Dünyanın hemen hemen her yanında su ürünleri eldesinin şekli avcılıktan üreticiliğe doğru dönerken sektörün ihtiyaç ürünlere yönelik farklı kategorilerde çözüm üreten şirketler de sundukları profesyonel hizmetlerle su ürünleri üreticilerinin ihtiyaçlarını karşılarken aynı zamanda sektörün içine yeni giren yada girmeyi düşünen kişilere de doğru örnek oluyorlar.

Su ürünleri yetiştiriciliğinde karşılaşılan fakat yapılan yeni araştırmalarla günden güne aşılan sorunlar da yok değil. Bunlardan belki de üzerinde en çok çalışılanı ve çözüm arananı, yetiştiricilik yoluyla elde edilmiş su ürünlerinin içindeki omega 3 yağ asit miktarı. Kültür yoluyla elde edilmiş su ürünlerinin omega yağ asitleri içeriği hala dengesiz olabiliyor.

Sektörün içinde yer alan bu durumu fırsata çevirmek isteyen şirketlerin kurduğu bazı ortaklıkların, geliştirdikleri yeni teknikler ve bu teknikleri birleştirdikleri teknolojiler ve halihazırda var olan altyapıları sayesinde su ürünleri sektöründe etkili değişiklik yapması bekleniyor. Sessiz sedasız yaptıkları işlere odaklanan bu şirketler, su ürünleri sektöründe yakın gelecekten itibaren isimlerini fazlaca duyacağımız işlere imza atacak.

Geleneksel yetiştiricilik metodlarındaki ω yağ asitlerinin eldesi diğer su ürünlerinden, balık unlarından ve balık yağlarından elde edilir. Bu da yıllara bağlı olarak üreticileri denize ve diğer su ürünlerine bağımlı hale getirmiştir. Bu tedarik zincirindeki dengesizlik sebebiyle artık su ürünleri yemlerini üreten şirketler yem üretirken diğer su ürünlerine bağlı olmayan sürdürülebilir bir protein ve ω 3 kaynağının arayışına girerek alternatif kaynaklandırma çabası içine girmiştir.

Bu tabloda yer alan ortaklıklıkların tümü, önümüzdeki on yıl içinde ticari olarak alternatif protein kaynaklarını kullanarak üretim yapmaya başlamayı hedefliyor. Üreticilerin her biri farklı yaklaşımlarla bu işi gerçekleştirmeyi planlıyor. Örneğin Terra Via & Bungle, AlgaPrime markasını taşıyan ürünlerini Biomar ile dağıtmak konusunda anlaşırken Brezilya’da yıllık 100.000 ton üretim yapacak bir tesisi inşa edecek. Eğer her şey yolunda giderse bu sadece şirketin $25 – 30 milyon kazanacağı öngörülüyor.

Archer Daniels Midland & Synthetic Genomics şu anda üretim yapan tek şirket. Bunun nedeni ise Archer Daniels Midland’ın daha önce Terra Via’da kirada olan mevcut fermentasyon varlıklarını ve geniş dağıtım ağını aktif olarak kullanabilmesi.

Intrexon & Darling Ingredients’in izlediği yol ise diğer şirketlerden çok farklı. Bu ortaklık, diğer rakiplerinin aksine protein ve ω 3 elde için deniz kökenli algleri kullanmak yerine hayvansal kökenli siyah asker sinek larvaları üzerinden gidiyor. Bu larvaların yem peletlerine dönüştürülmesini sağlayan teknoloji, modüler bir üretim sürecinde kullanılacak.

Listenin geri kalanında yer alan ortaklıklar ise göreceli olarak daha büyük üretim alanlarına odaklanıyor. Cargill & Calysta, protein ve ω 3 elde etmek için alglerini ucuz doğalgaz metanı ile besleyecek. Tenessee eyaletinde 2019 yılında üretime başlayacak olan metod, Avrupa’dan hala onay almadı. Halihazırda yem ve yem katkı maddeleri için yosun yağları üreticisi olan DSM ise Evonik ile DHA, EPA ve ω 3 yağ asitlerini içeren ilk balık yağı ürününü üretmek için ortaklaştı. 2019 yılında faaliyete geçecek olan bu tesis küresel balık yağı ihtiyacının %15 kadarını tek başına karşılayabilecek.

Su ürünleri yemleri için hammadde sektörünün büyüklüğü $60B’a yaklaşan önemli bir pazar. Eğer yenlikçi bir alanda sürdürülebilir ve heyecanlı bir oyuncu olmak gibi bir gayeniz varsa yem tedariği ve yem hammaddeleri üzerinde ar-ge çalışmaları yapmak şu aşamada iyi bir kariyer hedefi olabilir.

madison.com’daki yazıdan Türkçe’ye adapte edilmiştir.

  • Aytaç Levent ışık

    Dünyada birçok ülke Üniversitelere karşılıksız hibeler veriyorlar araştırma yapsınlar diye. Yapılan araştırmaların da sonuçları kesinlikle kimse ile paylaşılmıyor. İşin kaymağı yendikten sonra ve onun yerine Yen’i bir ürün elde edildiği zaman eskisinin içeriği açıklanıyor. Bu konuyu Viyana’da genetikçi olan kuzenimden biliyorum. Yaptığı araştırmaları ve maaşlarını Japonya karşılıyor Üniversitesi yalnızca 500 Euro maaş veriyor o da ev kirası. Elde edilen bilgileri kim destek veriyorlarsa onlara söylüyorlar. Ne yazık ki bizim ülkemizde böyle bir durum söz konusu bile değil. TÜBİTAK’ı dahi kandıran yalnızca kendi çıkarı için kullanan bazı kişilerle bu işlerin yapılması çok zor. Kendi imkanlarınızla yaptığınız araştırmalar bazı kişilerin işine gelmiyorsa hemen çamur sürülüyor hormon yada gdo şu ürün diye bilip bilmeden laf atıyorlar ( sanki saha şartlarında gdo ki ürün yapılabiliyormuş gibi). Amaç üreticiyi nasıl kandırırızda cebinden bizde 3-5 kuruş alırıza dönmüş. İnşallah ilerleyen zamanlarda bu durum kalkarda bizim ülkemizde birşeyler üretmeye başlar