Balıkların, çift kabukluların ve yosunların denizde yaşamalarının bir avantajı da karasal kaynaklara yada tatlı sulara bağımlı olmamalarıdır. Karasal kaynaklı yetiştiricilikle kıyaslandığında ise bunların yetişticiliği iklim ile daha az doğrudan ilintilidir ve iklimin su ürünleri yetiştiriciliği üzerindeki etkisi daha azdır. Bununla birlikte özellikle somon yetiştiriciliğinde iyileştirmelere da halen ihtiyaç var; özellikle çiftlik somonlarından doğadaki somonlara transfer olan deniz bitleri, çiftlikten kaçanlarla doğal ortamdakilerin birlikte üremesi, balık çiftliklerinin besin emisyonlarıyla düşük kaynak kullanımı gibi. Endüstrinin iklim etkisi de iyileştirme için yeterli alana sahiptir.

Günümüz teknolojileri kalıcı çözümlere odaklanmak zorunda. Su ürünleri endüstrisindeki pek çok oyuncu çevresel etkilerini azaltmak için büyük bir çaba sarf ediyor. Besleme sallarının ve botların elektrikli hale getirilmesi açık kapıları ve emisyonu engellemek için yeni metodlar ve su ürünleri yetiştiriciliğindeki sıkıntıları iyileştirmek ve bunlarla mücadele etmek için yeni tedbirler alınıyor. Bunlardan bir yenisi ve ilginç olanı ise okyanus tarımı.

Ocean Forest, Norveçli balık üreticisi Leroy ile Bellona Vakfı ortaklığında kurulmuş olan bir şirket. Yosun tarımı sağlıklı gıda, yem ve temiz enerji ile dünyayı korumaya katkı sağlayabilir. Ocean Forest ise sürdürülebilir ve kârlı bir realite için tutkulu bir fikri temsil eder.

Menüde, yeni lezzetler olarak ortaya çıkan türler arasında şeker su yosunu (kelp) de var. Kelp bir bitki ve ham halde lezzetli salatalarda servis edilebilir. Ocean Forest yönetici Harald Sveier Norveç – Bergen’deki restoranların bu ürüne olan yüksek ilgilerini anlatıyor ancak Leroy ile Bellona’ın hedefi yerel gurme pazarından daha büyük. Çünkü kelp yararlı ve besleyici içeriklerle dolu!

Okyanus ormanının amacı fazla olan şeyleri kullanarak kısa sürede üretim yapmak. Giderek artan dünya nüfusunu besleyebilmek için daha fazla yiyeceğe, biyoması besleyebilmek için yenilenebilir enerjiye ihtiyaç var. Ayrıca biyoması büyütmek için sınırlı alan ve su var. Örneğin Norveç yüz ölçümünün yalnızca %3’ü tarıma elverişli. Dünyanın başka taraflarında su ürünleri yetiştiriciliği sınırlı karasal alanlar üzerinde baskı oluşturuyor. Öte yandan deniz ise dünya yüzeyinin %70 kadarını oluşturuyor.

Bellona’nın su ürünleri yetiştiriciliği uzmanı Anders Karlsson-Drangsholt “denizin yetiştirme potansiyeli çok muazzam” diyor. “Sürdürülebilir olmak için geleneksel olarak, somon haricinde besin zincirinin altlarında yer alan daha fazla yeme ve gübreye ihtiyaç olmayan türü yetiştirip hasat etmeliyiz.” “Norveç’te kelp idealdir.” şeklinde açıklıyor Karlsson-Drangsholt. “Kelp Norveç sahilinin tamamına özgüdür ve kolayca büyür. Gıda, ilaç, yem ve takviyelerden biyoyakıta ve gübrelere kadar pek çok şeye ekstrakte edilebilen ve kullanılabilen proteinler, karbohidratlar, mineraller, antioksidanlar ve antibakteriyel maddelerle doludur.”

Diğer bazı alg bazlı ürünler balıklar ve inekler için bitkisel kökenli yeni süper yemler olabilir. Buna ek olarak yosunlar parçalanabilen plastik maddelerin imalatı için gerekli bileşenler de içerir. Fosil oluşumunu ve bozulmayan plastiklerin üretimini indirger.

Büyük ölçekli üretimi hedeflemek

2016 yılındaki ilk kelp hasadı yaklaşık olarak 17 ton kadardı. 2017 yılına gelindiğinde bu rakam 40 tona yaklaştı. 2018 de gerekli lisanslar alınabilirse miktarın 100 tona çıkması planlanıyor. Sveier bu işin yeni bir sanayi olarak tanınması için yıllık 1000 tonluk üretimin yapılması gerektiğini söylüyor ve bunun için hala alınması gereken çok yol var. Öte yandan kelp yetiştiriciliği yapmak için küçük alanlar son derece yeterli oluyor. Metod kendi kendini yönetiyor, çevreye zarar vermeden ve iklimi etkilemeden okyanusta büyüyüp gelişiyor. Bununla birlikte kelp suyun içindeki karbodioksidi bağlayarak suyun asiditesini azaltmaya da etkili olur. “Meydan okuma tüm değer zincirine; büyütme, paketleme, dağıtma ve üretim” diyor Sveier.

Deniz yosunları üzerinde yüksek uçuş

2017 yılının başında Bellona, havacılıkta su yosunukökenli biyoyakıtın kullanımının fırsatlarını ve risklerini içeren bir rapor yayınladı.

Havacılık uzun mesafeli uçuşlarda elektrifikasyonun henüz yeterli derece sağlanamadığı bir taşımacılık sektörü. Bununla birlikte fosil yakıt kullanımını azaltıp sürdürülebilir ve gelişmiş bir biyoyakıta ihtiyaç duyuyor. Avrupa’da biyoyakıtların %90’ı karada üretiliyor ve bu da kara üzerindeki emisyon baskısını neredeyse fosil yakıtlarla aynı seviyede olmasına neden oluyor. Bu sebeple Bellona yosundan elde edilmiş biyoyakıt üzerinde araştırma yapıyor ve yosundan elde edilmiş yakıtların faydalarını şu başlıklar altında sıralıyor:

  • Yosun yetiştiriciliği ekilebilir araziye, gübreye ve tatlı suya ihtiyaç duymaz.
  • Algler okyanustaki belirli maddeleri toplar ve kirliliği önler.
  • Karbon yakalama ile sudaki karbodioksit bu yöntemle su dışına çekilebilir.

Deniz yosunundan ürün elde edilmesi konusundaki ana zorluk teknik değil ekonomik ve politik. Günümüzde yosun yetiştirmenin malityeti yüksek ve yosunun müşteri potansiyeli azdır. Yosun temelli yakıtın ticari olarak uygun hale gelmesi ve yaygınlaşabilmesi için maliyetlerinin düşmesi; kârlılığının artması için teşviklerin verilmesi gerekmektedir…

Bellona.org adresindeki makaleden Türkçe’ye adapte edilmiştir.