Sucul ortamdaki besin ağının fitoplanktondan sonraki en önemli basamağı olan zooplanktonun denizlerdeki kirlilik etmeni olarak kabul edilen mikroplastik parikülleri tüketebildiği ortaya çıktı. Bu durum, denizel ortamlardaki canlıların sağlığı için ciddi bir tehdit olarak görülüyor.

Archieves of Environmental Contamination and Toxicology dergisinde yayınlanan bir araştırma, kril, karides ve bazı küçük balıklar tarafından tüketilen iki zooplanktonun beslenme alışkanlıkları üzerine odaklanıyor. Vancouver Akvaryumu Okyanus Kirliliği Araştırma Programı’nın başındaki isim Peter Ross, Kuzey Pasifik Okyanusunda yaşayan ve bölgedeki sucul ekosistem içindeki canlılar için önemli bir besin olarak kabul gören kopepodlar ve euphausiid adı verilen küçük karides benzeri canlılar üzerinde gerçekleştirilen araştırmaların neticesinde ilk kez doğadaki vahşi zooplankterlerin plastiği tükettiğinin görüldüğünü belirtiyor. Daha önce laboratuvar ortamında yapılan araştırmalarda da zooplanktonun plastik kökenli maddeleri tüketebildiği gözlemlendiğini fakat laboratuvardaki denemelerde sürecin kontrolünün daha kolay sağlanabildiğini ekliyor. Araştırmanın neticesinde incelenen her 34 kopepodda ve her 17 euphausiidin bünyesinde mikroplastik partiküle rastlandı.

Zooplanktonun mikroplastik partikülleri tüketmesindeki temel davranışın ise aslında basit bir yanlış anlama neticesinde gerçekleşiyor olması ise son derece trajik. Besin arayışına giren zooplankter, doğal besinleri olan fitoplanktonu ararken hemen hemen onunla aynı ebatlarda olan plastik partikülleri ile karşılaşıyor ve onları fitoplankton sanarak yiyor. Çünkü ikisinin de boyutları hemen hemen aynı büyüklükte. Bu yüzden zooplankton tarafından kolaylıkla karıştırılabiliyor.

Araştırma daha çok, yüz yıkama jelleri yada diş macunları gibi endüstriyel maddelerin içindeki mikroplastik partiküller üzerinde duruyor fakat bununla birlikte sucul ortama büyük halde giren ve çeşitli etkilerle ya da yöntemlerle (aşınma, yıpranma, yırtılma, erime gibi) parçalanarak ebat olarak dahaküçük boyutlara indirgenen plastik materyallerle de ilgileniyor.  Yapılan araştırmalarda incelenen zooplanktonun bünyesinde bulunan plastiğin de mikropartikül olarak üretilmiş bir plastik materyal olmadığı belirtiliyor.

Çalışmanın yanıtını aradığı sorular arasında canlının plastikten nasıl etkilendiğiyok fakat Ross, plastik maddenin zooplanktonun sindirim yada boşaltım organlarından birini yada bir kaçını olumsuz yönde etkileyebileceğini ifade ediyor.

Sucul besin zincirinin en alt ve en önemli basamaklarından birisini oluşturan zooplanktonun bünyesinde plastik maddelerin birikmesi, zooplankton ile beslenen diğer canlı popülasyonlarının da bu durumdan olumsuz etkilenmesi anlamına geliyor. Özellikle doğal yaşam alanı su olan yada suda büyütülen balıkların ve diğer canlıların yavrularının yaşam safhalarının ilk dönemlerindeki başlıca besinlerinin zooplankton olduğu düşünüldüğünde, suya bırakılan plastik atıkların canlıların bünyesinde toplanarak sofralarımıza kadar gelmesinin ihtimali de günden güne artıyor. Yumurtadan çıkan bir yavru somon balığının denizde olgunlaşırken her gün kütlesinin %2’si ile %7’si arasındaki miktarda zooplankton;birkambur balinanın, her gün vücut ağırlının %1,5’u kadar krill ve benzeri canlı tüketebildiğidüşünüldüğünde kaba bir hesapla günlük 300.000 kadar mikroplastik partikülün canlının vücudunda yer edebileceği sonucunu ortaya çıkıyor.

Herhangi bir balığın suya bıraktığı yumurtası kadar büyüklüğe sahip olan mikroplastik partiküller genellikle diş macunları,deterjanlar ve yüz temizleme jeli gibi temizlik ve bakım ürünlerinde mekanik temizleyici vasfıyla kullanılıyor ve bu malzemeler küçüklükleri sebebiyle neredeyse filtrelere takılmadan denizlere yada göllere kadar hiç bir engelle karşılaşmadan kolaylıkla ulaşıyor.

Sucul canlıların yaşamları ve avlama yada yetiştirme metodu ile elde edilen su ürünlerinin kalitesini olumsuz yönde etkileyen bu mikropartiküllerin kullanımına Amerika’da kısıtlamalar ve yasaklamalar getirilmeye başlandı. 31 Aralık 2015 tarihinde Amerika Birleşik Devletleri’nde imzalanan bir yasa ile 5 milimetreden daha küçük olan mikropartiküllerin kullanımı yasaklandı. Yasanın hedefinde Amerika’nın su kaynaklarını korumak olmakla birlikte göreceli olarak sucul ekosistemin korunması da var.

Environmental Science & Technology dergisinde yayınlanan bir araştırmaya göreA.B.D.’de  8 trilyondan daha fazla mikropartikül plastik madde günlük olarak atık suya karışıyor ve bu 300 kadar tenis sahasının zeminini tamamen kaplayabiliyor.

Kaynaklar: http://goo.gl/VfllpBhttp://goo.gl/HCjAKx

Ağustos 2016 tarihinde Greenpeace, mikropartikül plastik maddelerin kullanımının kısıtlanmasıyla ilgili olarak bir kampanya başlattı. Kampanyaya katılmak için buraya tıklayabilirsiniz.