Hemen hemen hepimiz en az bir kez duymuşuzdur Bodrum Yarımadası’nın kuzeyinde ağırlıklı olarak kurulan ve işletilen balık çiftlerinin denize olan olumlu yada olumsuz etkilerinin var olduğunu. Bu tartışmalar yerel yada ulusal basında zaman zaman yer bulurken fısıltı gazetesinde de çoğu zaman tartışılan konuların başında geldi.

Konu ile yalnızca ‘gördüğü kadar’ ilgili olan insanların savundukları şeylerin başında, özellikle denizlere kurulmuş olan balık çiftliklerinin kuruldukları bölgelerdeki deniz suyunu kirlettikleri, koyların kullanılamaz hale gelmesine neden oldukları yada kirlenmeye bağlı yeni canlı türlerinin lokasyona intikal ettiği geliyor.

Standart prosedürlere göre bir balık çiftliği kurmak için 11 farklı yerden izin almak gerekiyor. Bu sürecin içinde Tarım Bakanlığı’ndan Denizcilik Müsteşarlığına ve Genel Kurmay Başkanlığı’na kadar pek çok farklı kurumun  onay süreci gerçekleşiyor. Bu uzun ve meşakkatli sürecin içinde elbette Çevresel Etki Değerlendirme Raporu, yani ÇED’i de almak gerekiyor.

Sürecin tamamı çok uzun, meşakkatli ve karmaşık. Fakat burada üzerine dikkatlerin çekilmesi gereken en önemli konu, balık çiftliğinin kurulacağı koyun yada kıyının su sirkülasyon kapasitesi. Balık çiftliğinin kurulduğu yada kurulmasının planlandığı koyda su ne kadar hızlı değişiyorsa o koyun kirlenme potansiyeli o kadar azalıyor. Bununla birlikte, kafeslerin içinde yetiştirilen balıklara uygun boyutlarda yem vermek ve kafesleri oluşturan ağların göz açıklıklarını artık yemlerin kolayca uzaklaşabileceği açıklıkta tutmak da koyların temiz kalması için en önemli kriterlerin başında geliyor.

Balık çiftlikleri kuruldukları yerleri nasıl kirletir?

  • Kuruldukları koy yada kıyının yeterli su sirkülasyonu sağlanmadığı zaman
  • Aşırı yemlemeye bağlı olarak çökmelerin yaşanması ve ortamdan su ile uzaklaştırılmadığı zaman
  • Kafeslerin tasarımları esnasında, balıkların kaçamayacağı ama atılan yem atıklarının kolayca uzaklaştırılabileceği ağ göz açıklıklarına sahip materyallerin kullanılmadığı zaman
  • Aynı koy içinde, suyun atık maddeleri uzaklaştıramayacağı kadar çok kafes yada tesis bulunduğu zaman

Bu maddelerin sayısı detaylandırılarak attırılabilir.

Balık çiftlikleri kuruldukları alanları ne zaman kirletmez?

Kısaca değerlendirmek gerekirse, yönetmeliklere ve kanun ile belirlenen şartlara uygun şekillerde tasarlanan ve işletilen balık çiftliklerinin doğaya herhangi bir zarar vermesi beklenmez. Aksine, homojen ve sürekli olarak tesisin kurulu olduğu lokasyonlardan uzaklaşan yem fazlalıkları, bölgede yaşayan diğer canlı türlerine de besin sağlayacağından bölgedeki su altı ekosisteminin gelişmesinde ve büyümesinde önemli rol oynar.

Bu algıyı kırmak için balık çiftliği işletmeleri, yarın tesislerinde hangi kontrolleri gerçekleştirmeli?

  • Su sirkülasyon değerlerini ölçmeli
  • Günlük yemleme planlarını gözden geçirmeli, elindeki biyomasa göre fazla yem veriyorsa yeni bir planlama yapmalı
  • Ağ göz açıklıklarının su geçirgenliğini kontrol etmeli
  • Ağ gözlerine yapışan ve fouling olarak da adlandırılan, canlıları yada materyalleri temizlemeli
  • Kafesleri mümkün olduğunda dairesel hale getirmeli. Çünkü, köşeli kafeslerin alt köşelerinde daha çok birikim eğilimi gözlenir.
  • Sirkülasyon yeterli değilse su altı pervaneleri gibi çözümlerle yapay akıntılar sağlanmalı.
Şimdi bu maddelere ve çevreye olan etkilerini kısaca inceleyelim.
Su sirkülasyonu
Belirli bir alanın göreceli olarak temiz kalabilmesi için gerekli olan en önemli unsur belirli zamanda, suyun belirli bir alan içinde yenilenebilmesidir. Örneğin koylara koy ağzından giren deniz suyu, beraberinde oksijen ve diğer maddeleri (vitaminler, mineraller ve hatta beslenme zincirinin herhangi bir basamağında kullanılabilecek ve besin maddesi olarak sayılabilecek canlıları) getirir. Benzer şekilde koydan ayrılırken de koyun içindeki suyu beraberinde götürerek suda var olan ve bizim atık olarak tanımladığımız maddeleri de uzaklaştırır. Atık olarak tanımladıklarımız arasında yemlerden geriye kalanlar, azotlu bileşikler ve karbodioksit yönünden zengin su sayılabilir. Balık çiftliğinin kurulduğu alandaki su sirkülasyonu tam da bunun için önemlidir. Çiftliğin kurulduğu bölgedeki su değişimi ne kadar fazlaysa, çiftliğin işleyişinden kaynaklanan yem fazlalıkları, vücutsal atıklar ve solunum gazlarıyla zenginleşmiş gazlar o kadar hızlı gerçekleşir ve başta istenmeyen kokular olmak üzere suyun kalitesi ve güvenilirliği o derece kontrol altında tutulur.
Günlük yem planlamaları
Bir su ürünü üretim tesisinin en temel giderlerinin başında, canlılara temin edilen yemler gelir. Yemlerin tasarımından veriliş saatlerine ve şekillerine kadar en efektif biçimde kullanılacak şekilde bir plan yapılması, çiftliklerin çevrelerinde birikmesi muhtemel yem fazlalıklarını azaltacağı gibi tesisin ekonomisini güçlendirmesine de katkı sağlar.
Ağ göz açıklıkları ve Fouling organizmalar
Özellikle balık yetiştiriciliği yapılan çiftliklerde kültüre alınan balıklar, belirli büyüklüklerdeki kafeslerin içinde tutulur ve bu kafesler, kaliteli ve sağlam malzemeler kullanılarak örülür. Kafesler inşa edilirken, içinde tutulan canlının vücut büyüklüğüne göre farklı göz açıklıklarında üretilir fakat kafesin içinde yer aldığı su kültesinin kafesin içindeki kolayca geçip gidebilmesi ve  kafeslerin içine atılan yemlerin kolayca kafesten uzaklaşabilmesi için yeteri kadar geniş olmasına dikkat edilir. Bu örüntülerin her bir açıklığı ağ gözü açıklığı olarak adlandırılır. İşte bu ağ göz açıklıklarının su sirkülasyonunu kolayca sağlayacak kadar geniş olması, halihazırda akma eğilimi gösteren su kütlesinin kafesin içindeki suyu kolayca yenisiyle değiştirebilmesine izin verir.
Kafeslerin ağ göz açıklıklarına zamanla bir yere tutunarak yaşayan canlılar yerleşerek ağların içinden suyun geçmesini engelleme eğilimi gösterebilirler. Bu durumu önlemek içinse ağ gözlerine midye gibi canlıların yerleşmesini engellemek için özel boyalar uygunalanabilmektedir.
Kafeslerin şekilleri
Su ürünleri yetiştiriciliği yapılan kafeslerin şekilleri, su sirkülasyonunun sağlanabilmesi için son derece önemlidir. Kafeslerin mümkün olduğu kadar dairesel hatta tam daire olarak tasarlanması, kafeslerin içinde organik atıkların birikmesini minimize eder. Böylece su, kafeslerin içlerindeki suyu daha rahat götürerek kafesin bulunduğu çevrenin temiz kalmasını sağlar.
Bugün, balık yetiştiriciliği yapan tesis off shore – kıyıdan uzak yerlere konumlansa da, halen kıyıda kalmak zorunda kalan tesislerin alabileceği bir kaç önlem var. Bunlardan belki de en önemlisi, su hareketi fazla olmayan koy ve körfezlerin su hareketini arttıracak mekanizmalar.
Aktif olarak çalışan pervanelerle körfezlerin içlerindeki suların harekete geçilirmesi ve çiftliklerin etrafında gözlenen birikintilerin giderilmesi, dünyadaki su ürünleri yetiştiriciliğinde yeni bakış açıları arasında. Direk olarak elektrikle çalışan motorlu çeviricilerin yanında, kondüsyon ve spor amaçlı olarak mekanik insan gücüne bağlı pervaneler, özellikle Avrupa kıyılarında sıkça kullanılıyor. Bununla birlikte, rüzgar gücünü elektrik enerjisine çeviren pervaneler, sirkülasyona sahip olmayan koy ve körfezlerin yardımına koşacak olan temiz enerjinin üretiminde daha fazla görev alıyor.
Teknoloji gelişirken aynı zamanda yeni fikirler ve düşünceler de bambaşka boyutlar kazanıyor. Dün ciddi bir kirlilik ve koku kaynağı olarak kabul edilen ve yanlış yönetim kurbanı olan balık çiftlikleri, bugün bulundukları çevreyle el ele vererek yalnızca kendileri için değil, kuruldukları alanların ekosistemlerini geliştirmeye de önemli katkılar sunuyor…