Ağustos ayının sonlarına doğru Washington açıklarındaki bir somon yetiştiricilik tesisinde meydana gelen önemli bir kaza, su ürünleri yetiştiriciliğindeki farklı bileşenlerin birbiri ile nasıl uyumlu, düzenli ve düzeyli bir şekilde çalışması gerektiğini bir kez daha gözler önüne serdi.

Washington eyaletinin açıklarında yetiştiriciliği yapılan ve orijini Atlas okyanusu olan 300.000 kadar somon balığı, güneş tutulmasına bağlı olarak meydana gelen yüksek seviyedeki gel-gitler esnasında tutuldukları kafeslerden kaçarak Pasifik okyanusunun doğal ekosistemi içine karıştı. Ekolojik denge açısından son derece ciddi bir sıkıntıya neden olan olayla ilgili olarak yetiştiriciliği yapan firmanın kafeslerinin ağlarında meydana gelen yırtılmalar gösteriliyor. Washington Balık ve Vahşi Yaşam Departmanı yetkilileri Pasifik Okyanusu içindeki türlerle Atlas Okyanusu türlerinin başarılı bir şekilde ürediğini hiç görmediklerini söylemelerine rağmen bu teoriyi test etmek istemediklerini de sözlerine ekliyorlar.

Dünyada su ürünleri üretimi konusunda söz sahibi olan önemli bir markanın tesisinde meydana gelen bu büyük kazanın meydana getirebileceği ekolojik zararlar dünya denizlerindeki dengeleri alt üst edip türlerin geleceğinin durumunu kalıcı olarak değiştirebilir.

Farklı ekolojik koşullarda yaşayan türlerin yeni alanlar üzerinde yayılım göstermelerinin temelde bir kaç etkisinden söz edebiliriz. Yeni yerleştikleri alanda, alanın ekolojik beslenme zinciri içinde kendilerine yer açan türler bölgedeki beslenme sistemini kökten değiştirerek ekolojik yönden bir çölleşmeye neden olabilir. Son derece önemli olan bu kazanın muhtemel etkilerini bir kaç başlık altında toplayabiliriz.

Atlantik somonu istilacı olarak tanımlanabilir.

Atlantik somonunun Pasifik somonunun yaşam alanı, beslenme ve üreme bölgeleri ile davranışları üzerinde istilacı etki gösterme ihtimali var. Pasifik somonunun yaşadığı bölgelere yerleşen yeni tür burada yaşayan, beslenen ve ekolojik besin zinciri içinde beslenerek üreyen Pasifik somonunun yiyeceklerini tüketerek somon popülasyonunun tehlikeli bir şekilde düşmesine neden olabilir.

Atlantik somonu, Washington kıyılarında neden istilacı olarak tanımlanabilir?

Atlantik Okyanusu içindeki somon balıklarının o okyanusa uygun şekilde düzenlenmiş metabolizmaları ve alışkanlıkları Pasifik Okyanusu içindeki durumdan farklılık gösterir. Pasifik Okyanusu’nun içinde doğal bir tüketicisi olmadığı için daha az ortamdan çekilen ve buna bağlı olarak günden güne daha fazla tüketmeye başlayan, tüketime bağlı olarak daha çok üreyen Atlantik somonu bir süre sonra Pasifik somonunun popülasyonunu gölgeleyerek türün geleceğini tehlikeye atabilir.

Atlantik somonu Washington kıyılarındaki ekosistemi nasıl etkileyebilir?

Okyanus içinde avlanmadan kalan ve orada yaşamaya devam eden Atantik somonları, bölgedeki yaşam döngülerine doğrudan müdahale edebilir. Pasifik somonunun beslenme alanlarına girip, Pasifik somonunun tüketmediği balık yumurtaları, kabuklular yada yumuşakçaları tüketerek dolaylı olarak farklı türlerin popülasyon dengesini de bozabilir, bu türlerin kendi yaşam alanları içindeki etkinliklerini olumsuz yönde etkileyebilir.

Her ne kadar uzmanlar tarafından iki tür arasında başarılı bir yavrulamanın henüz görülmediği söylense de iki somon türü arasında her zaman için başarılı bir çiftleşme ihtimali var. Bu da vahşi Pasifik somonu stoklarının sahip olduğu genlerin git gide bozularak saf ırkın tehlikeye girmesi anlamına geliyor.

Bununla birlikte, Pasifik somonunun popülasyonunu doğal olarak dengede tutan hastalıklar ve virüslerin etkilemediği Atlantik somonları git gide azalarak ortamdan çekildikten Pasifik somonlarının yerini alabilir. Bölgede daha önce görülmemiş hastalıkların ve virüslerin görülme ihtimali de son derece olası.

Amerika kıyılarında meydana gelen bu kazanın etkilerinden kurtulmanın en hızlı ve kolay yolu şu an için bol miktarda balık avcılığının yapılarak mümkün olduğu kadar çok Atlantik somonunun okyanus ortamından çekilmesi gibi görünüyor ve Amerikalı yetkililer halka bu yönde çağrı yapıyor.

Pasifik Okyanusu’na kaçan ve okyanusun yerlisi olmayan balıkların yaşamaya devam edip etmeyecekleri konusundaki tartışmalar devam ediyor. Bazı kesimler yeni türün halihazırda var olan ekosistem üzerinde bir etkisinin olmadığını savunuyor bazıları ise tam tersini. British Columbia Somon Üreticileri Derneği direktörü Jeremy Dunn tarihte böyle bir etkinin görülmediğini belirtiyor. Bununla birlikte Kanada Balıkçılık ve Okyanus Dairesi ise bu yeni türün pasifik Okyanusu’na adapte olamayıp popülasyon içinden çekileceği yönde açıklama yapıyor. Ayrıca Kanada ve British Columbia’da balıkçılık otoriteleri düzenli olarak kıyı sularındaki türleri takip ederek raporlamalarını yapıyor. İleri okuma için: cbc.ca

Amerika’nın batı kıyısının yaşadığı bu ekolojik felaket su ürünleri sektörünün içinde üretim yapan ve tedarikçi konumunda olan herkese ne kadar büyük görevler düştüğünü gözler önüne seriyor. Doğru şekilde tasarlanmış kafesler ve onarımı – bakımı zamanında yapılmış ağların önemli bir kez daha dikkatleri üzerine çekiyor. Her ne kadar yalnızca balık yada diğer su ürünlerinin üretimi önemli bir kalem olarak göz önünde olsa da tesis planlama ve tesis sürdürülebilirliğini sağlayacak su ürünleri profesyonellerine de ihtiyaç olduğu bir kez daha ortaya çıkıyor.