Deniz ürünleri sektöründeki sürdürülebilirlik ve eko-sertifikasyon işlemleri, sivil toplum kuruluşları, kamuya bağlı akvaryumlar ve üniversitelerin katkılarıyla sürdürülmeye devam ediyor.

Peki bunlar su ürünleri üretiminin standartlarını belirlemekte ve şekillenmesini sağlamaya nasıl yardımcı oluyor?

1984 yılında kurulan Monterey Körfezi Akvaryumu (MBA – MKA) gibi  kamu akvaryumları, tüketimlik su ürünlerinde sürdürülebilirliğin ilk temsilcileri oldular. Genel misyonları olan denizleri koruma ve denize dair eğitimin yanı sıra MKA, deniz ürünleri izleme programı tedarik zincirinin başında yer aldı.

David ve Lucille Packard Vakfı’nın ve MKA’nın desteği ile geliştirilen “Seafood Watch – Su ürünleri izleme” projesi, araştırma kabiliyeti, deniz ürünleri değerlendirme ve öneri programı, basılı ve online deniz ürünleri seçim rehberi ve bir akıllı telefon uygulaması ile  diğer organizasyonların politikalarını ve standart belirleme süreçlerinde rol model olarak etkili bir görev üstleniyor.

Batı Kanada’daki Vancouver Akvaryumu, ilkbaharda düzenlenen bir deniz ürünleri sempozyumuna ev sahipliği yaparken aynı zamanda OceanWise programlarının 10. yılını kutladı. Akuakültürden daha çok avcılığa odaklanan program, çevresel sürdürülebilirlik etrafında yoğunlaşıyor.

Daha güneyde San Francisco Körfezi Akvaryumu ise toplumu deniz ürünlerindeki sürdürülebilirliği konusunda eğitmek üzere çalışmalar yaptı ve bunu “Körfez Sürdürülebilir Deniz Ürünleri Birliği” vasıtasıyla gerçekleştirmek üzere birliğin kurulmasını ve geliştirilmesine katkıda bulundu. Birlik içinde yer alan Monterey Körfezi Akvaryumu, Kaliforniya Bilim Akademisi ile San Francisco Hayvanat Bahçesi ve Deniz Memelileri Merkezi, körfez alanındaki sürdürülebilir su ürünleri üretimini destekledi. Birliğin kendi web sitesinde, körfezde hizmet veren  ve Seafood Watch tarafından listelenen 60 kadar restaurant var ve bu restoranlar arasında, 2013 yılında “Seafoodie Passport” isminde bir yarışma dahi düzenlendi. Bu yarışmanın amacı, en çok müşteri ağırlayan restoranın belirlenmesiydi.

Amerika Birleşik Devletleri’ndeki ilk halk akvaryumu olan Baltimore Akvaryumu ise “Fresh Thoughts – Taze Düşünceler” adındaki bir sürdürülebilirlik etkinliğini Koruma ve Araştırma bayrağı altında yapmaya devam ediyor ve okyanus dostu bir satın alma şeklini öne çıkarıyor.

Eğitim, sosyal yardımlaşma ve bilgi

Halka açık ve özel statüdeki bir çok akvaryum, kendi araştırmalarını sürdürüyor yaptıkları işbirlikleriyle nüfuzlarını arttırıyor. Fakat, akvaryumlar yalnızca balıklar üzerinde araştırmalar yapmıyor. Stony Brook Üniversitesi ve onun Atmosfer ve Okyanus Bilimleri departmanı gibi eğitim kurumlarıyla onların bölümleri, sürdürülebilirliğin erken dönemlerini de inceliyor.

Çevresel sivil toplum kuruluşları

David Suzuki Vakfı ve Sierra Club gibi bazı Kuzey Amerika merkezli sivil toplum kuruluşları, yetişticilik konusunda zayıflık gördüğünde, su ürünleri yetiştiriciliğinde sürdürülebilirliği desteklemek için çeşitli yöntemler geliştirmiş ve bazı su ürünlerini kendi önerileri arasına katmıştır. Öyle ki, 2006 yılında Suzuki Vakfı ve ortakları, kendi web sitelerinde ilan ettikleri üzere Kanada’nın en kapsamlı sürdürülebilir deniz ürünleri programı olan “SeaChoices”i yarattı.

Monterey Körfezi Akvaryumu’nun Seafood Watch programı ile uyum içinde çalışan SeaChoices, tüketicilere bilgi sağlamak, iş destekleri ve bazı yardımcı araçları barındırıyor. David Suzuki Vakfı, deniz ürünleri sertifika programlarını standardize etmek için yapılan çalışmalara saptama, inceleme ve tahsis paydaş olarak katılıyor.

2006 yılında bir diğer çevresel sivil toplum kuruluşu olan World Wildlife Fund – Dünya Vahşi Yaşam Fonu – WWF, ölçülebilir, performansa dayalı ölçümleri standardize hale getirmek, sanayiyi teşvik etmek, deniz kültürünün etkilerini araştırmak için sürdürülebilir sertifikasyon programını olan “Aquaculture Dialogues” i kurdu. Bu program, aynı zamanda sektörün inovasyonu doğru şekilde kullanmasını amaçlıyor.

Özellikle Kuzey Amerika’da, pek çok marka kurumsallaşma sürecinin içine “sürdürülebilirlik” kavramını da ekleyerek, sürdürülebilirliğe katkı sağlamaya başlamıştır. Sürdürülebilirlik konusunda sıkıntılı olan bazı balıkçılık metodlarının sürdürülebilir olanlarla değiştirilmesi zaman almıştır. Fakat bilime dayalı standartlarla gerçekleştirilen metodlarla denizel ortamdaki kültür yetiştiriciliği teşvik edilmiştir.

Kısacası, su ürünleri sektörünün standartlarını belirleyen pek çok kurum var ve bu kurumlar, su ürünleri sektörünün standardize edilerek daha fazla sürdürülebilirlik için çalışıyorlar. Dünya denizlerindeki bazı su ürünleri stokları, tehlikeye biçimde düşüyor ve bu stokları toparlamak, daha çevreci avcılık yöntemleri, kotalar ve arttırılmış kültür metodlarıyla yine insanların elinde.

Bugün, çevrenizdeki denizleri korumak ve onların gelecek nesilleri de besleyebilmeleri için sizin neler yapabileceğinizi düşünün.

Mutlaka elinizden bir şeyler gelecek.

Kaynak: http://goo.gl/b7y3G4