Sürdürülebilir ve güvenli deniz ürünlerini nasıl seçersiniz?

In Çevre, Kirlilik, Su ürünleri, Sürdürülebilirlik


Deniz ürünlerinin tüketim alışkanlığı içindeki yeri arttıkça bu ürünler ile ilgili yanlış bilgileri sosyal medya başta olmak üzere tüm iletişim kanallarında kendilerine üzücü şekilde yer buluyor. Okyanuslarsa hem artık daha fazla kirli hem de daha asidik ve bunun deniz ürünlerini nasıl etkilediğini halen öğrenmeye devam ediyoruz. Aşırı avcılığın yaygınlığı küresel balık popülasyonunun 1/3’ünü şimdiden tehlikeli biçimde yok olmasına neden oldu. Bir diğer sorun olan civa da yanan kömürler nedeniyle artmaya devam ediyor. Peki bu karmaşa içinde sürdürülebilir ve güvenli deniz ürünlerini nereden, nasıl ve hangi kaynaklardan tedarik edeceğiz?

Sürdürülebilir gıda tüketimi alışkanlığı yaygınlaştıkça tüketicilerde oluşan bilinç sayesinde tüketiciler, tükettikleri su ürünlerinin kökeni, içeriği ve muhtemel karşılaşılabilecek tehlikeler konusunda daha fazla bilgi talep etmeye başladılar ki bu çok iyi bir haber.

İyi protein kaynaklarıyla beslenmenin yanında artık sürdürülebilir şekilde beslenmek de önemli ve bunu sağlamak için gerekli olan kriterler aslında sandığınız kadar katı, uygulaması zor ve keskin sınırlarla çevrili değil. Bir kaç taneye kadar düşürülmüş olan temel sürdürülebilir beslenme kurallarını mümkün olduğunca hayatınızda uygulayarak daha güvenli ve keyifli bir su ürünleri tüketimini kendiniz ve çevrenizdeki insanlar için sağlamış olursunuz.

“Küçük” düşünün

Büyük balıklara göre küçük balıklar daha az civa ihtiva ederler. Civa içeriği yönünden değerlendirdiğimizde küçük balıklar büyüklere göre daha avantajlıdır.

Civa, beyin fonksiyonlarını bozan ve sinir sistemine zarar veren bir nörotoksindir. Özellikle hamile kadınları ve küçük çocukları daha çok etkiler. Genel bir kural olarak besin zinciri içinde daha küçük olan kalamar, tarak, sardalya gibi deniz ürünlerinde büyük olan ton ve kılıç balığı gibi türlere oranla daha az civa vardır.

Neden? Çünkü büyük balık küçük balığı yer ve büyük balıklar küçükleri yediğinde bünyelerinde yer alan bulaşmış maddeleri de yerler ki bu duruma biyomagnifikasyon denir. Yani bir ton balığı büyük bir hamsi sürüsünü yediğinde sürüdeki tüm hamsi balıklarının içindeki civayı da yemiş olur. Aşağıda yer alan liste, civa içerme durumlarına karşı hangi balıkları yemenin daha güvenli olduğunu kategorilendirmiştir:

En az civa seviyesine sahip bazı türler: Hamsigiller, kedibalığı, tarak, yengeç, kerevit, pisibalığı, Atlantik mezgiti, berlam, ringa, barbun, istiridye, konserve ve taze somon, sardalye, tarak, karides, dil balığı, kalamar, tilapya, alabalık, mezgit

Her ay en fazla 6 kez tüketilmesi uygun olan bazı türler: Tuzlu su, çizgili yada siyah levrek, sazan, Alaska morinası, istakoz, mahi mahi, fener balığı, tatlısu levreği, kapan balığı, konserve yada taze ton balığı

Her ay ne fazla 3 kez tüketilmesi uygun olan bazı türler: Atlantik ve Pasifik trançası, İspanya ve körfez orkinosu, açık deniz levreği, siyah morina, Şili deniz levreği, beyaz ve sarı yüzgeçli ton balığı

Yemekten kaçınılması gereken türler: Lüfer, orfoz, kral orkinos, Atlantik kılıç balığı, köpekbalıkları, kılıç balığı, büyükgöz ve ahi ton balığı

Burada yer alan veriler FDA‘dan ve EPA‘dan çekilmiştir.

Yerel türleri tüketin.

Belirli türlerin haricinde etrafta bir sürü lezzetli ve sürdürülebilir şekilde tedarik edilebilecek başka türler var.

Sadece Amerika Birleşik Devletleri’ndeki tüketiciler yılda 2.5 milyar ton kadar deniz ürünü tüketiyor ve bu deniz ürünlerinin %90 gibi çok büyük bir miktarı katı yönetim yasalarına sahip olmayan Çin ve Vietnam gibi ülkelerden geliyor.

Katı yönetişim yasaları olmadan yapılan avcılık nedeniyle bir çok tür gereğinden fazla sömürüldü ve fazla avlanarak popülasyonları tehlike altına girdi. Diğer sorunlar arasında av araçlarına takılan ve orada olması istenmeyen kaplumbağa ve yunus gibi türlerin avlanması ve elbette ki deniz dibinin kontrolsüz çekilde taranarak kalıcı hasara neden olunması geliyor. Bu durum sadece A.B.D. dışındaki balıkçılar için geçerli değil.

Tüketilen deniz ürünlerinin çoğu artık doğadan yakalanmış değil. Her ne kadar antibiyotik kullanımı A.B.D. sınırları içinde büyük ölçüde yasaklanmış olsa da kontrolsüz ve denetimsiz koşullarda beslenerek büyütülmüş ürünler bakterilerin üremesine açık ortamlarda sevk ediliyorlar. FDA ülkeye yurtdışından gelen gıda ürünlerinin yalnızca %2’sini denetleyebiliyor. Bu yüzden çevremizdeki sulardan elde edilmiş ürünleri tüketmek bu aşamada daha iyi bir seçenek gibi görünüyor.

Soyu tehlike altında olan türlerile ilgili olarak A.B.D.’de balıkçılık yasası kapsamında aşırı avcılığa son verilmesi ve popülasyonların yeniden yapılanmasını sağlamak için ilerleme kaydedilse de Atlantik morinası gibi bazı türler hala çok ciddi bir tehditle baş başa. Su ürünlerinin sürdürülebilir ve doğru bir şekilde avlandıklarından emin olmak için Monterey Bay’in SeaFood Watch uygulamasından yardım alınabilir.

Tükettiğiniz çeşitleri arttırmayı düşündünüz mü?

Yıllardan beri süregelen alışkanlıkları dahilinde Amerika’lıların en çok tükettiği su ürünlerinin karides, somon, konserve ton, tilapya ve morina olduğu bulunmuş. Bunlara olan yüksek talep aşırı ve zararlı avlanmaya yol açtığı gibi çevrenin aşırı tahribatına ve ürünlerde daha fazla antibiyotik kullanımına yol açabilir. Bunların tümü bu türlerle birlikte gelen endişelerden bazılarıdır.

Kıyı sularında yaşayan türler yalnızca en çok tüketilenlerden ibaret değidir. Sürdürülebilir şekilde avlanıp tedarik edilebilecek bir çok tür – hatta istilacılar da dahil olmak üzere – ülkeleri çevreleyen sularda yaşamakta. Genellikle pazara sunulmayan bu türler “değersiz tür” olarak sınıflandırılmaktadır. Bu türleri pazarda değerli kılarak diğer türlerin üzerindeki yükleri almaya yardımcı olabiliriz.

Sorular sorun.

Sürdürülebilir su ürünleri tüketiminin en önemli denetim basamaklarından birisini tüketiciler oluşturur. Pazardan talep ettikleri su ürünlerinin sürdürülebilirliği konusunda satıcılarla aktüel olarak iletişim içinde olan tüketiciler ve bu tüketicilerin geliştirdiği talepler, su ürünleri satıcılarının da kendi kendilerine sürdürülebilir kaynaklardan elde edilmiş yada sürdürülebilir yöntemlerle elde edilmiş ürünleri pazara çıkarmalarına destek olacaktır.

Balık alırken satıcıdan balığın kaynağı, avlandığı yer, avlama şekli ve türü gibi soruları satıcınıza sormaktan çekinmeyin. Balıkçınız sorduğunuz bu sorulara doğru şekilde yanıt veriyorsa oradan alışveriş etmek iyi bir fikirken kaçamak yanıtlar alıyorsanız o tezgahtan alışveriş yapmayı bir kez daha düşünmek isteyebilirsiniz.

Doğadan elde ettiğimiz kaynakların devamını sağlamak ve gelecek nesillere de bu kaynaklardan faydalanma imkanı vermek için hala şansımız var. Bunu iyi kullanarak bizden sonraki nesiller için de yaşanabilir bir çevre bırakabiliriz.

, , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.