Yemek vakti geldiğinde, doğadan yakalanmış somon iyi bir seçenek. Dünya üzerindeki pek çok somon yetiştiriciliği tesisi mükemmel yönetiliyor ve bu tesislerde yetiştirilen somonlar son derece sağlıklı ve lezzetli. Fakat doğadan elde edilen balıkların karşısında çok ciddi bir sorun var, artık yeterli miktarda balık kalmadı. Dünya çapında, doğadan yakalanan somon miktarı 2 milyar pound’u bulsa da dünya üzerindeki 7 milyar insanla kıyaslandığında bu rakam hemen hemen herkes için yalnızca bir porsiyon balığa tekabul ediyor.

Somon yiyen ne “yer”?

Bundan on yıl kadar öncesine kadar, sorunun yanıtı kesinlikle yetiştirilmiş somon değildi. Tüketmemek gereken şeyin yetiştirimiş kaynaklardan elde edilen somon olduğunu söylüyor dünydaki kabuklular ve balıkların avlama ve yetiştiriciliği konusunda sürdürlebilir standartlar oluşturmayı hedefleyen ve WWF tarafından kurulan Su Ürünleri Yetiştiricilik Konseyi (ASC)’nden Jason Clay. Su ürünleri yetiştiriciliği sektörü daha yeniyken somon çiftlikleri kurulduklkarı bölgelerdeki suları kirletmek, hastalıkları ve deniz bitlerini yaymak ve yemlik balıkların stoklarını tehlikeli şekilde düşürmek yönünden sabıkalıydı.İşin gerçeği, somon çiftliklerine yöneltilen bu suçlamaların bazıları yerel bazda doğruydu ve bazıları da gerçekti.

Bütün bu olumsuz ve yıkıcı eleştirilere rağmen, somon yetiştiricileri kendilerinden pek de beklenmeyen bir şey yaptılar: dinlediler. Su ürünleri sektörünün hayatta kalabilmesinin tek şartı temizlikti ve somon yetiştiricilerinin yaptığı şey de bu oldu.

2004 yılından itibaren WWF, sektörle birlikte çalışarak su ürünleri yetiştiriciliği sektörü için standartlar geliştirmeye başladı. Sektör böylece gelişmeye başladı. Aynı yılın Haziran ayında ise 100 sayfa kadar kadar sayfayı barındıran ASC standartları yayınlandı. Hedef şuydu; ASC su ürünleri yetiştiricileri ASC’nin belirlediği standartları karşılayacaktı ve bazı yetiştiriciler bu standartları sağlamak için çalışmalara başladı. Aynı zamanda, Monterey Körfezi Akvaryumu’nun başlattığı Seafood Watch programı sektördeki gelişmeleri kaydetti. ASC tarafından sunulan standartları sağlayan ilk somon yetiştiriciliği tesisi, Şili’deki AquaChile ve DuPont ortaklığındaki Verlasso ismindeki tesis oldu. AquaChile ve DuPont, somon yemlerinin vazgeçilmez bileşenlerinden olan balık yağının yerine geçen bir maya geliştirdi. Bu maya, biyokimyasal olarak balık yemlerine konan materyal ile tamamen özdeşleşti. Ardından Verlasso haricindeki tüm somon yetiştiriciliği tesisleri kaçınılması gereken olarak derecelendirildi ve Seafood Watch Program su ürünleri araştırma müdürü Peter Bridson, bu tesislerin büyük yol kat ettiğini söylüyor. Programda yer alan ve diğer bölgelerde bulunan çiftliklerin değerlendirme sürecinde olduğunu ve yıl sonunda tekrar derecelendirileceklerini belirtiyor. Bridson, aynı zamanda su ürünleri yetiştiriciliği konusundaki anlayışın ve üretim metodlarının da değiştiğini sözlerine ekliyor. Bugün, eskiden sorun olan pek çok konu başlığı artık daha az endişe verici nitelikte.

Su ürünleri yetiştiriciliği sektörünün şu anda odaklandığı bazı başlıklar şu şekilde:

Kirlilik

Yüksek balık stoklarının olduğu balık çiftlikerinde yemlerden ve diğer dışkılardan kaynaklı kirlilik kontrol altına alınmıştır. Artık sezgisel bir beslenme alanı hissi var. Sindirimin neticesinde ortaya çıkan atıklar korkunç bir kirlilik kaynağı artık belirli bir alanla sınırlandırılmış vaziyette. Bu elbette ki tüm kirliliğin giderildiği anlamına gelmiyor fakat artık su ürünleri tesislerinin en iyi çalıştığı yerleri bulmak konusunda daha çok şey biliniyor.

Kaçışlar

Özellikle doğal ortamda Atlantik somonu bulunmayan yerlerde yapılan somon yetiştiriciliğinde, somonların çiftliklerden kaçışları ciddi bir sıkıntıydı fakat artık bu sorun daha az sıkıntı yaratıyor. Çünkü Atlantik somonunun doğal yaşam alanlarının dışındaki kolonileşme kabiliyeti son derece düşük. Çiftliklerden kaçan balıkların doğal popülasyona etkisini araştıran Toronto Üniversitesi’nden Biyolog Martin Krkosek’e göre kaçak oranları ciddi şekilde düştü. Çiftlikler, ASC sertifikasını alabilmek için üç yıllık ortalama bir üretim döngüsü başına kaçış miktarını 300’le sınırlandırmak zorundalar.

Yem dönüşüm oranı

Başlarda yedi poundluk bir yemleme ortalama bir poundluk bir büyümeye sağlarken bu oran 2,5 – 3’e kadar düştü ve en iyi oranlar ise 1’e yaklaştı. Yem artıklarından kaynaklanan kirliliğin azalmasının nedeni basit; sisteme dahil edilen sensörler balıkların beslenme davranışının sonlanmasının ardından beslemeyi keser ve böylece boşa yemleme yapılmaz. Yapılan bu teknolojik yenilik, aynı zamanda yem tüketim miktarını ortalama %40’a kadar düşürüyor.

Ayrıca, su ürünleri yetiştiriciliğinde kullanılan yemlerin içeriği değiştirilip geliştirildi. Yem olarak kullanılan balıklar iki önemli bileşeni sağlar: balık unu ve omega 3 yağ asitleri için balık yağı. Yirmi beş yıl kadar önce balık unu, balık yemlerinin ortalama yarısını oluştururken bugün, yeme katılan başka maddelerle bu oran %15’e kadar düştü.

Seafood Watch’un onayını kazanan ilk üretici olan Verlosso, kendi ürettiği mayayı kullanarak beslediği balıkların yem dönüşüm oranını 1,3:1’e kadar düşürdü. Bunun yanında, Verlosso’nun kurucusu Scott Nichols bu durumu şüpheli buldu. Somonların seçici olduğunu ve yemlerinde halen bir miktar balık ununa ihtiyaç duyulduğu söyledi.

Yemle ilgili başka bir endişe ise yemlere eklenen ve somon etine doğal rengini veren karotenidler olan astaxanthin ve canthaxanthin. Bu maddelerin fazla miktardaki kullanımı, insan üzerinde retina hastalıklarına neden olabilir ve yemlerdeki kullanımı FDA tarafından izin verilen miktarla sınırlıdır.

Bulaşıcılık

2004 yılında yapılan ve sonuçları bir hayli tartışma yaratan bir araştırma, yetiştiricilik yoluyla elde edilen somonlarda yabani somonlara kıyasla daha fazla poliklor bifenil (PCB) ve dioksine rastlandığını ortaya koydu. Çalışmanın metodolojisi somon tüketimini teşvik eden sağlık otoriteleri tarafından eleştirildi. Kirletici içeriği genellemek için kesin genellemeler yoktur. Örneğin bazı çiftlik kökenli somonlar, doğal ortamdakilerden daha fazla kirlidir bazen de tam tersi geçerlidir. Yemlerde kullanılan bitkisel yağların kullanımının artması, somonlardaki bulaşıcıların miktarını da düşürdü ve çiftliklerde yetiştirilen balıkların Omega 3 içeriği doğal ortamda yetişen somonlardan daha iyi bir hale geldi.

Parazitler ve hastalıklar

Somonlarda görülen parazitler ve hastalıklar, özellikle doğal ortamda bulunan ve çiftliklerde bir arada bulunan somonların en önemli sorunların başında geliyor. Sorun, bölgesel olarak değişiklik gösterse de Atlantik’teki bitler hakkında yapılmış bir kaç yeni araştırma var. Hem Bridsol hem de Krkosek çiftlikteki balıklardan kaynaklanan hastalıkların doğal ortamda yaşayan balıkların üzerindeki etkisini ölçmenin zor olduğunu belirtiyor. Balık çiftliklerinin, doğal ortamda yaşayan vahşi balıkların üzerindeki parazit seviyesini yükseltebileceğinin muhtemel olduğu fakat balık çiftliklerinin de parazitlerle mücadelede daha iyi bir yere geldiğini ekliyor uzmanlar. Bunu, parazitler yabani balıklarla etkileşim kurmadan önce parazit öldürücü kullanarak sağlarlar. Fakat kullanılan bu kimyasal maddelerin aşırı kullanımı ortamdaki diğer canlılara zarar verebilmekle birlikte az ve sürekli doz kullanımında da parazitlerin sağaltıcı maddeye karşı direncinin geliştiği gözlenmektedir.

ASC’nin yeni standartları, deniz bitlerine karşı zorlayıcı meydan okumayı teşvik ediyor. Doğal ortamda ve çiftliklerde yaşayan balıkların sürekli takip edilerek elde edilen verilerin şeffaf bir şekilde paylaşılması ve ortamdaki deniz bitlerinin doğal ortamdaki balıkları etkilemeyecek kadar düşük seviyede tutulmasını talep etmektedir.

ASC’nin standartları, somon yetiştiriciliğini birden çok yönüyle kapsıyor; çiftliğin içinde bulunduğu suyun kalitesi, çiftliklerden kaçışların kontrol edilmesi, kullanılan antibiyotikler, biyogüvenlik, enerji tüketimi, sera gazı emisyonları, işci ücretleri ve şeffaflık bu standartlar arasında aranan bazı kriterlerdir. Dünya çapında, yaklaşık 5 milyon poundluk somon üretiminin %70’ini üreten üreticiler çiftliklerini bu kriterlere uygun hale getirerek 2020 yılına dek bu kurallara uygun davranmayı şimdiden taahhüt ettiler.

Somon çiftliklerinin çevre üzerindeki etkisi hiç bir zaman sıfır olmayacak. Endüstrinin günden güne daha da iyileşmesine rağmen avcılık yoluyla elde edilen somonun daha sürdürülebilir bir seçenek olduğunu belirten Krkosek, tilapya gibi balıkların somona oranla daha iyi çiftleşme performansı gösterebileceğini belirtiyor. Buna karşılık WWF’den Jason Clay, duruma çevresel bir bakış açısı ile yaklaşıyor; somon seven ve beslenmesi gereken kitle için somon yetiştiriciliğine karşı çıkmadığını belirtiyor.

Her iki düşünce de hedeflere varılmadan önce alınması gereken çok fazla yolun olduğunu abul ediyor fakat herkes bir ilerlemenin olduğunu görüyor ve kabul ediyor.

Bu da somon yetiştiriciliği sektörü için iyi haber…

 

Kaynak: Washington Post