Somon yetiştiriciliğinde yeni jenerasyon çözüm, maliyetleri azaltacak.

0
507
görüntüleme

Norveçli bir mucit, somon yetiştiriciliği yapılan çiftliklerden kaçan balıkların takibini yapabilmek için yeni bir metod geliştirdi. Balığın gözünü kullanan yönteme aynı zamanda balıkçılık için geliştirilmiş bir uygulamada dahil edilmiş.

Norveç’in somon çiftlikleri ile bilinen adası Froya’da bir şirkette çalışan Frank Jakobsen, çiftliklerden kaçan somon balıklarını sınıflandırmak için  bir yöntem geliştirdi. Jakobsen, geliştirdiği yöntemde, somon yetiştiriciliği yapılan çiftliklerdeki balıklarının retinaları taranarak arşivleniyor ve sonraki taramalarda kaçan balığın hangisi olduğu daha kolay anlaşılıyor.

Norveç Doğa Araştırmaları Enstitüsü (NINA)’dan araştırmacılarla birlikte çalışmaya devam eden Jakobsen’in projesi Norveç Araştırma Konseyi tarafından finanse ediliyor ve eğer proje, tasarlandığı gibi geliştirilmeye devam edilirse yetiştiricilik yapılan çiftliklerdeki balıkları tanımlamak açısından son derece büyük bir gelişme olacak. Bu proje, ayrıca insanlar üzerinde de kullanılabilecek şekilde modifiye edilebilecek.

Somon yetiştiriciliği yapılan çiftliklerdeki balıklar sisteme kayıt edildiğinde, balığı yakalayan yada satın alan bir kişi, proje kapsamında geliştirilen mobil uygulama sayesinde balığın gözünü tarayarak balığın geçmişi hakkında bilgi sahibi olabilecek. Bu iş, hali hazırda balıklara verilen barkodlarla yada karekodlarla da yapılabilmekle birlikte sistemin maliyeti yüzünden çok fazla işletme tarafından tercih edilmiyor.

Somon yetiştiriciliği, Norveç’te önem arz eden bir konu.

Balık çiftliklerinden kaçan balıkların hangi çiftlikten ve nereden geldiği, Norveç’te önemli bir konu. Yetiştiricilik yoluyla elde edilen balıkların etiketlenmesi ve kaçmaları halinde geldikleri yere dönmelerinin sağlanması önceliklerin başında. Geliştiricinin projesinin tamamlanması halinde, somon yetiştiricilerinin yetiştiricilik yaptıkları balıkların tümünü etiketlemek yerine yalnızca gözlerini tarayarak sisteme dahil etmeleri yeterli olacak. Bu, aynı zamanda yetiştiricinin yetiştirme maliyetlerini de düşürerek somon fiyatlarına olumlu etki yapacak. Norveç’te, şu anda çiftliklerde balıklar yüzgeçlerinden küçük bir parçanın kırpılması, balıkların boylanması, kulak kemiklerden genetik tayinler şeklinde yapılabiliyor ve bu yöntemlerin bir çoğu oldukça maliyetli yöntemler. Maliyetin yanında canlı balıklara yaşattığı stres de başka bir önemli faktör.

Proje kapsamında geliştirilen mobil uygulama, ilk versiyonunda balık türlerinin 77% kadarını ayırt edebiliyordu ve yapılan geliştirmeler sayesinde bu oran 98% doğruluğa kadar çıktı. İlk araştırmaları Norveç Gıda, Balıkçılık ve Su Ürünleri Enstitüsü tarafından yapıldı. Bu da Norveç’in su ürünleri yetiştiriciliğine verdiği önemi bir kez daha gözler önüne seriyor.

Norveç’in güney batı kıyısına yakın bir şehir olan Stavanger’e yakın bir noktada bulunan NINA’nın araştırmaları, bölgede yapılan yoğun yetiştiricilik çiftliklerindeki balıkların kayıt edilmesi şeklinde devam ediyor. Uygulamanın doğru şekilde çalışabilmesi için gerekli veri altyapısını sağlamak için sürdürülen bu çalışmalar projenin daha stabil ve doğru çalışabilmesi için gerekli dökümantasyonu sağlayacak. Uzmanlarsa bu teknolojinin doğruluk katsayısının günden güne artacağı düşünüyor.

Kaynak: Aquaculture Communications Group, Trondelag

Metin Türkçe’ye adapte edilirken kısmi bölümlerinde yorumlar yapılmıştır.

Maliyeti düşüren teknolojiler, gelecekte daha fonksiyonel çözümleri sunacak.

Görüntüleme ve görüntü işleme teknolojilerinin geldiği nokta göz önüne alındığında, dalgıç kameralar vasıtasıyla hızlı ve kolay bir şekilde yapılabilecek olan kayıt işlemi, aynı zamanda yeni yeni gelişmeye başlayan bir tüketici davranışına da katkı sağlayacak: yetiştiricilik kökeni.

Avrupa ve Amerika’daki hükümetlerin uyguladığı ya da destek verdiği projeler kapsamında bilinçlenmeye başlayan tüketiciler, tükettikleri su ürünlerinin yetiştiricilik kökenleri ve yetiştiricilik metodları üzerine artık fazlaca duyar gösteriyor. Öyle ki, yetiştiricilik yoluyla elde edilmiş su ürünlerinin yaşam koşulları ve beslenmelerinde kullanılan materyallerin içeriği dahi tüketicilerin ilgisini çekiyor.

Organik yetiştiriciliğin bilinçli toplumlar tarafından destek gördüğünü düşünürsek, yetiştiriciler ile tüketiciler arasındaki bağı kuvvetlendiren bu harika projenin kullanımının yalnızca Norveç ile sınırlı kalmayacağını şimdiden söyleyebiliriz.

Cevap ver

Please enter your comment!
Please enter your name here