İstanbul Boğazı’ndaki bazı balık türleri

0
530
görüntüleme

Kültürel yapısı kadar ilginç, dünya üzerinde eşine pek az rastlanan coğrafi ve ekolojik koşulları ile İstanbul, Karadeniz’i Ege’ye Marmara vasıtası ile birleştirmenin ötesinde, iklime ve su ekosistemine bağlı özel faktörleri ile dünyanın sayılı lokal ekosistemlerinden birisini oluşturuyor.

Su altı coğrafik faktörleri ve denizel etmenler birleştiğinde incelenmesi gereken onlarca farklı başlığa ev sahipliği yapan İstanbul Boğazı ve Adalar çevresi ilginç bir ekolojik mirası bünyesinde barındırıyor. Üstelik bu sistem, alınan bazı önlemler ve yapılan girişimlerle geçtiğimiz yıllara göre iyileşme ve toparlanma eğilimi gösteriyor. Bu da bölgenin geleceği açısından son derece önemli bir gelişme.

İstanbul Boğazı’nda bu denli farklı türden su ürününün bulunmasının temel sebebi, akıntılarla sürekli karışan Ege -Marmara ile Karadeniz sularının buluştuğu yerde olmasıdır. Farklı fiziksel özelliklere sahip suların buluştuğu bu noktada her iki denizin türlerinin bir arada olduğu görülür. Teknik olarak bir fay çöküntüsü olan İstanbul Boğazı, aralarında neredeyse iki katlık bir tuzluluk farklı bulunan Marmara ve Karadeniz’de yaşayan canlıların tümü için önemli bir geçiş noktasıdır.

Konu elbette ki balık olduğunda, İstanbul kendi içinde başlı başına bir tüketim kültürünü içinde barındırıyor. Farklı zamanlarda, boğazın farklı yerlerinde lokalize olan yada kanalı göç etmek yada metabolik bir faaliyeti yerine getirmek için kullanan balıklar avlanarak tüketicilere sunuluyor.

Boğaz ve çevresinde pek çok farklı türden su ürünü elde edilebiliyor olmakla birlikte biz boğazdaki balıklara göz atıyor olacağız.

Sardalya

İnsan sağlığı için son derece önemli olan Omega 3 yağ asitleri yönünden son derece zengin olan Sardalya, Hamsi balığının biraz daha büyüğü gibi görünse de, yağlı yapısı onu Hamsi’den ayırır. Yeşilden gümüş – beyaza doğru değişen renkleri ve yanal çizgisi etrafındaki siyah noktacıkları, onu benzerlerinden daha kolay ayırt etmemize yardımcı olur. Kasım ve Ocak ayları haricindeki tüm dönemlerde ürerler ve her bir yumurtlamada 20.000 kadar yumurta bırakırlar.

Hamsi

Küçük boyutlarına rağmen son derece besleyici ve lezzetli olan Hamsi, Karadeniz’den Boğazı kullanarak Marmara’ya geçen balıklardandır. Büyük ve yoğun sürüler halinde dolaşan bu balıklar, özellikle kış aylarında bol miktarda avlanarak düşük fiyattan İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin pek çok pazarına sunulur. Büyük bir üreme göçünün parçası olarak boğaza yaklaşan hamsi, büyük balıkçı gemileri tarafından hızlıca çevirme ağları ile toplanır (Balıkçı gemileri ile ilgili detaylı bilgiye ulaşmak için buraya tıklayın).

Lüfer

1 Eylül ile 31 Mart tarihleri arasında av sezonunda olan lüfer, boğazdaki ekonomik değeri en yüksek olan canlılardan birisi. Çok keskin dişlere sahip olan bu balık, özellikle karvior-kanibalist beslenir. En lezzetli olduğu dönem sonbahar ile kış aylarındadır. Soyu tehlikede olan Lüfer’in avcılığının duraklatılması için sivil toplum girişimleri yapılmaktadır.

Karagöz

1 Ağustos ile 31 Mart tarihleri arasında avlanabilen Karagöz, kuyruk sapı kısmındaki büyük siyah leke ile özelleşen bir balıktır. Genellikle kayalık bölgelerde, bol girintili çıkıntılı adacıkların içinde rastlanır.  Ağız yapısı küçük olduğu için, yemini ısırarak küçük parçalara ayırır ve iyice yumuşayan yemi tek seferde yutar. Küçük balıklarla ve kabuklularla beslenir.

Sinarit

Tıpkı Karagöz’de olduğu gibi 1 Ağustos ile 31 Mart tarihleri arasında avlanabilen bu balık doğal ortamında büyük boyutlara gelebilen bir balıktır. Saldırarak avlanan bir balık olduğundan, avcılığında da parlak ve ilgisini çekecek hareketli materyaller kullanılır. Taşlık ve kayalık diplerde, enkaz ve batıklarda sıklıkla rastlanır.

Trança

Denizde karşılaşılabilecek olan en inatçı, hırçın ve güçlü balıklardan birisi olan Trança, genellikle kıyılarda kolayca yakalanabilecek bir balık değildir. Karanlık, derin, taşlık zeminlerde ve kayalıkların arasında sıklıkla rastlanır. Avcılığında canlı yemler ağırlıklı olarak kullanılır. Yemin çeşitleri ise sübyeler, kalamar, karides ve küçük balıklar olarak sıralanabilir.

Çipura

Çeşitli boylarda çeşitli isimler alan Çipura, Türkiye’de, özellikle Ege’de çok yaygın şekilde yetiştirilip avlansa da, boğaz bölgesinde de avcılığı yapılan önemli türlerdendir. Balıkçılar arasında da yaygın olarak bilinen şekli ile çipura, son derece temkinli, tedirgin ve aynı zamanda ürkek bir balıktır. Gördüğü yeme direk olarak saldırmaz, onu ilk önce uzaktan izler ve takip eder. Beslenme alışkanlığı içinde tükettiği kabuklu canlılar, onun güçlü bir çeneye sahip olduğunun en önemli kanıtıdır.

Levrek

Çipura ile birlikte Türkiye’de en fazla yetiştiriciliği yapılan balıktır. Çipura gibi çoğunlukla etçil beslenen ve girişken, atik, saldırgan bir balık olan levrek, kumluk zeminlerde ve taşlıklar arasında sıklıkla bulunurken, aynı zamanda iskele ve duba ayaklarının etrafında, sığ limanlarda, durgun sularda ve suya vuran gölgeliklerde sıklıkla yaşamını sürdürür. İstanbul Boğazı’ndaki popülasyonunda aşırı avcılığa bağlı azalma mevcuttur ve bu durum, halen tür için büyük bir tehdittir.

Zargana

İnce, uzun, esnek, kıvrak ve parlak derisi ile suyun içinde olduğu kadar suyun dışında da büyük ilgi gören Zargana, suyun daha çok ışık alan bölgesinde yaşar ve orada beslenir. Vücut yapısı ile ters orantılı olarak son derece hırçın ve saldırgan olan bu balık, tipik şekilde diğer balıklar, yumuşakçalar ve kabuklularla beslenir. Boğazdan Ege’nin güneyine kadarki su alanında yayılım gösterir. Sıcak havalarda açıkta, soğuk havalarda kıyılara yaklaşır. Sürüler halinde dolaşır, suyun içinde yüzerken oka benzer.

Kefal

Farklı sulara olan tolerans yüksekliği ile en geniş yaşam alanına sahip balık türlerinden birisi olan kefaller, İstanbul Boğazı’nda, özellikle ağız kısmında Marmara Denizi’nin karakteristik özelliğini gösteren Haliç çevresinde üreme ve saklanma amaçlı olarak yılın belli aylarında toplanır. Dişli ve saldırgan balıklar için naif yapılarıyla son derece kolay ve ilgi çekici hedeflerdir. Beslenme alışkanlıları, yiyeceklerini küçük parçalara ayrırarak parça parça yeme eğilimi gösterir. Bu sebeple, avcılıkları sırasında avlama bölgesinde parçalanmış ekmek gibi yemler suyun üstüne saçılarak balıkların ilgileri çekilir. Çok ürkek balıklardır ve yakalandıkları esnada yoğun pul dökülmesi gözlenebilir.

Dünyadaki balık avcılığının en büyük sorunlarından biri, yumurta dökmeden avlanan balıkların popülasyonlarının devamını sağlayacak gücü yakayamayarak sayılarının azalmasıdır. Bu sebeple, balık avcılığı yapılırken kurallara, zamanlara ve av şekilleri ile avcılıkta kullanılan av araçlarına dikkat edilmelidir. Avcılığın yanında yetiştiriciliğe de yatırım ve önem vermek, su ürünlerinin geleceklerini kurtarmak için alabileceğimiz başlıca önlemlerdendir. Dünya üzerinde yürütülen bazı kampanyalar, su ürünlerinin avcılığını azaltarak yatırımları yetiştiricilik metodlarına yönlendirmektedir.

Cevap ver

Please enter your comment!
Please enter your name here