Browse By

Balıkçılıkta çalışan kadınlar nerede?

Geliştirici ajandası içinde günden güne daha fazla yer tutmaya başlayan “mavi ekonomi” okyanuslardan sürdürülebilir bir şekilde faydalanırken aynı zamanda ekonomik büyümeye de odaklanıyor. Okyanusların bilinçli kullanımı, okyanuslara bağlı yaşamları ve işlerin de gelişmesini sağlarken kıyı ve deniz yaşamının sağlığının iyileşmesine de katkı sağlıyor.

Balıkçılık endüstrisi büyürken ve iklim değişiklikleri bu sektörü doğrudan etkilerken su ürünleri sektörü içindeki kadınlar kendilerine ancak küçük bir çalışma alanında iş bulabiliyor. Yani su ürünleri sektöründe şu an için erkek egemen bir yapı var.

Bangkok’ta düzenlenen 7. Ulusal Su Ürünleri Yetiştiriciliği ve Balıkçılıkta Cinsiyet” konferansı bu konuda değişiklik yapabilmeyi umuyor.

Meryl Williams, Asya Balıkçılık Derneği’nde Cinsiyet ve Balıkçılık bölümünün başındaki kişi, “gelişmekte olan ülkelerde balıkçılıkta kadınların önemi büyük” diyor. “Fakat balıkçılıkta kadınlar genellikle istatistiklerde sayılmıyor. Sektörde kaç kadın olduğunu bilmiyoruz, nerede olduklarını ve sayılarının artıp azaldığı konusunda bilgimiz yok. Veritabanı çok zayıf, temel bilgilere ulaşmak çok zor”.

Neden kadınlara odaklanmak gerekiyor?

Charles Darwin Üniversitesi Çevre ve Yaşam Şekilleri Araştırma Enstitüsü’nde araştırmacı olan Natasha Stacey kendini, su ürünleri yetiştiriciliği sektöründeki kadınların ve erkeklerin ihtiyaçlarını belirleyip destek olmak üzerine geliştirilen bir projenin içinde buldu. Endonezya’daki 20 kıyısal yaşam alanına odaklanan ve 20 yıllık bir periyoda yayılan araştırmada Stacey cinsiyetin öncelikler listesinde alt sıralarda olduğunu buldu. Aynı zamanda toplumsal cinsiyet eğitimi eğitimi seviyesini de düşük buldu.

“20 projeden sadece yüzde 15’i toplumsal cinsiyet eğitimi uyguladı.”diye açıklama yaptı Stacey Devex’e. Bir çok proje erkek ve kadın yararlanıcıları tanımlayabilirdi fakat bir çoğu özel olarak kadınlara odaklanmadı. %40’ı ise net bir cinsiyet odağı sunmuyor.

Stacey’in açıkladığına göre bu problem güçlü bir şekilde kadınlara odaklanmadan kıyı halklarının ihtiyaç duydukları geçimi sağlamak yerine dezavantaj yaratabilecek. “Doğu Endonezya’da bir program geldi ve toplumun üst düzey insanlarıyla görüşülerek balıkların karaya çıkış noktasından bir kaç kilometre ötedeki köye götürülmesine karar verildi. Bu kadınların balıkları taşımak için çok fazla yürümesi ve yorulması anlamına geliyordu ve bu durum onları olumsuz etkiledi. Stacey’in araştırması sürdürülebilir bir kalkınma için kadınlara daha fazla odaklanmanın gereğini vurguluyor.

Kadınların rolünü tanımlama ve kayıt altına alma stratejileri

Küresel konferansta konuşulacak olan stratejiler arasında fotoğrafların kullanımı ve araştırma katılımcılarının kendi hikayelerini hızlı, ekonomik ve yüksek etki yaratan şekilde anlatması (photovoice olarak da bilinir) metodları da var.

“Bir kişiye bir kamera verin ve geriye çekilin, bu onun hikayesidir.”diyor Güney Avusturalya Üniversitesi’nde yardımcı araştırma görevlisi ve Aquaculture without Frontiers’de yönetim kurulunda olan Janine Pierce. “Balıkçılıkta kameralar kadınların elinde kendi yolunu bulacaktır ve organizasyonun içinden biriyle yakınlaştığınızda, kendi hikayelerini ilk elden herhangi bir filtreden geçirilmeden alabilirsiniz.”

Pierce şöyle devam etti; “Birinin bir istiridye çiftliğinde dikilirken fotoğrafını çekeceğim ve “Benim harika istiridye çiftliğime bak” diyecekler. Bu yolda ilerlemek istiyorum, Bu çok güçlü.

Vietnam’da kadınlar iklim değişikliği etkilerini bir projeyle doğrudan adınlatıyor: “İstiridye çiftliklerinde… artan tayfunların hikayelerini, altyapılar üzerine etkikeri ve suyun ısınmasının etkileri geliyordu.” diyor Pierce. “Değişen havayla birlikte su ürünlerinin ihtiyaç duyduğu güvenli değişimi fotoğraflar yakalar.

William, tayfunlar gibi iklime bağlı olayların balıkçılıkta çalışan kadınlar için ek bir yük yarattığını, veri ve görü eksikliğinin bir felaket karşısındaki tepkisinin genellikle planlanmamış olduğunu gösteriyor. Williams, “balıkçılıkta kadınlar genellikle kıyıda çalışyor ve genellikle temizlik dahil küçük ölçekli işlerde çalışıyor. Bu alanlar felaketlerden en çok etkilenen yerler. Eğer buralarda iş olmazsa erkekler çalışmak için şehirlere gider ve kadınlar başka seçenekleri kalmadan ailelerini yetiştirmek için ekstra yük yüklenirler.

Balıkçılık sektöründeki bir çok geliştirici insiyatifi kadınları silip daha yoğun ve geniş yapılara gidiyor. Meryl Williams, su ürünleri yetiştiriciliğinde ve balıkçılkta toplumsal cinsiyete daha fazla yatırım yapılmasını teşvik ediyor.

Su ürünleri yetiştiriciliğinde ve balıkçılıkta cinsiyete daha güçlü yatırım

Bankok’da düzenlenen konferansın ilk gününde su ürünleri sektöründe toplumsal cinsiyetin neden önemli olduğuna dair yeni bir web sitesi tanıtıldı. Williams “hem cinsiyete hem de iklim değişikliğine odaklanmak 100 kat arttırılmalıdır” diyor. “Çoğu zaman cinsiyet gizlenmiş, etiketlenmiş yada herhangi bir projenin önemli bir parçası olarak düşünülmemiştir.”

Williams aynı zamanda felaketlerin getirdiği yorgunluktan da endişe duyuyor: “Araştırma konusu için mevcut olan fonlar genellikle felaketin sayısı ile bağlantılıdır, ancak her birisi kendinden öncekiler kadar ilgi çekmemektedir.” Williams balıkçılıkla çalışan kalkınma topluluğunu “paralarını ağızlarının olduğu yere koymak” yerine daha fazla cinsiyet okur yazarı olmaya koymalarına teşvik etti.

İnsanların kalkınma hakkındaki düşünceleri özellikle balıkçılığa ve cinsiyet eşitliğine önem veriyor.” diye sözlerine ekliyor Williams. Ancak su ürünleri sektörüne dair pek çok geliştirme girişimi kadınları sistemden silip daha yoğun ve büyük bir şeye doğru giden şeylerden ibaret. Toplumsal cinsiyet planlaması uygun şekilde yapılmaması, kadınların ailede güven ve güçlendirme inşa etmesi yerine daha fazla iş yüküyle karşı karşıya gelmeleri riskini arttırabilir.

devex.com‘daki yazıdan Türkçe’ye adapte edilmiştir.