“Ölü bölgeler” olarak da adlandırılan deoksijenasyon bölgeleri iklim değişikliğine bağlı olarak dünyanın her yerindeki denizleri etkileyen ve göreceli olarak yeni bir ekolojik olay. Temeldeki etkisi ise aslında hepimizin çok yakından tanıdığı bir durum: daha az oksijen, daha çok balık ölümü.

Daha çok tarımsal kökenli ve besin maddesi yönünden zengin atıkların döküldüğü koy ve körfezlerde görülen oksijensiz bölgeler 1985 yılından bu yana takip ediliyor ve Meksika Körfezi ölü bölgeler yönünden dünyada 3. sırada.

Suyun içinde bulunan besin fazlalığı duyulduğunda kulağa hoş gelebilir fakat bütün bu besin maddeleri suyun içindeki alglerin kontrolsüz olarak çoğalmasına ve sonunda da toplu şekilde ölmeleri ile sonuçlanan bir süreci başlatır. Bu aynı zamanda ötrofikasyon olarak da bilinir. Bitkisel plankton öldükten sonra suyun dibine çökerek orada birikir ve etrafındaki oksijeni tüketmeye başlar, sonunda da oksijensiz bölgeler oluşur.

Su ürünleri yetiştiriciliğinde de deoksijenasyonun etkileri sıklıkla görülüyor. Özellikle su sirkülasyonunun yetersiz olduğu koy ve körfezlere kurulmuş olan balık çiftliklerinde yapılan hatalı yemleme programları neticesinde kafes çevrelerinde  – özellikle kafeslerin alt bölgelerinde köşeli formlu kafeslerin köşe birleşim yerlerinde sıklıkla oksijensiz bölgeler oluşur ve burada yaşayan balıkların ölümü sıklıkla gözlenir. Çoğunlukla sabaha karşı meydana gelen bu durumun çözümü için profesyonel su ürünleri yetiştiriciliğinde manuel olarak su sirkülasyonunu sağlanması ve havalandırma metodları ile aşılabilmekte.

Daha da yüksek su sirkülasyonu ile gelecekte daha fazla besin okyanusta olacak.Okyanusa böylesine fazla besin girişinin olması sayesinde, ölü bölgelerin büyüklüğünün New Jersey’nin büyüklüğüne erişebileceğini tahmin ediliyor, yani 23.000 km²’ye yakın.

Öteki yandan düşük oksijenli bölgeler okyanusların ekvatoryal enlemlerdeki doğu tabanlarında doğal olarak bulunur ve şimdiye dek bu büyük bir sorun olarak görülmüyordu fakat insan aktivitesinin artmasına bağlı olarak artan karbondioksit miktarının oksijen seviyesinin daha da düşmesi bekleniyor. Havada artan karbondioksitin denizler üzerine olan etkileri ise aslında şimdiden görülebiliyor.

Deoksijenasyon konusunda aslında daha bir şey duymadık. Woods Hole Oşiongrafi Enstitüsü’nden Mak Saito, “küresel ısınmanın etkilerini uzun zamandan beri duyuyoruz ve on yıl öncesinden itibaren asiditasyonu duyduk fakat deoksijenasyon orada olduğunu fark ettiğimiz en yerini sorunumuz” diyor.

Daha az oksijen daha az balık demek. Daha az balık ise daha az yiyecek ve daha büyük geçim sıkıntısı demek.

Awesomeocean.com

Categories: Çevre Kirlilik