Doğal ortamdan yapılan avcılık için sertifikasyon programı: Friends of the Sea

Sürdürülebilirlik ve tam döngüsel ekonomi kavramının her ikisi de Innova Market’in Insights’ Top Ten Trends 2018 listesinde endüstrinin ve tüketicilerin radarında “Akıllı Seçimler” ve “Full Dönüşüme Giriş” ile birlikte üst sıralarda yer alıyor.

Deniz ürünlerinin esaslı bir protein kaynağı olarak yükselişi bugün oldukça açık. 2017 yılında yapılan bir araştırmaya göre Amerika Birleşik Devletleri ve Birleşik Krallık’taki her iki müşteriden biri balıkların ve diğer deniz ürünlerinin ete alternatif olduğunu düşünüyor ve endüstri deniz ürünleri uygulamalarına %12’lik bir artış ile yanıt veriyor. 2016 Birleşimiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (UN FAO) raporuna göre insan tüketimi için balık tedariği büyüklüğü geçmiş 50 yıla göre popülasyon artışını geçti. Su ürünleri tüketimi 1961 – 2013 yılları arasında yüzde 3,2 oranında artarak nüfus artışının iki katına çıktı ve kişi başına bulunabilirlik oranını arttırdı. Dünyada kişi başına belirgin balık tüketimi 1960’lı yıllarda ortalama 9,9kg’dan 1990’larda 14,4kg’a, 2013’te ise 19,7kg’a yükselmiş; 2014 ve 2015 yılları içinde 20 kg’nin üzerinde ön görülmektedir.

Bu rakamlar aynı zamanda denizlerin nasıl hızlıca boşaldığını da gösteriyor. Sadece 60 yıldan daha az bir zaman dilimi içinde su ürünleri üretimi 19,3 milyon tondan (1950) 163 milyon tona (2009) yükseldi. Su ürünlerine olan talebin artması balıkçılık yoğunluğuyla birlikte denizler üzerinde ciddi bir yük oluşturuyor. Sürdürülebilir olmayan avcılık bugün vahşi stokların %29 kadarının avlandığını gösteren global bir sorundur.

Friend of the Sea” sertifikasyonu

2018 yılı içinde, “Friend of the Sea” (FOS) sertifikasyon programının başlatılmasının 10. yılı kutlanacak. Bu organizasyon, en çevreci su ürünlerinin tercih edilmesini sağlamak üzere balıkçılarla, su ürünleri üreticileriyle, bilim insanlarıyla, koruma gruplarıyla ve halkla birlikte global olarak çalışıyor. 2008 yılından bu yana sürdürülebilir balıkçılık pratiklerini fark ederek ve ödüllendirerek deniz ürünleri tüketicilerinin satın alma tercihlerini etkilemektedir. 600’den fazla şirket 50’den fazla ülkede deniz ürünlerinin sürdürülebilirliğini ve kökeni konusunda Friend of the Sea’ye güveniyor. En iyi ve en sık güncellenen bilimsel veriler ışığında yapılan denetimler akredite edilmiş bağımsız sertifikasyon kuruluşları tarafından yapılıyor. Güncel haliyle program sürdürülebilir gemicilik, süs balıkları ve balina izleme aktiviteleri sertifikalarına da genişletildi.

Friend of the Sea projesi, sürdürülebilir deniz ürünleri hareketinin öncüsü olarak kabul edilen Earth Island Enstitüsü Yunus Korumalı Ton Balığı projesinin Avrupa Direktörü Paolo Bray tarafından başlatıldı. Daha yakın bir tarihte grup Friends of the Earth sertifikasyon programını başlatarak sürdürülebilir tarım alanına doğru genişledi. Birleşmiş Milletler Ticaret ve Kalkınma Kongresi tarafından hazırlanan bir araştırmaya göre Friends of the Sea toplam deniz ürünleri üretiminin %6,5’luk bir kısmını kapsıyor. Bu oran bir diğer sertifikasyon programcısı olan Marine Stewardship Council – MSC ile hemen hemen aynı büyüklükte.

Balıkçılık sürdürülebilir olabilir mi?

Bray’ın vegan olmasıyla sürdürülebilirlik ve balıkçılık arasında bir çelişki yok,  bu durum”çünkü çevre ve denizden ürün toplamak üzerinde bazı etkilerimiz var. Asıl soru şu; gitmek ve içinde olmak istediğimiz dünyadan ne kadar uzağız?”

“Hayvansal kaynaklardan protein elde etmek insan doğasının bir parçası ve muhtemelen gelecekte de uzun bir süre devam edecek. Ne kadar uzağa gidebileceğimizi ve denizlerde ne tür biyoçeşitliliğin olmasını istediğimizi anlamaya ihtiyacımız var. Sürdürülebilir sınırlar içinde avlanmaya devam etme olanağı var ve hedeflerine ulaşan bir çok ülke tarafından gösterildi.”

Son 10 – 15 yılda bu yolde önemli ilerlemeler kaydedildi. “1990’lardaki önceki görevim esnasında Avrupa’daki ton balığı kooperatifleriyle görüşmeye başladığımda bana Marslıymışım gibi bakıyorlardı. Neden tedarikçilerinden değişmelerini istediğimi merak ediyorlardı. O günden itibaren kısa süre içinde çok şey değişti, “sürdürülebilirlik” kavramı tanımlandı ve bugün pek çok büyük konferans ana konusunu sürdürülebilirik kavramı üzerine odaklıyor.”

İç huzuru yaratmak

Innova Market Insights’ın “Akılcı seçimler” eğiliminin temel unsurlarından birisi etik haklar sayesinde dünyayı pozitif yönde etkileyebilecek iç huzurun etrafında döner. Aslında etik iddiaların %44’lük bir Compound Annual Growth Rate /  Yıllık Bileşik Büyüme oranı – CAGR vardır ve etik paketleme haricinde  hayvan / insan / çevreyi içermektedir. 2017 yılında yeni balık ve su ürünü arzlarının %30’u MSC; Friend of the Sea yada Dolphin Friendly sertifikası gibi etik yetiştiricilik hak talebinde bulundu. Bu, %14 etik yetiştiricilik hak talebinde bulunulan 2012 yılının iki katı.

“Deniz ticaret fuarına giderseniz çoğu şirketin sürdürülebilir olduğunu iddia ettiğini görürsünüz, ya kendi kendilerine yada onaylanmış halleriyle. Fakat hepsi sürdürülebilirliğin gerekli olduğunu anlamış halde ve tüketiciler şimdi şunu bekliyor. Çevresel ve sosyal sürdürülebilirlik olmadan ekonomik sürdürülebilirlik olamazsınız. Bu konu hakkında optimist olmalıyım ve bu eğilimin tarım ve arazideki etkisini arttırmasını umut ediyorum.”

Bray’a göre artık bir artı olan organik yetiştiricilik sertifikasıyla karşılaştırıldığında sürdürülebilirlik şimdi bir gereksinimdir. “Bu, tüketici beklentileri açısından bir zorunluluktur. Eğer şirketiniz bunun için çaba göstermiyorsa er yada geç bu konulara özen gösteren perakendecileriniz ile ticari sorunlarınız ortaya çıkacak. Sonuç olarak, geçmişte de görüldüğü üzere STK’lar tarafından yürütülen negatif kampanyalara konu olma riski de daha yüksektir.”

Bir zorunluluk olarak sürdürülebilirlik mevzuatın parçası haline gelecektir. “Günümüzde, yapılan ticaretin belirli bir yüzdesinin sürdürülebilir olmasını isteyen bazı mevzuatlar var, ancak sürdürülebilirliğin aslının ne olduğu konusundaki tanımlamalar hala zayıf. Bence bu üçüncü parti akredite sertifikalar şirketleri sürdürülebilir olmaya davet ederken hangi mevzuata göre olduğunu da belirtmeli.”

Sayılardaki güç 

Bray’e göre sertifikasyon şemalarının gücü ve etkisi raflarda gördüğünüz ürünlerin sayısını düşürmez. Az sayıda şirketin sertifikayı alacak durumda olması sertifikalı ürünlerin piyasada aşırı şekilde bulunmasından kaynaklı tüketici şüphelerinin giderilmesi için sertifikasyonun sıkı ve güvenilir olması için önemlidir. “Son 10 yılda her yıl 100 yeni şirketin projeye ilave olmasıyla birlikte büyüdük ve sertifikasyon için denetim geçirdik. “Özellikle balıkçılık ürünlerinde vurgulamak istiyorum, normalde uygulamaların % 35-40’ı denetimi geçmiyor. Geçememelerinin nedeni ise stokların fazla aşındığı veya balıkçılık yönteminin sürdürülebilir olmadığı ya da bazı durumlarda sosyal hesap verebilirlik sorunları”.

Friend of the Sea sertifikasyonu şu anda aralarında su ürünlerinin ve havyar için yetiştirilen mersin balığının da olduğu 80 kadar türe ulaştı. Şaşırtıcı olmayan şekilde şirketler ve balıkçılıkta en çok değer gören tür ton balığıdır ve yıllar boyunca farklı STK’ların hedefinde olmuştur. “Bu sebeple ton sektörü sorunların farkına vararak stokları sürdürülebilir seviyede tutup yan avlamayı azaltmayı ele alan ilk sektör oldu. Bu Friend of the Sea gibi sertifikalara yoğun ilgiye yol açtı. Ton üreticileri başı çekmekle birlikte Şili, Birleşik Krallık ve Norveç gibi farklı yerlerdeki bazı somon üreticileri de denetimden geçerek sertifikalandılar.”

Bray midye sektörünün sürdürülebilirlik kurallarını benimsemesi ile ilgili olarak özel bir atıfı hak ettiğine inanıyor. “Midye düşük çevresel şartlarda yetiştirilebilen iyi bir hayvansal protein kaynağı. Beslenmeye ihtiyacı yoktur, balıkların korunma ve yumurtlama alanlarındaki suyun filtrasyonu için olumlu katkı sağlarlar.”

Su ürünleri yetiştiriciliğinde sürdürülebilirlik tartışmaları 

Hem çiftliklerde yapılan yetiştiricilikte hem de doğal ortamdan yakalanan su ürünlerini belgelemek için Friend of the Sea stratejisi perakendeciler tarafından takdir edilmektedir. Şu anda Friend of the Sea sertifikalı ürünlerin yaklaşık % 30’u çiftlik kökenli su ürünleri yetiştiriciliğinden olup, geri kalan kısmı da doğal ortamdan elde edilen avlardan kaynaklanmaktadır. Genel tüketici algısına göre su ürünleri yetiştiriciliği doğadan yapılan avcılığa göre daha sürdürülebilir görünmesine rağmen Bray bunun kesin bir geçerliliği olmadığı vurguluyor. “Su ürünleri yetiştiricileri balık unundan ve balık yağından elde edilmiş yemleri kullanıyor ve iki etkinlik arasında çevreyi doğrudan etkileyen potansiyel bir bağ var.”

Bununla birlikte daha düşük çevresel etkiye sahip olma potansiyeli var ve Friend of the Sea gibi planlar şüphesiz buna yardımcı olacak. Bray “Normal şartlar altında su ürünleri yetiştiriciliği, teknolojinin oldukça yüksek bir katılımı ile kapalı sistem bir üretim metodu olduğu için, yüksek yatırım, balıkçı teknelerinde meydana gelebilecek durumlara kıyasla çevresel etki açısından durumun iyileşmesi şansına sahip” diyerek, her iki yöntemin sürdürülebilir olabileceğini belirtti.

Fonksiyonel gıdalar sektörü

Sertifikasyon planları için potansiyelin arttığı bir diğer alan da deniz temelli işlevsel gıdalar ve takviyeler. Hedeflenen grup, öncelikii olarak hem bedeniyle barışık hem de huzurlu, güçlü iyi eğitimli ve yüksek kazançlı tüketicilerden oluştuğu için bu “Akıllı seçimler” akımının altında mantıklı bir alandır. “Bunlar pahalı gıda takviyeleridir ve kendi sağlıklarından endişe duyan, çevreyi etkilemekten kaçınmak isteyen iyi eğitimli bir hedef kitlenin ihtiyaçlarını karşılamaktadırlar.”  Yalnızca ABD’de, bu sektörde büyük ve küçük markalardan oluşan Friend of the Sea sertifikalı 150-200 kadar marka var.”

Balık unu ve balık yemiyle ilgili ilgi çekici bir alt trend, riskli bir stok grubuna odaklanmadan avlanan yan türlerin bir araya getirildiği premikslerdir. Bray’e göre artık balık yemlerinin ve balık yağlarının %30’undan fazlası artık bu premiklerden oluşuyor. “Omega 3 üretimi yapan bazı şirketler kalamar ve diğer balıkların premikslerini arttırmayı öneriyor.  Ayrıca ton premiksi de var. Balıkçılıkla ilgili israfı ve balık stokları üzerindeki baskıyı azaltmak için yapmamız gereken şey bu.”

Brexit ve sürdürülebilir balıkçılık

Sürdürülebilirlik ve balıkçılık, Brexit tartışmaları içinde geçim kaynağı balıkçılık olan şehirlerin ve kasabaların kararını olumsuz yönde etkileyen öne çıkan önemli bir başlık. Fakat balıkçıların müzakerelerden çok fazla şey alabileceğini düşünmüyor Bray.

“İngiliz balıkçılar Brexit’i zorlayan kişilerdi, çünkü Avrupa Birliği kota sistemine katılmayı reddettiler ve Birleşik Krallık’ın, kıyı sularını yalnızca kendileri için kapatacağını sanıyorlardı. Bunlar beklentileriydi. Mart 2019’da yapılacak olan 50. madde geçiş sürecinin sona ermesinden önce, muhtemelen 2018 yılının tamamı boyunca, devam edecek olan ticaret müzakerelerinin sona ermesi beklenecek. Bu ne olacağı belli olmayan bir şey fakat normalde bu tip tartışmalarda her parti kendi çözümünü önerir ve sonucun İngiltere’li balıkçıların lehine değil ortada bir yerlerde olması bekleniyor.”

Bray sözlerine Birleşik Krallık’ın üretiminin %75’ini ihraç ettiğini ve tükettiği ürünleri nasıl ithal ettiğini ekliyor. Morina stokları daha kuzeye gidiyor ve Norveç ile İzlanda civarında avlanıyorlar. Geriye kalanlar ise çoğunlukla somon, orkinos, mezgit ve karideslerden oluşuyor. “Durup orta yolun nerede bulunacağını anlaşılıp anlaşılamayacağını görmek gerekiyor. Ancak Avrupa Birliği politikaları açısından dahi önemli bir değişiklik beklemiyorum. Her ne olursa olsun Birleşik Krallık’ın Avrupa Birliği ile ilintili olmayan yasalara da uyması gerekecek ve kuzey Atlantik Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerin sahil şeritlerini de kapsıyor.”

Büyük değişiklikler şaşırtıcı olsa uluslararası su ürünleri ticaretindeki büyüme yine Avrupa Birliği’nin ötesine geçiyor: Çin, Güney Amerika ve Afrika. Bu da İngiltere’nin ihracat yada ithalat yapacağı başka ülkeler bulması gerektiği anlamına geliyor. Her iki durumda da Bray, Avrupa Birliği şirketleri için Friend of the Sea sertifikası talep ediyor. “Sürdürülmekte olan sürdürülebilirlik sertifikası için denetlenmek isteyen Avrupa Birliği ülkelerinde her zaman vurguladığım şey, Friend of the Sea sertifikasının Avrupa Birliği içinde doğal ortamdan yapılan avlar için tek sertifikasyon olması. Bence bu durum şirketler tarafından düşünülmeli.”

foodingredientsfirst.com adresindeki içerikten Türkçe’ye adapte edilmiştir.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.