Balık yemekle ilgili gerçekler hassas olabilir. Bir yandan su ürünleri insan bünyesi için son derece gerekli olan proteini ve kavramsal sağlığı olumlu olarak etkileyen omega 3 yağ asitlerini sağlar, ayrıca karasal kökenli et kaynaklarının aksine – inek, koyu ve keçi gibi, yoğun miktarda sera gazını atmosfere bırakmazlar. Bu yüzden su ürünleri sağlığımız ve çevre için iyi olmalı fakat omega-3 faydalarının ne olduğu tam olarak yerleşik olmaktan uzak ve su ürünleri yetiştiriciliği ihtiyaç duyulan talebi yerine getirmek amacıyla büyüdükçe endüstri çevresel sürdürülebilirlik konusunda yeni sorunlarla karşılaşıyor.

New York Times’in çok satan yazarı ve aynı zamanda hırslı balıkçılı Paul Greenberg su ürünlerini tüketmenin insan sağlığını ve denizel çevreyi  nasıl etkilediğini öğrenmek istedi. Greenberg, yaşamına nasıl etki yaptığını anlamak için bir yıl boyunca her gün balık yedi ve su ürünleri yetiştiriciliğinin zorluklarını daha iyi anlamak için dünyayı dolaştı. Greenberg’in yolculuğu boyunca edindiği tecrübeleri ise  geçtiğimiz günlerde FRONTLINE: The fish on my plate (Tabağımdaki Balık) isimli bir belgesele topladı.

Burada Paul Greenberg ile yapılmış olan ve npr.org adresinde yayınlanmış olan bir röportajı okuyabilirsiniz.

Doğadan yemeğini yakalamayı seven bir balıkçı olarak, su ürünleri yetiştiriciliğine ihtiyacımız olduğunu düşünüyor musunuz?

Eğer herkes vegan olacaksa  hayır, su ürünleri yetiştiriciliğine gerek yok. Yaşarken hayvansal protein almak istiyorsak evet, var. Bence bunu yapmaya ihtiyacımız var. İnsanlar genellikle yabani balıkları çiftlik balıklarıyla karşılaştırır fakat asıl yapmamız gereken şey balıkları diğer protein türleriyle karışlaştırmaktır. Çünkü sığır eti gibi şeyler gezegenin kaynak koşulları üzerinde muazzam bir yük oluşturur ve gezegendeki herkesin sığır eti yiyebileceği bir yere asla ulaşamayacağız. Fakat herkesin midye yiyebileceği bir yere sanırım varacağız.

Şu anda vahşi balıkları yemek denklemde çalışmıyor. Her yıl 80 – 90 milyon ton vahşi balık avlıyoruz ve bu dünyanın protein gereksinimini karşılamıyor ayrıca balık popülasyonunun üzerine ciddi bir yük bindiriyor. Bu ihtiyacın sığır eti, domuz yada tavuktan ziyade akuakültürden – su ürünleri yetiştiriciliğinden karşılandığını görmeyi tercih ederim.

Balıkları su ürünleri yetiştiriciliği için iyi bir aday yapan şey nedir?

Bazı kriterler  genel olarak sınırlandırmaya adapte olunabilirlikle alakalı; hastalıklara olan direnç, çok fazla yavru üretme kabiliyeti ve hızlı büyüme. Ve bu özelliklerle balık yetiştiriciliğinin zirvesine tırmanan balıklara bakın. Bir tilapya alın, yumurtadan olgunluğa kadar 9 ayda çok hızlı büyür oysa somon 2 – 3 yıl sürebilir.

İnsanlar bazı balıkları diğerlerinden daha fazla severler. Dahası bazı türleri (somon gibi) ehlileştirmek için çaba sarf ediliyor çünkü bunların pazar var fakat bu türler balık yetiştiriciliği için en uygun tür değiller.

Film, balık çiftliklerinin mükemmelden uzak olduğunu gösteriyor.  Balık yetiştiriciliğindeki en büyük zorluklar neler?

Bu, çiftlik balıklarının ne yediği ve nerede yaşadığı.

Somon gibi karnivor balıklara yatkınız ve onlar da diğer balıkları yemeyi seviyorlar. Kabaca yılda 20 milyon ton – küresel avcılığın ⅕’i kadar – ançüez gibi diğer balıkların beslenmesinde kullanılan balıklara gider. Somon yetiştiriciliği seçici yetiştirme ve gelişmiş yetiştirme yöntemleri  ile yıllar içinde daha verimli hale geldi. Bir pound somon yetiştirmek için 6 pound vahşi balık gerekirdi şimdi iki pounddan daha az gerekiyor. Aynı zamanda somon çiftliği saysı da artıyor, bu da küçük vahşi balıkların devamı üzerine baskı kuruyor.

Bu sorun balık yemi yapmak için örneğin balıkçılık yan ürünleri, algler yada asker sinek larvaları gibi diğer besin kaynaklarını kullanan tekniklerle hallediliyor.

Balık çiftliklerinin kuruldukları yerle ilgili sorunlar nelerdir?

Bu zorlu bir konu. Herhangi bir zamanda ve herhangi bir yerde toplanmış olan büyük miktardaki canlı stoğu ile hayvancılık yaptığınızda hastalığı oraya çekersiniz. Somonun durumunda en ünlü paraziter hastalık deniz biti. Yabani somon sürüleri çiftlikleri yüzerek geçtiğinde deniz biti çiftlikteki somonları da enfekte edebilir. Juvenil somon 10 kadar deniz bit alırsa ölür.

Diğer bir konu eğer bir alanda çok fazla hayvan dışkınız olursa aşırı nitrat yüklemeniz olabilir ve deniz ortamında alg patlamalarına neden olabilirsiniz. Ve tabii balık çiftliklerinin okyanustan tamamen çıkarıldığını ve bir tanka alındığını görmek isteyen bir çok insan var.

Belgeselde bir çok potansiyel çözüm yolu geçiyor. En umut verici olanlar sizce hangileri?

Daha fazla kelp (bir çeşit deniz yosunu) ve midye yemeliyiz çünkü bunlar yemleme yapılmadan, besinlerini sudan süzerek bulurlar.Fakat tabii ki herkes kelp yada midyeden hoşlanmayabilir.

Yetiştirilmiş balık kabul edilebilir, eğer hastalıklardan yada yemlerden kaybettiğimizden daha fazla protein alabilirsek. Rakamları kimin kullandığından emin değilim falat sorun şu ki tüketiciler çiftlik balıklarının tür seçeneklerinden haberdar değillerse en ucuzunu alıp gideceklerdir. Norveç’te balık yoğunluğu az olan bir çiftliğe rastladım. Balıkları beslemek için doğrudan vahşi balıkları kullanmak yerine diğer balıkçılık kesim ürünlerini kullanıyorlardı ve deniz biti ile ilaç yerine (çünkü onları öldürmek için ilaç kullanmak bazı diğer deniz formlarını ve karidesleri de öldürebilir ) deniz bitini yiyen bir balıkla (Lumpsucker) mücadele etmeye çalışıyorlardı.

Lumpsucker’lar çok tatlı!

Çok tatlılar. Belgesele sadık kalmak için kesilmiş bir sahnede alnımda tutmaya çalıştığım ve göğsünde yapışkan diskleri olan bir lumpsucker var, fakat orada tutamadım.

Bu belgeseli yapmaya karar verdiğinize balık hakkında zaten bir çok şeyi biliyormuşsunuzdur. Sizi şaşırtan başka bir şey öğrendiniz mi?

Öğrendiğim bir şey, Alaska’daki vahşi somonların yaklaşık ⅓’ünün yaşamlarına kuluçkahanede başlaması. Nehirlerdeki verimliliği arttırmak için kar amacı gütmeyen örgütler tarafından ve Alaska Balık ve Oyun Departmanı tarafından kuluçkalanıyorlar. Bu da ortaya somon yetiştiricili birlikleri ile Alaska’daki somon tüketicileri arasında bir soruna neden oluyor.

Yetiştiriciler Alaska vahşi balıkçılık topluluğundan çok fazla kızgınlık aldıklarında yetiştirici topluluğu “siz sadece somon işliyorsunuz, akuakültür yapıyorsunuz ama yaptığınız şeye akuakültür demiyorsunuz” diyecek. Kuluçkahaneler hakkında biraz bilgi sahibi oldum fakat Alaskalı balıkçıların cephesinden bir şey duymadım. Balıkçılar çoğu zaman bu balıkların başta somon olmayan yerlere girdiğini,doğal ortamda doğan balıklarla rekabet etmediğini ve popülasyonu tamamladığını söyledi.

Şimdi belgeselin kişisel bölümüne geçelim. Nasıl etkileyeceğini görmek için bir yıl boyunca karasal kökenli etleri bırakıp balık yediniz. Spesifik olarak yüksek omega 3 almakla ilgilendiniz. Omega 3 nedir?

Omega 3 yağ asidi sondan üçünlü halkasında çift bağ bulunan uzun bir hidrokarbon zindiridir ve hücrede çoklu hizmet yapabilmek için uyarlanabilir – bükülebilir olduğu görülmektedir. Bunlar moleküllerin Forrest Gump’ıdır.

Nasıl yani?

Ne zaman bir sağlık sorunu ortaya çıksa omega 3 da orada olur. Fakat bunu neyin yaptığından emin değiliz. 70’li yıllarda insanlar bunu ilk kez konuşmaya başladığında ve bir araştırma omega 3 ve düşük kalp hastalığı seviyeleri arasında bir bağlaşım bulduğunda herkes çok heyecanlandı. O zamandan beri kalp hastalıklarından etkilenmenin yolları olan statinler aldık, anjiyoplastiler olduk. Fakat omega 3’ün kalp sağlığını artık nasıl etkilediğine odaklanmadık.

Şu an demanstan endişe ediyoruz. Şimdi herkes omega 3’ün nörolojik etkilerine takıntılı. Ayrıca çocuklarımıza ve zekalarına karşı da takıntılıyız ve yeterince omega 3 almalarını istiyoruz.

Bütün bir yıl boyunca balık yemek neye benziyor? Bıktın mı?

Başta bıktım fakat sonra bunu kırdım. İki şey oldu, ilki süpermarketin et reyonu tavuk, sığr, domuz ve balk olmak üzere dört bölümden yalnızca balığa düşünce balıkların kendine yeten dünyası içinde daha fazla seçenek görmeye başladım. Kavrulmuş harika bir tane vardı, adaçayı soslu olan bir başkası daha; biberiye ile gelen bir başkası daha. Bu beni balık pişirmek için farklı yaklaşımlara yönlendirdi. Balık yememle ilgili diğer şey kilo vermem. Şimdi şaşırtan bir faktör var, bir restorana gittiğinizde balık daima sağlıklı başka şeylerle gelir. Eğer bir biftek sipariş ederseniz kızartma patates ile gelir ama bir somon sipariş ederseniz biraz da harika buharlanmış brokoli de alırsınız. Balık tüketmenin kilo vermek üzerinde katkısı var mıdır bilmiyorum fakat daha sağlıklı beslenme şekilleri sunmamı sağlıyor.

İnsanlarn bir yıl boyunca balık yiyerek sağlığınızı nasıl etkilediğini görmeleri için belgeseli izlemelerine izin vereceğiz. Filmi hazırlarken neler öğrendiğiniz göz önüne alındığında gelecekteki balık tüketimi alışkanlığınız ne yönde ilerliyor?

İnsanlar filmde bir yılın sonunda civa seviyemdeki rahatsız edici sonuçlar aldığımı görecekler. Kömürle çalışan platformlardan salınan civanın sonu okyanuslar ve sonunda balıklar da dahil olmak üzere denizel organizmalardır.

Ben çocuk yada doğurganlık çağındaki bir kadın değilim bu yüzden civa seviyem konusunda biraz rahat olabilirim. Fakat balık yemekten her gün geri çekildim. Muhtemelen haftada 3 yada 4 kez yemek üzere caydım ki bu hala Amerika’lıların yediğinin hala iki katı. Ve daha fazla midye yemeye çalışıyorum.

Herhangi bir balık tarifi önerisi?

Hamsi ile yoğun bir bağım vardı, özellikle %90’ı domuz, tavuk ve diğer çiftlik balıklarının beslenmesinde kullanılan Peru hamsisiyle. Fakat iyi bir protein ve omega 3 kaynağı.

Film için Peru’ya gittiğimizde güneydeki bir konserve fabrikasına gittik. Birisinin balıkları öğütmek yerine onları yemek istediğinde çok heyecanlandılar ve bana 10lb’lik bir hamsi konservesi kutusu verdiler. Hamsileri omlette çok iyi buldum, ayrıca bir parça maya ve tereyağı ile yapılan hamsiler… Lezzetli.


npr.org’da yayınlanan röportajdan Türkçe’ye çevrilmiştir.