Derin denizlerin meraklı canavarları: Ahtapotlar

Görüş yazın
421
görüntüleme

Ahtapot, Octopus, Octopus vulgaris, antik Yunanca’da sekiz ayak anlamına gelen, kafadan bacaklı, sekiz kollu, bol vantuzlu ve yumuşakça sınıfına ait bir yaşam formu. Octopodidae ailesinden gelen ahtapotlar, genel olarak büyük canlılardan ve özellikle de insanlardan çekinip saklanma eğilimindeki canlılardır.

Ahtapotların gelişmiş göz yapıları, avlarına dikkatli ve fark ettirmeden yaklaşmalarını sağlarken gelişmiş beyin yapıları, onları dikkatli ve çevik birer canlı yapar. İlginç vücut yapıları, onları denizcilik tarihinde korkunç canavarlar olarak betimleseler ve çoğunlukla da derin deniz canavarları olarak tasvir edilseler de ahtapotlar son derece cana yakın ve meraklı yaratıklardır. Sahip oldukları vücut şekliyle ahtapotlar, tarih içinde pek çok yazılı ve görsel eserde canavar olarak betimlendiler.

Türkiye çevre sularında çoğunlukla Ege ve Akdeniz’de kendine yaşam alanı bulan ve dolayısıyla da avlanabilen ahtapotun çevre sularımızda yaşayan farklı türleri var. Bunlardan en yaygın olanı bayağı ahtapot ve kırmızı ahtapottur. Genellikle bu denizlerdeki kayalıkların arasında, kuytu, karanlık, gölgeli köşelerde ve kovuklarda yaşarlar. Bunun yanında elbette ki dünyanın farklı bölgelerinde farklı türdeki ahtapotlar yaşıyor. Bunların en spesifik örneği olarak Alaska’da yakalanan Pasifik ahtapotu gösterilebilir. Gözlemlenen bir örnekte, bacak uzunluğu 10 m’ye yakındı ve yaklaşık 300 kg gelmekteydi, gövdesinin kalınlığı ise 50cm’ye yakındı. Kısaca edebiyatçıların betimlediği şekliyle aslında bir canavara benziyordu.

http://animals.nationalgeographic.com/animals/invertebrates/giant-pacific-octopus/

Denizlerin en ilgi çeken yaratıklarından olan ahtapotların başlarının etrafından çıkan ve birbiri ile neredeyse aynı olan sekiz farklı bacağında iki sıra halinde yakaşık 150 tane vantuz bulunur. Bu vantuzlar ahtapotun avını yakalanmasında, yemek için öldürülmesinde, avının dersini soymasında ve bazı türlerde de ahtapotun zehrini avına zerk etmesi için kullanılır. Sekiz bacağın ortasında, yani ahtapotun kafası olarak tabir edilen ve beyni de taşıyan bölgenin altında iki büyük dişi barındıran ağız bulunur. Avına bacakları ile sarılıp etkisiz hale getiren ahtapot, yiyeceğini buradaki güçlü ve keskin dişleri vasıtası ile parçalara ayırarak tüketir.

Ahtapotların hızlanması, manto adı verilen (bacaklarının arasındaki zarla örtülü boşluk) bölüme doldurdukları suyu karın kısımlarında oluşturdukları sifon benzeri yapı ile dışarı atmalarıyla gerçekleşir. Bu sistem, hem canlının avından kaçması esnasında hem de avını kovalarken daha çevik davranabilmesine imkan tanır.

Su ortamda başarıyla renk değiştirip bulunduğu ortama adapte olabilen nadir canlılardan birisi de ahtapotlardır. Kayalıklarda ve zaman zaman da kumun üstündeki başarılı kamuflaj yetenekleri, onların kayaların arasında saklanan yengeç ve ıstakoz benzeri kabuklu canlıları tüketmelerini kolaylaştıran en büyük kozlarıdır. Hatta bazı bölgedelerde beslenme alışkanlıkları incelenen ahtapotlarda, midye istiridye tüketimleri esnasında çift kapaklı olan bu canlıların kapaklarının kapanmasını önlemek için iki kapağın arasında sert cisimler sıkıştırdıkları gözlenmiştir. Bu da kafalarının içindeki beyinlerinin beslenme alışkanlıkları yönünden gelişmiş olduğuna dair en önemli işaretlerden birisidir.