Balık çiftlikleriyle su temizliği yaparken daha fazla ürün elde etmek mümkün mü?

Görüş yazın
181
görüntüleme

Karada yapılan su ürünleri yetiştiriciliği, suda yapılan yetiştiriciliğe göre daha pahalı fakat suda meydana gelebilecek olan muhtemel kirliliklerle yola çıkmanın etkili yollarından birisi. Su ürünleri yetiştiriciliği şu aşamada gerekli, çünkü halihazırda tükettiğimiz deniz ürünlerinin yarısına yakını artık yetiştiricilik kökenli kaynaklardan geliyor.

Kanadalı bir araştırmacı olan Thierry Chopin şu anda kıyıda kurulmuş olan ve faaliyet gösteren su ürünleri yetiştiriciliği çiftliklerinin su temizliğini sağlamak için kullanılmasını sağlamak üzere kullanılabilecek bir teknolojiyi geliştirmek üzerine çalışmalar yürütüyor. Yaklaşımı ise aslında oldukça basit; bir balık çiftliğinin kendi etrafında bir ekosistem oluşturarak somonların beslenmesinde kullanılan yemlerden tüketilmeden kalanların ve somonların metabolik atıklarının çiftliğin içine dahil edilecek olan kabuklu su ürünleri ve yosunların – özellikle kelp, beslenmesi için kullanılması; yani aslında daha önce de yer verdiğimiz Multitrofik su ürünleri yetiştiriciliği.

Kanada’nın Fundy Körfezi’nde yer alan New Brunswick Üniversitesi’nde deniz biyoloğu olan Chopin, Kanada’daki su ürünleri sektörünün önemli oyuncularından birisi olan Cooke Aquaculture ile birlikte körfeze giren atık miktarını azaltmak üzere çalışmalarını yürütüyor. Ülkedeki bu körfez çok yüksek seviyedeki gelgitleri ayrıca somon çiftlikleri ile ünlü.

Yılın bu zamanında somon halihazırda hasat edilmiş durumda fakat suyun üzerinde bir podyum gibi yüzer durumda olan PVC malzemeden sallar var. Bu sallar, üzerine ekim yapılmış olan ve somonun atıklarıyla beslenen midyelerin ve deniz yosunlarının olduğu yerler.

Chopin olayı basitçe şöyle anlatıyor: “yaptığımız şey besinleri geri dönüştürmekten başka bir şey değil. Onlara atık olarak bakmak yerine bir sonraki tür için besin olarak bakıyoruz.”

Yosun balıkların atıklarından azot ve fosforu emerken midye küçük organik partikülleri filtreler. “Dibe daha çok yerleşen büyük partiküller için omurgasız canlılara da ihtiyacınız var, bu yüzden deniz kestaneleri, deniz hıyarları ve hatta deniz solucanları geliştiriyoruz.”

Bu fikirler yalnızca somon çiftiğinin etkilerini azaltmaya yönelik değil, aynı zamanda su ürünleri yetiştiriciliği yapan çiftliklerin satabileceği daha fazla ürün üretmek. Chopin henüz resmi bir araştırma yapmadı fakat bu sistemin balık çiftliklerinden kaynaklanan su kirliliğini %10 ile %50 arasında azaltacağını düşünüyor.

Araştırmacı, su ürünleri yetiştiriciliğindeki bu yaklaşımın aslında yeni bir şey olmadığı, Asya’da yüzlerce yıldır başarıyla uygulandığını belirtiyor. Chopin yalnızca bunu basitçe daha büyük ve endüstriyel ölçekteki su ürünleri yetiştiriciliğine getiriyor. Bilim insanının yaptığı bu işe de Multitrofik su ürünleri yetiştiriciliği deniyor. (Konuyla ilgili daha fazla bilgi almak ve Kanada’daki yetiştiricilik modelinin Türkçe versiyonunu indirmek için buraya tıklayın.)

Chopin ve Cooke Aquaculture’ın birlikte yetiştirdiği tatlı su yosunu – kelp’in tadına bakıldığında yosunun tadının tatlı, gevrek ve sonrasında ağızda herhangi bir tat bırakmadığı hissediliyor. Sonra bir başka yosunun tadına bakılıyor; altın kelp; çiğ ve yumuşak. Bunlar Monako’da, doğal bileşikleri kozmetik sektöründe kullanılmak üzere çıkarılan bir şirkete satılıyor.

Bu bölgede yetişen midyeleri satmaksa çok kolay.

Toten ilk başta, şirketin bu işi denemek konusunda isteksiz olduğunu söylüyor fakat sonuçlar iyi. “Sadece çiftliğin etrafındaki suya bakarak farklı anlayabilirsiniz. Su daha temiz.”

Pew Charitable Trusts’ta deniz koruma konusunda yıllardır çalışan Chris Mann, bu entegre büyütme yaklaşımının zahmete değer ve her derde deva olduğunu söylüyor. Sistem çoğunlukla lokalize olmuş su kirliliği sorununu ele alıyor fakat su ürünleri yetiştiriciliği ile ilgili sorunlara – parazitler, kafesten kaçan balıklar ve en önemli balık unu için gerekli olan avlama gereksinimine – değinmiyor. Bu iç sularda yapılan su ürünleri yetiştiriciliği için büyük bir problem.

Mann, “besleme için gerekli bileşenler çok fazla miktarda vahşi balığı avlama eğiliminde, bu zaten gergin olan balık stoklarının üzerinde baskı yaratıyor”.

Hamsi ve sardalya gibi türler somonu beslemek için kullanılıyor ve aynı zamanda vahşi ortamdaki somonlar, kılıç ve ton balıkları da kritik besinler arasında. Bu yüzden bir deniz korumacısının su ürünleri yetiştiriciliği yapan çiftlikler karşı duracağını düşünürsünüz fakat amacınız stokları korumak ve proteinin karbon ayak izini azaltmaksa yanıt çok basit değildir.

Mann, bir çok yönden deniz ürünlerinin karasal kökenli yetiştiriciliğe göre daha iyi ve daha az zararlı bir protein kaynağı olduğunu söylüyor.

Bu sorunu çözmenin bir yolu da daha az hayvansal protein tüketmek fakat hayvansal proteinin tadını alan dünya için Chopin’in yöntemi, en azından çiftlik balıklarının çevreleriyle olan etkileşimini daha iyi bir hale getiriyor ve araştırmacı balık unu probleminin küçük bir parçası için, geliştirdiği deniz yosunu kaynaklı bir katkı maddesi ile çözüm üretmek üzerinde çalışıyor.

“Bu sorunun tek çözümü değil fakat çözüm yollarından biri. Su ürünleri yetiştiriciliği pratikleri yavaş ama emin adımlarla değişiyor.”

Thierry Chopin şu anda Cooke Aquaculture’ın somon kafeslerinin yanında iki tür deniz yosunu üzerinde araştırmalarını sürdürüyor. Şirket yosunlarını özel olarak bir kozmetik şirketine özünün kullanılması amacıyla ürün olarak satıyor. Chopin ayrıca yosunların bir protein katkı maddesi olarak kullanılması üzerinde de deneylerini sürdürüyor.

npr.org adresindeki metinden Türkçe’ye çevrilmiştir.