Bronz ve demir çağından sonra yepyeni bir çağa merhaba diyoruz: Plastik çağı

In Çevre, Kirlilik, Su ürünleri, Tüketim


1945 yılından itibaren durmadan katlanarak artan kirlenmenin neticesinde fosil kayıtlarında dahi plastik maddelere rastlandı. Bu da yepyeni bir çağın içinde olduğumuz gerçeğiyle yüzleşmemiz gerektiği anlamına geliyor, merhaba plastik çağı.

Bilim insanları, fosillerdeki plastik katmanlarının plastiğin kullanılmaya başladığı zaman olarak kabul edilen Antroposenin’i işaretlemek için kullanılabileceğini düşünüyor. Bronz ve demir çağından sonra içinde yaşadığımız devrin gelecekte plastik çağı olarak adlandırılabileceğini söylüyorlar.

Deniz dibi çökeltilerdeki plastik kirliliğindeki artışına dair ilk ayrıntılı analiz olan bu çalışma, Kaliforniya sahillerindeki yıllık birikinti katmanları 1834 yılına kadar incelemiştir. Katmanlardaki pek çok plastik parçasının kökeninin ise giysilerde kullanılan sentetik lifler olmakla birlikte bu parçalar suyun içine atık sularla doğrudan ve kolayca karışabilen kaynaklardan geliyor.

Çalışmayı yöneten California Üniversitesi San Diego’daki Scripps Oşinografi Enstitüsü’nden Jennifer Brandon, “Plastik sevgimiz fosil kayıtlarımızda geride kalıyor” dedi. “Bu mercan resifleri, midyeler ve istiridyeler gibi okyanusun dibinde yaşayan hayvanlar için kötü ancak plastik fosil kayıtlarımıza girdiği gerçeği daha çok varoluşsal bir sorudur.”

“Hepimiz okulda taş çağı, bronz çağı ve demir çağı hakkında bir şeyler öğreniyoruz ve bu, plastik çağ olarak bilinecek mi?” diyor. “ Kuşaklarımızın hatırlayacağı şeyin bu olması korkutucu bir şey.”

Blue Planet 2 TV dizisi okyanustaki plastik kirliliği konusundaki algıyı yükselten Sir David Attenborough, Temmuz 2019’da tutumların değiştiğini söyledi. Dünyayı kirletmenin yakında insan köleliği kadar sıkıntı uyandıracağını tahmin ediyordu.

Science Advances dergisinde yayınlanan araştırma, 1940’lardan bu yana sedimentteki mikroskobik plastik miktarının her 15 yılda iki katına çıktığı bulundu. 2010 yılında, analiz edilen en son yıl, kirlilik her yıl 10 cm’lik bir sediment birikimiyle 10 cm’de neredeyse 40 taneye ulaşmıştı.

Bulunan partiküllerin üçte ikisi plastik liflerden, beşincisi parçalanmış plastik parçaları ve onuncusu ise plastik hammaddeden üretilmiş plastik filmdi. Brandon, “Çok açık bir imza” dedi. “Plastik icat edildi ve hemen hemen tortul kayıtlarda göründüğünü görebiliyoruz.”

2016 yılında yapılan bir çalışmada, tek bir çamaşır yıkamanın 700.000 mikroplastik elyaf yayabildiği gösterilmiştir. Brandon, “Kesinlikle doğru şekilde atılmıyorlar” dedi. “Onları ev veya atık arıtma tesisi seviyesinde uygun şekilde filtrelemiyoruz. Bunun bir sonraki büyük sınırı olduğunu düşünüyorum: atık suyumuzu ne yapıyoruz ve kıyafetlerimizden ne çıkarıyoruz da plastikler doğruca okyanusa birikiyor?”

Her yıl milyonlarca ton plastik çevreye atılıyor ve biyolojik olarak parçalanamayan küçük parçacıklara ve elyaflara ayrılıyor. Mikroplastikler en derin okyanuslardan yüksek dağlara ve hatta Kuzey Kutbu havasında; gezegenin yaygın kirliliğini gösteren her yerinde bulundu.

Araştırmalar halen sınırlı ve yetersiz ancak plastik yemenin deniz canlılarına zarar verdiği bilinmektedir. İnsanların, yılda en az 50.000 mikroplastik parçacığı yiyecek ve su yoluyla tükettiğine inanılmaktadır. Sağlığa etkisi tam olarak bilinmemekte ancak mikroplastikler bünyelerinde topladıkıları toksik maddeleri serbest bırakabilir ve dokulara nüfuz edebilir…

theguardian.com adresindeki yazı orijinaline sadık kalınarak Türkçe’ye adapte edilmiştir.

Plastiklerin ve özellikle mikropartikül plastiklerin fitoplankton yada doğrudan tüketilebilir boyuttaki su ürünleri tarafından tüketilmesi, denizlerde başa çıkmamız gereken ve çözüm aramamız gereken en büyük sorunların başında geliyor. Çünkü su ürünleri tüketimimiz de plastik kirliliğinin doğrudan tehdidi altında.

Günden güne kullanım alanı artan fakat bertaraf edilmesi, geri dönüştürülmesi ve imha edilmesi konusunda pek bir şeyler yapmadığımız plastiklerle ilgili üretim yükünün yanında ülke olarak başka sorunlarımız da söz konusu: plastik çöp ithalatı. Yani başka ülkelerin ürettiği plastikleri de çeşitli nedenlerle ülke sınırları içine alıp kirlilik yükünü biraz daha arttırıyoruz.

Plastik kullanımını düzene sokmak ve kullanım alışkanlıklarımızı daha farklı materyallere kaydırmamız dünyaya yapacağımız en iyi şeylerden birisi gibi görünüyor…

,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.