Fener balığının ampulündeki bakteriler denizden geliyor olabilir.

In Haberler


Balık pazarlarının en ilgi çekici konuklarından olan, korku filminden çıkıp gelmişçesine “tuhaf”, ilginç ve denizden çıktığında pek yenebilecek gibi görünmeyen fener balığı, engin maviliklerin zemininde yaşamını sürdüren bir balık. Geniş yassı gövdesinin ön ucuna konumlanmış ve büyük dişlerle “zenginleştirilmiş” ağzıyla süper kamuflaj yeteneğine sahip olan fener balığını ilginç kılan ve ona “fener” isminin verilmesine neden olan bir uzantıya sahip: karanlıkta, ucunda fener yanan bir uzantı. Bu uzantı dorsal yüzgeçten özelleşmiş ve bir kaç filamentin birleşmesiyle oluşmuştur. Fener balığı bu özel oltasını her yöne sorunsuzca hareket ettirebilir.

Lophiidae ailesi içinde yer alan fener balığının feneri aslında bir av aracı. 300 – 350; hatta 1000 metre derinlikteki karanlık sularda bazı bakterilerin ışıma yapması sonucunda balığın yakınlarına gelen diğer küçük balıklar fener balığına yem oluyor. Mekanizma çok basit: merak öldürüyor.

Fener balığı çok değerli bir su ürünüdür. 40 – 60 cm uzunluğa kadar büyüyebilen bu balığın eti piştikten sonra bile diri kalmaktadır. Mart ayından Ağustos ayına kadar uzanan üreme mevsimi olan fener balığında da dişileşme görülebilir. Pazara genellikle taze yada dondurulmuş olarak sunulurken buharda pişirilmiş, ızgara yapılmış yada tavada pişirilmiş olarak servis edildiğinde çok lezzetli olur.

Tüketilebilir bir su ürünü olmalarının ötesinde fener balıklarının göreceli olarak garip görünen vücutlarının en çok dikkat çeken noktası belki de fenerleri. Simbiyoz ilişki modeli ile yaşamlarını sürdüren ve biyolüminesans yeteneğine sahip olan bakterilerin ise fener balığından değil de sudan geldiği düşüncesi, yeni bir araştırmanın sonuçlarına göre artık daha kuvvetli.

Açıkçası, fener balığını inceleyen bilim insanları, balığın uzvundaki ışımaya neden olan bakteriler hakkında halen pek çok noktada karanlıkta. Bilinen şey ise, bu biyolüminesans bakterilerinin fener balıkları olmadan tek başlarına suyun içinde yaşamlarını sürdürmeyi başaracak kadar donanımlı canlılar olmadıkları.

Buzun üzerinde yatan bir fener balığı.
Buzun üzerinde bir fener balığı.

Cornell Üniversitesi’nde mikrobiyoloji profesörü ve bu araştırmanın baş yazarı olan Tory Hendry “daha önce tamamladığımız araştırmada, derin deniz fener balıklarıyla simbiyotik ilişki içine giren bakterilerin gen kaybı yaşadığını bulduk, bu da muhtemelen konaklarına zorunlu olarak bağımlı kaldıklarını gösterdi” diyor.

Azaltılmış genom, tüm yaşamını bir konağın içinde geçiren ve ihtiyaçlarını o konaktan sağlayan bakteriler için tipik bir özelliktir. Bunlara yaşamlarını sürdürmeyi başarmak için gerekli olan genler de dahil.

Bu araştırmada araştırmacılar altı aileden yedi fener balığından daha önce toplanmış örnekleri elde ettiler. Ayrıca fener balıklarının ampullerinde yaşadığı bilinen sadece iki tür biyolüminesans bakterisiyle de çalıştılar. Bir bakteri türü yalnızca bir türde bulunurken diğer altı bakteri türü ise çalışılan altı türün hepsinde bulundu. Bu balıklar Meksika Körfezi’nden Cape Verde adalarına kadar farklı yerlerden yakalandı. Bazı örnekler neredeyse 20 yıl önce yakalandı fakat ampullerdeki bakteri oranları %99 aynıydı.

DEEPEND Konsorsiyumu tarafından yapılan bir araştırma neticesinde ise fener balıklarının hafif organlarının gelişiminin ardından ampüllerine bakteriler edindiğini ortaya kondu. Ampül olarak görev yapan organın içinde biraz gözenekler var ve araştırmacılar bu bölgedeki bakteri popülasyonunun artması neticesinde balıkların, gelecek nesillerdeki bireyler için çevreye bakteri yayıp yaymadıklarını merak ediyor.

, , , , ,

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.