Sürdürülebilir ıstakoz yetiştiriciliği hayali gerçek mi oluyor?

0
488
görüntüleme

Avusturalya ve Yeni Zelanda’da kaya ıstakozu olarak da bilinen dikenli ıstakoz henüz kültüre alınmamış değerli türlerden biri. Istakozun kültüre alınma çalışmalarının nedenleri arasında ise  ürünün Asya pazarındaki artan talebi ve mevcut balıkçılığın statik durumu var.

Dikenli ıstakoz hakkında yapılan araştırmalar aslında yeni değil. 1800’lü yıllarda Japonya’da başlayan araştırmalar 1960 ile 2000’li yıllar arasında yedi farklı türün larva fazı ile tamamlandı. Asya  pazarında yükselen bir değer olan bu türün araştırmaları için Asya ve Güney Asya’daki ülkelerin yanı sıra İngiltere’de de araştırmalar yürütüldü. Son yıllarda ise Hobart’taki Tasmania Üniversitesi Deniz ve Arktik Araştırmalar Enstitüsü (IMAS) dikenli ıstakoz üzerine yoğunlaştı.

Avusturalya’da ise türün araştırmaları Balıkçılık Araştırma ve Geliştirme Şirketi (FRDC), Avusturalya Araştırma Konseyi (ARC) ve Tasmanya devleti tarafından uzun süreli desteğini almış durumda. IMAS’taki Endüstriyel Dönüşüm Araştırma Programı kuluçka teknolojisinin ticarileşmesi için çalışmalarını sürdürüyor.

Halihazırda pek çok dikenli ıstakoz larvasının kontrollü büyüme süreci laboratuvarda başarıyla tamamlanmış olsa da larva büyütme faaliyeti henüz ticari faaliyete geçememiş durumda. Istakozun üretiminin temelinde ise halen doğadan yumurta toplama metodunun olması ise araştırmanın önündeki bir başka zorluk. Diş bireyler genelikle kıyı kesiminde çiftleşiyor ve bu sürecin ardından yumurtalarını kendi vücutlarının üzerine yapıştırarak taşır. Buna rağmen yumurtadan yavru çıkma oranı düşük. Bir kuluçkahane sisteminin geliştirilmesi bu sorunun üstesinden gelmenin ilk adımı olacak.

Karidesin kültüre alınmasında var olan ve aşılması gereken diğer sorunlar arasında ise sürdürülebilirlik, biyogüvenlik, kültür temelli stoklamanın genetik çeşitliliği ve tohum toplayıcısına bağımlılık gibi konu başlıkları yer alıyor.

Her ne kadar dikenli ıstakozun sürdürülebilir bir şekilde üretilmebilmesi konusunda yeni adımlar atılmış olsa da gidilmesi gereken daha çok yol var ve özel sektör ile üniversiteler arasındaki işbirliği bu ürüne dair metodu geliştirmek için araştırmalarına devam edecek.

theaquaculturist.blogspot.com kaynağındaki makaleden yola çıkılarak Türkçe’ye adapte edilmiştir.

Lokalize olmuş bölgelerdeki özel su ürünü türlerinin yetiştiriciliği için spesifik araştırma enstitülerinin kurulmasının önemi günden güne artıyor. Belirli alanlara odaklanmış olan su ürünleri yetiştiriciliği alanları ve bu alanlara hizmet etmekten başka bir işlevi kalmayan akademik araştırmalar sudan faydalanma ihtimalimizi ve sudan elde edebileceğimiz alternatif kaynakların potansiyellerini araştırmamızın önündeki ciddi engellerden.

Cevap ver

Please enter your comment!
Please enter your name here