“Laboratuvar balığı” ve gıdaların geleceği – 1

In ArGe, Çevre, Röportajlar, Su ürünleri, Sürdürülebilirlik, Tüketim, Yetiştiricilik


Hücre bazlı deniz ürünleri firması Finless Food’un CEO’su Mike Selden ve The Fish Site, laboratuvarda büyütülmüş balığın yani “laboratuvar balığı”nın ve Finless Food mavi yüzgeçli orkinosun arka planını tartışıyorlar.

Hücre bazlı balık: işin arka planı

Şu anda dünyada hücre bazlı deniz ürünü şirketinin sayısı 10 taneden az. Finless Food gibi şirketler, küçük balık hücre biyopsilerinden sertifikalı tesislerde yenilebilir balık üretmekte. Bilim kurgu gibi görünse de şirketler finansman turlarında yatırımcılardan milyonlarca dolar toplamayı başardılar.

Hücre bazlı balıkların sürdürülebilir ve başarılı olmasının bir çok nedeni var; hücrelerin karada kültüre alınması balıkçılığın çevresel ve ekonomik baskılarını azaltır, türlerin korunması için yeni bir yaklaşım sağlar, donör olan balığa zararsızdır bu yüzden biyoetikçiler ve hayvan refahı aktivistleri dahi bu yöntemin savundukları konular yönünden haksız olduğunu belirtmek konusunu ağırdan almaktadır. Bu balıklar laboratuvarda kontrollü koşullar altında büyütüldüğünden endüstriyel balıkçılık ve geleneksel su ürünleri yetiştiriciliğinde gözlenebilen kirleticilerden de uzak kalmış olurlar.

Finless Food’u kurarkenki motivasyonunuz neydi?

Biyokimya ve moleküler biyoloji okuduğum bir tarım okuluna gittim. Daima gıda sistemleriyle ve bunun sosyal, ekonomik ve gıda adaletiyle ilintisiyle ilgiliydim. Hayatım boyunca bir çok politik aktivizmde bulundum ve okyanusun daha büyük bir baskı altında ve çöküşün eşiğinde olduğunu görüyorduk. Sadece, çok fazla zamanımızın kalmadığını düşündük ve eğer dünyanın gücünü elde etmek için nasıl yediğini çevirmezsek gelecek 12 yıl içinde geri dönüşü mümkün olmayan iklimsel bir çölleşmeye gireceğiz.

Bir çoğu sürdürülebilirlikti. 2014 yılında ilaç sektöründe kullanılmak üzere at nalı yengeçlerinin kanları için nasıl toplandığını konu alan “The last days of the blue-blood harvest” başlıklı bir makale okudum, insanlar at nalı yengeçlerini habitatını yok ettiğimizi fark ettiler ve biz, üretimi sürdürmek için yeterince hızlı şekilde yakalayamadık. Böylece bilim insanları bir eşdeğer yapmak için yola çıktılar; at nalı yengecinin dışında yapılabilecek fakat aynı işlevi yerine getirebilecek bir şey. Bu makaleyi okurken “bunu eğer at nalı yengeci kanıyla yapabiliyorsak etle neden yapamayalım?” diye düşündüm. Ziraat okuluna giderken dünya çapında hayvan yetiştiriciliğinde ne kadar büyük bir patlama yaptığını gördüm. Bunu birisinin deneyip denemediğini görmek için aramaya başladım. Delirmemiştim ve New Harvest’te çalışmak üzere New York’a taşındım. Burası bağışlar yapan ve doktora projelerini yönlendiren bir organizasyon. Fakat burada çalışırken bir çok farklı yatırımcıyla tanıştım. Hibeyi düşürdüm ve yatırım parasını aldım.

Bu daha iyi bir kaynak dağılımı olarak görünüyor ve benim yeteneklerime daha uygun. Laboratuvar çalışması yapmaktansa bilim iletişimi tarafında oldum. Üniversiteden arkadaşım Brian’ı çektim ve bir iş teknik akışı tasarlayarak işe başladık, istediğimiz, San Francisco’daki bir yaşam bilimi hızlandırıcı laboratuvarı olan IndieBio’ya başvurduk. Orada ilk herhangi birisi tarafından değil, gazeteciler ve sadece şirketten arkadaşımız olmayan kişilerin de yenilen ilk hücre bazlı deniz ürünü prototipimizi yaptık. Böylece bununla bir sürü para toplayabildik. Şimdi kendi laboratuvarımız ve 11 tam zamanlı çalışan personelimiz var.

Tüm hücresel yetiştiricilik seçenekleri içinden neden balık?

Balık alanında kimse bu konu üzerinde çalışmıyordu – insanlar et bazlı şeyler için zaten hücresel yetiştiricilik yapıyorlardı fakat balık üzerinde hiç denenmemişti. Bu yüzden, sadece kişisel olarak ilintili olduğum bir şey değildi ve üzerinde çalışılması gerekiyordu.

Özellikle, mavi yüzgeçli orkinosa nasıl geldiniz?

Mavi yüzgeçli orkinos ile, doku mühendisliği teknolojisini kullanıyoruz ve gıda sınıfı fiyatlara ulaşana kadar daha ucuz hale getiriyoruz. Mavi yüzgeçli orkinos eti en pahalı et seçeneklerinden birisi ve ilk başta dükkat çekmemizin en kolay yolu gibi göründü. Bizim için bu balığı yapmakla tilapya yapmak aynı maliyet, bu sebeple en baştan başlayıp oradan aşağıya inebiliriz. Bunun da ötesinde mavi yüzgeçli tehdit altındaki bir tür ve onu avlamak okyanusa gerçekten zarar veriyor. Şu anda, mavi yüzgeçli orkinos yetiştiriciliğini ölçeğini büyütmenin herhangi bir yolu yok.

thefishsite.com adresindeki yazıdan Türkçe’ye adapte edilmiştir.

, , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.