En önemli su ürünleri yetiştiriciliği metodları

ÇevreSu ürünleriSürdürülebilirlikYetiştiricilik

Yazar:

Suda yaşayan canlıların kontrollü şekilde çoğaltılması şu anda Afrika’da, Avrupa’da ve Asya’da milyonlarca kişiyi binlerce yıldır doyuruyor. Modern su ürünleri yetiştiriciliği hayvancılığın en hızlı büyüyen segmenti olsa da Asya’daki aile çiftlikleri dünyada yetiştirilen balıkların çoğunu karşılıyor.

Su ürünleri yetiştiriciliğinde aslında kesin sınırlarla ayrılmış yöntemler yok. Her ne kadar belirli başlıklar altında bazı yöntemlerden bahsedilse de çevre şartlarına bağlı olarak temelde beş farklı su ürünleri yetiştiriciliği metodundan bahsedebiliriz.

Kanallarda yapılan yetiştiricilik
Alabalık, tilapya, levrek

Kanallarda yapılan su ürünleri yetiştiriciliğinin temelinde bir dizi kanal ve havzanın içinden sürekli olarak su akışının sağlanması vardır. Doğal yaşam ortamı akan sular olan ve akan suyun içinde yaşamaya alışkın olan türler bu yetiştiricilik için uygundur. Suyun oksijen seviyesi ise bu türler için genellikle yeterlidir.

Havzanın içindeki sular komşu havuzlardan pompalanabilir yada tesisin kurulduğu akarsudan çekilebilir. Havuzlarda kullanılan su da tesise giren su gibi tekrar akarsuya bırakılabilir. Sürekli su değişimi yüksek miktarda oksijen demektir ve iyi yaşam koşulları sağlayarak göletlerde yapılan su ürünleri yetiştiriciliğine oranla daha fazla stok tutulmasına izin verir.

Kafeslerde yapılan yetiştiricilik
Çipura, somon, morina, tilapya, levrek

Havuz, nehir, koy yada açık deniz olarak adlandırılan su kütlelerinin tümünde kullanılabilir. Kafesler aynı zamanda yeniden satılmak üzere bir süre saklanacak olan balıkların stoklanması için de kullanılabilir. Kafesli ağlar balıkları çevreleyen su kütlesi ile kafesin içinin daima etkileşim içinde olmasını sağlar, bu da besleme ve hasat işlerini kolaylaştırır. Bununla birlikte kafeslerin içindeki stoklardan kaynaklanan atıkların yada kafeslere tedavi amacıyla eklenen ilaçların doğrudan su kütlesine karışmasına neden olur. Lokal ekosisteme olan etkilerini azaltmak için bu süreçlerin daha sıkı kontrol edilmesi gerekmektedir.

Kafeslerin büyüklükleri, şekli ve kafeslerin üretildiği materyaller dünyanın farklı yerlerinde değişiklik göstermektedir ve kafes yetiştiriciliği son derece yaygındır.

Asya’da çok yaygın olarak 10 – 150 metreküplük bambu kafesler aile işletmeleri dahilinde yaygındır. Buna karşı Güney Amerika’da ve Norveç’te ortalama 10 – 40 metre derinlikte 3000 – 40000 metreküplük çelik ve dairesel formlu kafesler kullanılmaktadır. 12 – 50 metrelik altıgen yada sekizgen taksiler kafesler Türkiye’de çipura – levrek yetiştiriciliğinde sıklıkla kullanılmaktadır.

Kapalı resirküle sistemlerde yetiştiricilik
Tilapya, levrek, mersin balığı, karides

Kapalı devre resirküle su ürünleri yetiştiriciliği sistemleri büyük ölçüde kendi kendine yetebilen sistemlerdir. Bu sistemlerde atık olarak üretilen su sürekli olarak tank ve filtre sistemlerinden geçerek temizlenir. Kapalı sistemler doğal su kaynaklarından bağımsız olarak çalışır ve dış çevre ile minimum etkileşim sağlar.

Kapalı devre su ürünleri yetiştiriciliği sistemlerindeki suya daimi olarak sabit miktarda oksijen eklenir. Kullanılan su biriktirildikten sonra sisteme tekrar girmeden önce içindeki yem kalıntılardan ve metabolik atıklardan arındırılması için öncelikli olarak mekanik bir filtreden geçer. Mekanik filtrenin ardıdan su çeşitli biyolojik filtrelerden ve protein ayırıcı cihazlardan geçer.

Kapalı sistem su ürünleri yetiştiriciliği sistemleri, diğer sistemlerle kıyaslandığında daha pahalı ve maliyetlidir. Fakat doğal su kütlelerinden bağımsız oldukları için daha çevre üzerinde asgari etkiye sahiptirler ve kuruldukları herhangi bir yerde deniz canlılarının ekolojik olarak üreyip çoğalmalarına imkan tanır.

Akuaponi, bir çeşit kapalı sistem su ürünleri yetiştiriciliği sistemidir. Su ürünleri yetiştiriciliği ile topraksız tarımın harika bir kombinasyonudur ve kapalı sistem su ürünleri yetiştiriciliğine ek olarak kapalı sistem besin dolaşımına sahiptir. Balık tanklarından gelen kullanılmış suyla bitkiler sulanır ve bitkiler bu suyun içindeki metabolik atıkları besin olarak kullanır. Bu bitkiler çakıl yada granüllerden oluşan bir inorganik tabaka üzerinde durur. Bu sayede bitkiler ve bu zemin maddesi su yeterli miktarda filtreleyerek suyu temizler. Bunun ardından su tekrar bir filtrelemeye gerek duymadan balıkların yaşadığı tanka doğrudan geri gönderilebilir.

Kabuklu su ürünleri yetiştiriciliği
Midye ve istiridye

Kabuklu su ürünleri yetiştiriciliği, dünyada yapılan su ürünleri yetiştiriciliği alt dalları arasında en fazla yapılan yetiştiricilikten biridir ve deniz ortamında yapılır. Tıpkı yaban hayattaki kuzenleri gibi yetiştiricilik sistemindeki kabuklu su ürünleri de doğal su ortamındaki planktonu ve organik atıkları süzerek beslenir. Bu da kabuklu su ürünlerinin ayrıca yemlenme gereğini ortadan kaldırır.

Kabuklu yetiştiriciliğinde en yaygın olarak kullanılan yöntemler yatak sallar, uzun halat sistemleri, tel sepetler yada çuvallarda yapılan yetiştiriciliktir. Spat olarak adlandırılan canlılar en küçük kabuklulardır. Longline kültür sisteminde ise plastik kordonlar midye spatları için yapışma materyali olarak kullanılır. Bu kordonlar suyun içinde dik olarak durur, altlarından ve üstlerinden bağlanmıştır. Kordonlara yapışan spatlar kendilerini oraya sabitleyerek yaşamları boyunca orada kalarak beslenir ve büyüler.

Göletlerde yapılan yetiştiricilik
Sazan, alabalık, sudak, panga, karides

Gölette su ürünleri yetiştiriciliği, dünya tarihi içinde en eski su ürünleri yetiştiriciliği olmakla birlikte aynı zamanda en fazla yapılan yetiştiriciliktir. Doğal göletler içinde su ürünlerinin yada kabukluların yetiştirilmesi için kısmi yada tamamıyla yapay havuzlar oluşturulur ve su ürünleri bu havuzlarda yetiştirilir. Bu yetiştiricilik sistemi, küçük aile işletmelerinden büyük ölçekli ticari işletmelere kadar farklı kapasitelerde kurulabilir.

Avrupa’da ticari su ürünleri yetiştiriciliği yaygın olarak yapay göletlerde yada tanklarda yapılır. Geleneksel olarak burada yaşayan balıklar – sazan, sudak, turna yada yayın gibi – durgun suda yaşamaya adapte olmuştur. Biraz daha karmaşık olmakla birlikte akarsu sistemlerine geçişle birlikte havuzlarda alabalık yetiştiriciliği de yapılabilmektedir.

Klasik havuzların su giriş ve çıkışlarını kontrol etmek mümkündür. Düşük stoklama yoğunluğu nedeniyle su değişim miktarı da az olmaktadır. Almanya’da bu tür havuzlar genellikle su ürünlerinin besin gereksinimlerinin doğal olarak karşılanabildiği miktarlarda stoklanmaktadır.

Yoğun su ürünleri yetiştiriciliğinde, yani küçük alanda yüksek miktarda stoklama yapılan sistemlerde suya olan ihtiyaç son derece yüksektir. Oksijen tüketimindeki artış, beslemeden kaynaklanan yem atıkları ve dışkılar hastalık riskini arttırır. Antibiyotik ve diğer tedavi metodlarının gereksinimini azaltmak için havalandırma ve yeterli su değişiminin sağlanması son derece önemlidir.

Yüksek oksijene ihtiyaç duyan alabalık gibi türler farklı akımlara sahip alanlara bölünmüş olan ince ve uzun havuzlarda tutulur. Balıklar çoğunlukla dışarıdan endüstriyel olarak hazırlanmış yemlerle beslenir.

Bu yöntemlerin haricinde arazinin, çevre şartlarının  ve suyun özelliklerine bağlı olarak farklı yetiştiricilik metodları yada bu metodların bir kaçının bir arada uygulandığı metodlar da vardır. Önemli olan şartların ve koşulların iyi belirlenerek imkanlar dahilinde en iyi metodun hayata geçirilmesinin başarılmasıdır.

aquaculture.ggn.org adresindeki yazıdan Türkçe’ye adapte edilmiştir.