Dünya denizlerindeki büyük ekolojik sorun: İstilacılık

0
383
görüntüleme

Değişen şartlara bağlı olarak kendi yaşam alanından farklı alanlara yerleşen türler, ekolojik dengeleri değiştirip yeni şartların oluşmasını sağlıyor. Bu, yepyeni ve önemli güncel ekolojik sorunlardan birisini oluşturuyor. İstilacı türlere dair yeni bilgiler edinmenin tam zamanı.

İstilacı tür nedir?
Doğal olarak yaşadıkları yerlerden çeşitli sebepler nedeniyle başka yerlere göç eden ya da yaşam alanını genişletmek suretiyle yeni yerlerde yayılım gösteren ve kendilerine göç ettikleri yeni lokasyonlarda da yaşam alanı kuran canlılara istilacı tür denir.

İstilacı olarak tanımlanan türlerin göze çarpan özellikleri nelerdir?
Bu canlıların genel özelliklerine bakıldığında genellikle uzun süre yaşadıkları, kısa süre içinde büyüyerek üreme çağına geldikleri, bir seferde fazlaca yumurta bırakabildiklerine, içinde yaşadıkları suyun fiziksel ve kimyasal özelliklerine toleranslarının fazla olduğunu görebiliriz. Belirtilen bu özellikler, türlerin sucul ortamlarda baskın hale geçmelerinin temel sebebidir.

Neden bu canlılara istilacı tür denir?
Belirli bir yaşam alanından başka bir yere göç eden türler, yeni yaşam alanlarındaki çevresel şartlara bağlı olarak kendi yaşam alanlarındakinden daha farklı bir üreme ve yayılma hızına sahip olurlar. Aynı zamanda, yeni yaşam alanlarındaki ortamın beslenme sistemine de dahil oldukları ve belirli bir grubu tüketip kendilerini tüketerek hayatta kalan bir canlı türünün neredeyse olmaması sebebiyle o alanda baskın haline gelirler. Böylece yeni yaşam alanlarındaki ekosistemin içinde işgalci konuma düşerler.

İstilacı türler, dahil oldukları yeni ekosistemlerini nasıl etkilerler?
Yeni yaşam alanları içinde yeni olan ve istilacı olarak tanımlanan türlerin yeni ekosistemleri içindeki etkileri temel olarak iki şekilde incelenebilir: ekolojik ve ekonomik yararlar ile zararlar.

İstilacı türlerin ekolojik zararları, yeni yaşam alanlarında halihazırda var olan canlıların yaşam döngülerine, beslenmelerine, üremelerine ve rutin yaşam alışkanlıklarına müdahale ederek onların kendi yaşam alanları içindeki etkinliklerini kısıtlayarak yok olmalarına neden olarak tanımlanabilir. İstilacı türler, yeni yaşam alanlarındaki ekonomik değeri olan türlerin popülasyonları üzerinde de baskınlık kurarak balıkçılığı da olumsuz etkiler.

Çeşitli evrelerde ve formlarda istilacı türlere besin olan yerel türler yada istilacı türlerin sahip olduğu ve toksik özelliği gösteren salgılarla ölen canlılar, bölgedeki popülasyonların dengesinin bozulmasına ve istilacı türlerin sayılarının artarak daha baskın bir hale gelmelerine neden olur.

Çevresel etkilerin yanında istilacı türlerin yeni alanlarına genetik etkileri de söz konusudur. Bölgedeki türlerle yapılan çiftleşmeler, yerel türlerin soylarının saflığını tehlikeye atarken yeni melezlerin oluşmasına da neden olur. Genetik materyalde meydana gelen değişmeler, yerel türlerin soylarının devamının sürdürülme olanağını azaltırken doğal davranışların da değişmesine neden olabilir.

Bununla birlikte, istilacı türler kendileriyle birlikte vücutlarının üzerinde ya da içinde daha küçük canlıları, algleri, parazitleri, bakterileri ve virüsleri de taşırlar. Mikro boyuttaki yabancı tür taşınımı, su içindeki biyolojik dengenin daha küçük basamaklardan itibaren bozulmasına neden olduğu gibi istilacı türün yeni geldiği bölgenin doğal koşullarının geri döndürülemez şekilde hasar görmesine zemin hazırlar.

Fakat istilacı olarak tanımlanan türler, aynı zamanda belirli bir ortamda istenmeyen etkilerin yok edilmesinde de aktif olarak kullanılabilir.

İstilacı türlerin ekonomik yararları ise tüketimlik su ürünleri tedariği, yetiştiriciliği ve avcılığı için yüksek verimli türlerin daha az enerji harcanarak daha yüksek verimle elde edilmesi ve pazara sunulması olarak kabul edilebilir. Daha önce bölgede yaşamayan ve orada istilacı olarak tehlike arz eden türlerin ortamdan düzenli olarak çekilmesi, denizlerdeki popülasyon dengesinin sağlanmasına da katkı sağlar.

İstilacı türler nasıl yayılır?
Türlerin kendi yaşam alanlarından başka bir alana yayılmalarının ve kendilerine yeni yaşam alanları edinebilmelerinin farklı yolları vardır. Bunlar farklı fiziksel parametrelere sahip denizler arasında açılmış olan kanallar, farklı denizel ortamlardan geçen gemilerin balast suları ya da gövdelerine tutunarak, araştırma labaratuvarlarının doğal su kütleleriyle olan etkileşimleri sayesinde olabilir. Bunun yanında aşılama ve taşıma metodları da canlıların yeni yaşam alanlarında istilacı tür olarak tanımlanmalarına neden olur.

Farklı ekolojik çevreler içindeki canlıların başka yerlerde yayılım göstermesinin en önemli ve dikkat çeken bir kaç örneğini Süveyş Kanalı vasıtası ile Kızıldeniz’den Akdeniz’e geçişler, gemilerin balast suları ile Atlantik Okyanusu’nun iki yanındaki taşınımlar ve kapalı sistem deniz akvaryumları için özel olarak üretilmiş canlıların doğal deniz ortamına karışması sayılabilir.

Yayılım gösteren istilacı türler nasıl temizlenir?
Fiziksel, kimyasal yada biyolojik yoldan tür temizliğinin yapılmasının farklı metodları vardır. İstilacı türün doğal tüketicisini aynı ortama koymak doğal ve doğru bir çözüm olarak düşünülse de yeni bir baskın türün oluşmasına neden olabildiği için iyi bir araştırmanın neticesinde bu yola başvurulmalıdır.

Canlının türüne göre fiziksel avcılık, istilacı türlerin ortamdan uzaklaştırılması için iyi bir yöntem olsa da, balıkçılık faaliyetleri de biyolojik temizliğin yapılmasında farklı bir alternatif olarak düşünülebilir.

Kıyı ve ticari balıkçılara verilecek eğitimlerle istilacı türlerin avlanması ve avcılığının yapılmasının ardından izlenecek yolların öğretilmesi, bu türleri tüketen ülkelere ticari olarak pazarlanması için sürdürülebilir bir çözüm olarak sunulabilir. Özellikle Akdeniz’de son yıllarda fazla miktarda yayılım gösteren balık balığı ve aslan balığının Uzak Doğu’da sıklıkla türketildiği göz önüne alındığında bu türler yurt dışına ihracat için iyi birer kazanç kaynağı olabilir.

Dünya üzerinde değişen ekolojik koşullar, canlıların yaşamada adapte oldukları yerlerden daha farklı yerlerde de yaşamalarına imkan tanıyacak hale geliyor. Yayılım alanlarındaki değişimler türlerin soylarını devam ettirebilmelerini de etkiliyor ve yalnızca güçlü olan türler, yaşam alanlarını işgal eden yeni türler ile yaşamayı başarabilecek.

Peki biz bu değişikliği fırsata çevirebilecek miyiz? İşte yanıtını aramamız gereken en büyük soru bu.

Cevap ver

Please enter your comment!
Please enter your name here