeni ve ilgi çekici yollarından.

Mercan resifleri ve bir su ürünleri yetiştiriciliği alt dalı olarak mercan yetiştiriciliği

Okyanus ormanları: Okyanusları bahçeye çevirmek

Sürdürülebilir su ürünleri yetiştiriciliği bugün yapılabilir bir şey ve bunun için yapabileceğimiz çok şey var fakat bu işe başlamanın ilk şartı geçmişte insan eliyle meydana gelen sorunları görmezden gelmeyi bırakmak. Yeni şeyleri daha önce yapılmamış yöntemlerle ve türlerle denemek su ürünleri yetiştiriciliğini gerçekten sürdürülebilir kılmanın başlıca yolu.

emagazine.com kaynağındaki yazıdan Türkçe’ye adapte edilmiştir.