Bir balık çiftliği organik olabilir mi?

Görüş yazın
522
görüntüleme

2017 yılı içinde Amerika’lılarn $30 Milyarlık organik tahıl, kahve, şarap ve et ürünü alması öngörülüyor. Bazı çiftlik balığı üreticileri kârlarının bir miktarından vazgeçmek üzere bir şans istiyor ve organik su ürünleri için yüksek miktarlar ödeyebilecek perakendeciler de onlarla birlikte. Fakat su ürünleri yetiştiriciliğinde “organik” etiketi olduğu yere hiç de kolay takılamıyor.

Bu konu on yılı aşkın bir süredir Amerikan Tarım Bakanlığı’nın Ulusal Organik Programı’nın masasında. Konuyu tartışmak üzere planlanmış olan bir toplantı ise federal hükümetin toplantıyı kapatması etmesi neticesinde iptal oldu. Şimdi ise federal yetkililer konu hakkındaki son tespitlerin en az altı ay uzakta olduğunu söylüyor.

İşlemleri yakından takip eden çevreci gruplar, balık çiftliklerinin organik olduğu kanıtlanamayan yemler kullanması durumunda organik etiketi taşımaması gerektiğini savunuyor. Ayrıca kirliliğin ve hastalığın da dahil olduğu, onları tipik organik yetiştiricilik tesislerinden daha az sürdürülebilir kılan diğer problemlerden de bahsediyorlar.

“Problem şu, organik kuralları toprakla nasıl çalışılacağı ile ilgili zeminde. Öyle ki, bu kuralları su ürünleri yetiştiriciliği gibi konulara nasıl uygulayacaksınız?” diye soruyor Food and Water Watch’ten Patty Lovera.

Balık çiftliklerini kara tabanlı çiftliklerle aynı politikaya uydurma sorunun çözmek için federal düzenleyiciler Ulusal Organik Standartlar Kurulunun (NOP – UOSK) ve kendi su ürünleri çalışma grubunun yardımıyla kuralları basitçe yeniden yazıyor ve su ürünleri yetiştiriciliğine yönelik bir dizi kurallar yayınlıyor.

“”Organik sertifikalı çiftlik balıklarının yemlerinde – özellikle balık yemlerinde – %25’e kadar balık ununa izin vereceklerdi. Plan yıllar içinde bu miktarı aşağıya doğru indirmiş olacaktı fakat eleştirmenler bu bu durumun gerçekleşeceğinden şüphe duyuyor.”

Fakat bu durum bazı tüketici savunucuları için fazla gibi görünüyor.

“Organik sertifikasyonda güncel Birleşik Devletler standartlarına gölge düşürüyorlar” diyor Tüketici Birliği izleme grubundan Urvashi Rangan.

Yetiştirilmiş somon tipik şekilde hamsi, ringa ve popülasyonu azalmaya devam eden bazı türlerden yapılmış olan balık unuyla besleniyor. ABD’de şu anda var olan yasalarla bu balıkları organik olarak onaylamanın hiç bir yolu yok. Bunu çözmek için federal hükümet balık çiftliklerine sadece sürdürülebilir kaynaklardan gelen yemlerle besleme yapmayı teklif ediyor.

Bu tam olarak ne demek oluyor? Ulusal Organik Program’ında müdür yardımcısı olan Miles McEvoy Salt’a “sürdürülebilir” teriminin tamamlanmamış düzenlenmemiş olduğunu söylüyor.

Açık denizdeki balık çiftlikleri için balık yemi sorununun devam edeceği düşünülüyor. Fakat San Francisco Balıkçılar Birliği Pasifik Kıyısı Federasyonu’ndan Zeke Greyder, karasal balık çiftliklerinin organik kurallara uyma potansiyeline uyma konusunda daha iyi bir konumda olabileceğini söylüyor. Grader organik olarak yetiştirilmiş balık mümkün, fakat okyanusa dokunmadan kapalı ve tamamen sirküle olan bir sistemle yapılması gerektiğini söyledi. Bunun şu yüzden gerektiği savunuluyor, açık okyanustaki bazı balık çiftliklerinde deniz biti adı verilen ve British Columbia’da bazı stokları tarhrip eden bir enfeksiyonunun varlığı. Kanda Somon Yetiştiriciliği temsilcileri bu iddiaya itiraz ediyor.

NOP Su Ürünleri Çalışma Grubu’ndan George Lockward ise deniz biti konusunun dayanaktan yoksun bir iddia olduğunu söylüyor. Lockwood grubunun federal düzenleyicilere, organik somon çiftiklerinin USDA organik etiketini kazanmak için sert bir çevresel değerlendirmeden geçmesi gerektiğinin önerildiğini söylüyor. Ayrıca kara kökenli organik yetiştiricilik yapan tesislerden daha sert bir değerlendirme yapıldığını belirtiyor. Lockwood Avrupa Birliği’nin İrlanda gibi ülkelerdeki somon çiftliklerini organik olarak etiketlediğine dikkat çekiyor.

Tüketiciler birliğinden Rangan bu hamlenin organik tarım ilkelerini sulandırdığı görüşünde. “NAP, organik su ürünleri sektörünü büyütmek istiyor ve bunu yapmak için üreticilerle buluşmak yerine sadece standartları düşürüyor.”

npr.org‘daki makaleden Türkçe’ye adapte edilmiştir.