Kendi kendine yeten su ürünleri yetiştiriciliği çiftlikleri sandığınızdan daha yakın bir gelecekte

In Su ürünleri, Teknoloji


Su ürünleri sektöründeki mekanizasyon araştırma – geliştirme çalışmaları, özellikle açık denizlerdeki su ürünleri yetiştiriciliği için son derece önemli. Bununla birlikte somonlarda başarıyla uygulanmış olan yüz tanıma teknolojisi sayesinde otomasyon artık kültür balıkçılığının en önemli bileşenlerinden birisi haline geliyor. Peki arttırılmış gerçekliğin su ürünleri sektöründeki devrimine ne kadar uzak ne kadar yakınız ya da kendini yöneten balık çiftliği kavramına?

Mekanizasyon – diğer ve modern deyişiyle otomasyon kafamızı çevirdiğimiz her yerde. Örneğin cep telefonlarımızdaki uygulamalar hayatımızın içindeki alışkanlıklarımıza göre bizi tanıyıp önerilerde bulunuyor yada bilgisayarlar artık iki farklı dili konuşan insanların aynı dili bilmeden daha kolay ve hızlı şekilde iletişim kurmasını imkanlı hale getiriyor. Hatta trafikte yalnızca yazılımlar tarafından kontrol edilen ve yönlendirilen araçları normal kabul etmemize de epey az bir zaman kaldı. Otomobiller, otobüsler, TIRlar ve trenler için yol uzun olsa da su ürünleri yetiştiriciliği yapılan çiftlikler için daha kısa olabilir.

“Daha önceden su ürünleri yetiştiriciliğinin herhangi bir dalında çalışmış herhangi bir profesyonelin de bildiği gibi yarım metre dalga varsa ve siz kafeslerin etrafında dönmek zorundaysanız kafes adeta bir roller-coster gibidir.” diyor SINTEF Norveç’te araştırmacı olan Walter Caharija.

Kıyıdan açık denizlere doğru açılan su ürünleri yetiştiriciliği işleri ve iklim değişikliğine bağlı olarak artan dalga kuvvetleri, yetiştiricilik rutinlerini daha güvenli hale getirmek için araştırma yapmak için daha iyi bir zaman olmadığını gösteriyor. Bunlardan birisi de SINTEF’in ARTIFEX projesi.

Halen geliştirme aşamasında olan ARTIFEX, insansız yüzen araçlar (USVs), uzaktan kontrol edilen araçlar (ROVs) ve uzaktan pilotlu hava taşıtı sistemlerinden (RPAS)ın bir bileşkesi ve bu araçlar da güçlerini bakım, onarım ve denetim yapmak için birleştiriyor.

USV’lerin temel rolü aslında oldukça basit; ROV ve RPAS’ları çiftliğin dışına taşıyıp karaya getir getirmek. ROV ve RPAS’lar ise çiftik üzerindeki denetimleri gerçekleştiriyor. Eğer herhangi bir yerde bakıma ihtiyaç varsa yada en basitinde bir lambanın değiştirilmesi gerekiyorsa bir ROV bu işi tek başına halledebiliyor. Bu araçlara yüklenen otomasyon kabiliyetleri değişiklik gösterse de tüm sistem, kıyıda güven içinde çalışan bir profesyonel tarafından yönetilebilir. Caharija’ya göre bu tür bir teknoloji artık bir lüks değil.

“Bunu istersiniz çünkü insanları sert hava koşullarına ve riske maruz bırakmak istemezsiniz.”

ARTIFEX insanların tehlikeden uzak kalarak refahlarını arttırmaya bakıyor ve Norveçli start-up BioSort AS, Cermaq ile birlikte balık refahını yükseltmek için iFarm’la çalışıyor.

Esasında, iFarm büyüme, deniz biti, deformasyonlar ve diğer sağlık parametrelerini takip eden bir sistem. iFarm’ı benzersiz kılan ise her bir somon balığını tanımlamak için bir dizi arttırılmış gerçeklik sensörünü barındırması. Bu teknoloji cep telefonlarımızda dahi yer alan yüz tanıma teknolojilerinden çok farklı değil fakat iFarm insan yüzlerini tanımak yerine balıkların yüzlerini tarıyor.

BioSort’un CEO’su Geir Stang Hauge “Her bir balığı izleyebilme ihtimali pek çok imkan sunuyor” diyor. Örneğin her bir balığın düzenli büyümesini ve diğer sağlık parametrelerini düzenli olarak takip etmek yetiştiricilere sağlıkla ilgili sorunların erken tespitinde ve tedavinin izlenmesinde yardımcı olur.

Hauge, tek bir balığın izlenmesi gücünün nasıl kullanılabileceğini gösteriyor; “balık iyileşiyor mu yoksa daha mı kötüleşiyor? Bu geleceği olmayan bir balık mı yada örneğin bir kış ülseri gibi, iyileşebilecek bir balık mı?”

iFarm yalnızca bireysel olarak tıbbi kayıtlarda durmaz, hasta olmuş bireyleri kafeslerden seçici bir şekilde tedavi için çıkarır. “Bildiğimiz kadarıyla, kimse kimse balıkları kafeslerden tedavi etmek için çıkarmak üzerine çalışmıyor.” diye ekliyor Hauge.

Deniz biti örneğini ele aldığımızda, tipik şekilde her çiftlikteki her somon enfekte olmayacak fakat eğer bir istila varsa sonunda olacaklar. Bireysel seçilim daha fazla hedefe yönelik tedavi seçenekleri sunar.

Yazılımın devam etmesi ve arttırılmış gerçekliğin geliştirilmesi önemli. Çünkü kültür balıkçılığını otomatize etmenin en büyük zorluklarından birisi yazılımın kullanacağı alt yapıyı oluşturmak. Örneğin iFarm bir dizi arttırılmış gerçeklik nöral ağından ve sensörden daha fazlasına ihtiyaç duyar, tam bir kafes sistemi tasarımı gerekir. Her somon balığı onlara bir numara veren bir sensör tarayıcıdan geçerken boyları ölçülür ve derileri deniz biti var mı diye ve ciltte bir anomali söz konusu mu diye kontrol edilir. Bunu başarmak için BioSort balık biyolojisinin önemli bir parçası olan havaya olan ihtiyaçlarından faydalanır.

Somonlar yüzme keselerini her dört günde bir yüzeye çıkarak hava ile doldurmak zorundadır. Somonların kafesin yüzeye yakın bir yere ulaşmasına izin vermek yerine iFarm erişimi sensörlü bir huni ile kısıtlar. Sensörler karanlıkta çalışmadığı için bir aydınlatma sistemleri vardır. Daha onra somonların sıralanması gerekir ki bu da balıkların kafesin içine geri mi döneceğini yoksa tedavi için ayrılacağına mı karar veren fiziksel altyapıdır. Her bir parçanın üretimi kolay gibi görünse de anahtar tüm parçaları birleştirmektedir, yazılım, mekanik bileşenler, aydınlatma ve optikler. Tümü bir uyum içinde çalışır.

ARTIFEX gibi iFarm’da geliştirilme aşamasında fakat testler iyi gidiyor ve bir sonraki aşama çok da uzakta değil.

“Küçük ölçekli testleri tamamladık fakat hiç 150 – 200.000 balıkla deneme yapmadık” diyor Hauge. Daha fazla balığı büyütmenin yanısıra BioSort balıktan 1 metreye kadar uzaktan 1 – 2 mm ebatlarındaki bitleri tespit edebilmeyi amaçlıyor.

Hauge bunun iddialı olduğunu kabul ediyor fakat bu fikir su ürünleri yetiştiricilerine herhangi bir salgına karşı bir adım önde olmayı sağlayacak. Bu arada, ATIFFEX, SINTEF ACE’nin tam ölçekli laboratuvar tesislerini kullanarak araçlarını hızlandıran çeşitli bileşenleri çiftliklere koymak istiyor.

“Teknik çözümler açısından kağıt üzerinde her şeyi aldık fakat yaparak öğreneceğiz” diyor Caharija.

Su ürünleri yetiştiriciliğinin tamamen bilgisayarların kontrolüne bırakılıp insanlara artık ihtiyaç duyulmadığı zamanlar gelecek mi? Caharija ve Hauge insanlara daima ihtiyaç olacağını düşünüyor fakat rollerin değişebilir.

“Her yerde her zaman insanlı olmak zorunda değilsiniz. Birden fazla lokasyonda çalışan insanlarınız olabilir” diyor Hauge. Caharija’nın vurguladığı gibi bazı işlemler otomatikleşebiliyorken otomatikleşemeyenler de var. “Mekanik ve elektronik tarafta gerekli olan çok fazla bakım var.”

Her iki profesyonelin de ortak fikir noktası, kilit kararları almak için daima insanlara ihtiyaç olacağı…

thefishsite.com adresindeki yazıdan orijinaline sadık kalınarak Türkçe’ye adapte edilmiştir.

, , , , , , , , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.