Yemlerin çevreyle etkileşimi ve Çin pazarına giriş: Mr. Aquaculture anlatıyor [Bölüm 2]

Geçtiğimiz ay, Norveç’teki su ürünleri sektörünün gelişimine şahit olmuş bir profesyonel olan Niels Alsted’in kariyerinin başlangıcında yaşadıkları ve kariyerini şekillendirme aşamasında geçtiği kavşaklardan bahseden röportajının ilk kısmına yer vermiştik. FeedNavigator‘de yayınlanan röportajın ikinci kısmında yem içeriklerinin çevreyle etkileşimine ve Çin pazarına girişe dair faydalı bilgiler yer alıyor.

Yem içeriklerinin çevreyle olan etkileşimi neticesinde çevre bilincinin gelişmeye başlaması

Özellikle Danimarka’da sektör üzerindeki su kullanımı ve besinlerin deşarj edilmesi konusundaki baskının artması, su ürünleri yetiştiriciliği sektöründe iş yapan büyük şirketlerin bir şeyler yapmak zorunda olduklarını anlamarına neden oldu.

Bu konuda yaptığımız ilk şey yeme bakmak oldu. 1987’de BioMar’da, ilk şirketimdeyken “Balıklar için Çevresel Yemler” konusunda iki buçuk yıllık ticari bir doktora yapıyordum. Bu sürede balık yetiştiriciliğinin çevresel etkisini fosfor ve nitrojen deşarjını azaltacak şekilde dizayn ettiğimiz yemlerle düşürmeye çalıştık. Bunu yapmanın yolu daha yüksek sindirilebilirliği olan yüksek kaliteli kombine aminoasitleri içeren daha iyi hammaddeleri kullanmaktı.Bu sindirilebilirliğe gerçekten odaklanılmaya başlanan noktaydı.

O aralar peletler yalnızca balık unu, balık yağı, buğday ve vitamin içeriyordu. Balık ununun pelet içindeki miktarı %40 civarındaydı ve formülasyon içine çok fazla fosfor sağlıyordu. Bu yüzden düşük fosfor seviyeli ve yüksek sindirilebilirliğe sahip balık unu seçtik. Bunların tümü maliyetti fakat önemli olan FCR oranını geliştirmekti öyle ki aynı miktarda balığı üretmek için daha az yem kullanıyorduk, balıkların büyümesi daha iyiydi çünkü daha fazla yiyorlardı ki bu da yetiştiricilerin para kazanması demekti ve çevreye daha az besin maddesinin deşarj edilmesi demekti.

1987 yılında başlayan yem geliştirme girişimleri BioMar için temel oldu ve Danimarka’da şirkete pazarda liderlik verdi ve ardından da diğer pazarlara genişleme imkanı tanıdı.

Çin pazarına giriş

Alsted, Çin’de çevresel farkındalığı destekleyen balık yemi geliştirilmesini savundu. Öncesinde 8 yıl boyunca Asya düzlüklerine yaptığı seyahatin ardından 2016 yılında 1 yıllığına oraya taşındı.

BioMar halen Çin’de yerel bir şirket olan Tongwei Group ile bir ortaklık işletiyor. Çin’deki yerel balık yemi üretim tesisi JV’nin altında, Hong Kong’a yakın olan Haiwei’de ve Shanghai yakındarındaki Wuxi’de yeni bir tesis de inşa halide.

Çin’deki su ürünleri yetiştiriciliği operasyonlarının büyük kısmı tatlısu yada acı suda fakatsuyun bulunabilirliği ve kalitesi doğal ve antropolojik etkilerden etkilenmiş, suyun kalitesinin ve su sistemlerinin üretkenliğinin düşmesine neden olmuştur.

“Bunu akıllıca bir yapmalılar” BioMar bu yaklaşımı desteklemeye çalışıyor.

Bunu anlayan Çinli şirketler var fakat yetiştiricilerin bunu anlamaya ihtiyacı var ve mevzuatın da desteklemesi gerekiyor. Çin’deki balıkçılık hala çok geleneksel, küçük aile işletmelerinden oluşuyor. Balıkçılığın bu şekli değişmeli.

Su kalitesi, bugün Çin’deki su ürünleri yetiştiriciliğini kısıtlayan faktör” diyor Alsted.

Düzenleyiciler hava kalitesini ölçümlüyor. Aynı şey su kalitesi ile ilgili de olacak, aslında oluyor fakat bu tabii ki Çinliler için büyük bir dönüşüm ve biraz zaman alacak.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.